Bir Zamanla CHP Vardı!

1951 tutuklamalarında, içeride Sansaryan Hanı'nda, işkencede, tabutluklarda yatan aydınlarla ilgili olarak, hiçbir gazeteci kılını kıpırdatmıyor, kale oynatmıyordu. Bu konuda, Ruhi Su'nun eşi Sıdıka Su, şunları söylüyordu:

"... Şimdi, şunu söylemek istiyorum, o zaman bizim ailelerimiz, başta benim ağabeyim Necmi Umut olmak üzere, Enver Gökçe'nin ablası Hatice Gökçe, İlhan Başgöz 'ün ablası Fevziye Başgöz, kendilerini tanıdığım, ancak şimdi adlarını anımsamadığım birtakım aileler, dışarıda savaşım verdiler. Soruşturmanın, kovuşturmanın bir an önce bitirilip yargılamanın başlaması için.. Bizim de tutukluların da tabutluklarda kaldığı, insanlık dışı koşullar altında, al hücrelerde kaldığımızı belirtip savaştılar. Savaşımında biçimi şu; benim ağabeyim başta olmak üzere, aileler bütün milletvekillerine mektuplar yazıyorlar. Durumu duyuruyorlar. Yani, milletvekilleri de durumu bilmiyor. Ondan sonra da bir grup, bunların başında da Hatice Gökçe ile Fevziye Başgöz -ağabeyim devlet memuru olduğu için o yok, fakat ben sanıyorum ki, yönlendiren o oluyor- Başbakan Adnan Menderes'le görüşmek istiyorlar; çevresindekiler, tabii Menderes'le görüştürmüyorlar; o zaman bir avuç insan -ki, bunların hepsi kadın- onlar, Köşkü'n ormanlık olan bir yerinden Menderes'in geleceği saati bekliyorlar. .. Ağaçların arasına saklanıyorlar ve orada, tam Menderes'in geleceği sırada, önüne çıkıyorlar. Onlar, önüne çıkınca, Menderes müthiş şaşırıyor, korkuyor, böyle gerilerken içlerinden bir diyor ki:

Biz, sesimizi size duyuramıyoruz, sizinle bizi görüştürmüyorlar. Biz derdimizi anlatmak istiyoruz, bizi dinleyin!

Polisler, üstlerine yürümek isteyince, Menderes:

Durun! diyor, içinizden bir-iki kişi gelsin...

Bunlar gidip anlatıyorlar; tutuklamaların 1951'de başladığını, hâlâ hücrelerde yaşandığını söylüyorlar; 'Biz yargılamanın başlamasını istiyoruz' diyorlar. Bir eylem bu. Mustafa Ekmekçi bunu yaz. Çok önemli bu. Hiç yazılmadı, ben de hiç anlatmadım."

Anladım efendim!

İkinci eylem, bu da çok önemli -geçenlerde olan ölüm oruçlarıyla ilgili bu- ikinci eylem şu: Sansaryan Hanı'nın alt katındaki hücreler, yanı tam bir tabutluk mu onu diyemeyeceğim, fakat en kötü hücreler; bir de en üstte tabutluklar var, onu biliyorum.

Kemal Aygün, Emniyet Genel Müdürü mü?

Evet, Kemal Aygun bizzat idare etti. Şimdi şöyle bir şey oldu; yine ailelerimiz uğraşıyorlar, milletvekillerine doğrudan mektuplar gidiyor, filan. O zaman CHP muhalefette. Durmadan sesini duyuruyor. Bir gün biz hücrelerdeyken, geldiler yavaşça bize. "Hücrelerinizi temiz tutun!" gibi laflar ettiler. Biraz sonra bir grup geldi; tak tak kapılar açılıyor, duyuyoruz. Benim de hücremin kapısını açtılar, bunların içerisinde yalnız Halide Edip Adıvar'ı tanıdım!

Ha, o da geldi!

Bu milletvekilleri hepsi hücreleri dolaştı. Halide Edip Adıvar, Faik Ahmet Barutçu, bunların ikisini anımsıyorum. Onların dışındaki milletvekillerini anımsamıyorum. Bunlar hücreler için Sansaryan Hanı'na geldiler, fakat Sansaryan Hanı'nda, onların geleceğine yakın, o alt kattaki bütün hücreleri yıkmışlar, kapatmışlar; anlatabiliyor muyum?

Anlıyorum!

Kapatmışlar; o zamanki CHP, o zamanki muhalefet diyelim, böylesine bir muhalefet yaptı!

Altmış kişiydiler!

Evet canım, yanı şimdiki gibi, bu ölüm oruçlarında biz iktidarı suçluyoruz. İktidar tabii bunu yapacak, ne bekliyoruz iktidardan? "Bizi kurtarsın" diye mi bekliyoruz? İktidar elbet bunu yapacak. Muhalefet, sadece laf ebeliği yapıyor, hem CHP, hem DSP. Hiçbir şey yapmadılar, ve bunların hiçbirisi ne cezaevlerine gitmişlerdir, ne yerinde görmüşlerdir, ne bir şey yapmışlardır. O zamanki CHP'nin muhalefetiyle, o hücreler yıkılmıştır.

Kaç sanık vardı, 1951 tutuklamasında?

106 sanık vardı. Ondan sonra, CHP'nin ikinci muhalefeti, o zaman, işte af çıkması için çalışıyorlardı, o zaman bir af çıktı mı, çıkmadı mı şimdi şu anda kafam karışık, anımsayamıyorum.

Siz, aftan sonra girdiniz!

Biz, aftan sonra girdik, ama CHP ağır bastırıyor, ve o zaman bir af çıkarıp da solu da içine katmak işlerine gelmiyor; hiçbir zaman onu yapmak istemezlerdi. Ve o zaman infaz sistemini değiştirdiler. İşte, "meşruten tahliye" bizim için konmuştur diye ben düşünüyorum. Çünkü, CHP o zaman ağır bastı, infaz sistemi değişti, biz beş yıl yatanlar bir, bir buçuk ay yararlandık, ama yedi yıl, on yıl yatanlar çok yararlandılar. Ve böylece, 1951 siyasal tutukluları dışarıya çıktı. Mustafa Ekmekçi ben senden şunu rica ediyorum, o zamanki muhalefetin yaptığı savaşımı vurgulayın!

Vurgulayacağım!

Yani, onu lütfen! Çünkü, bu arada böyle bir şey olsaydı, kendimi iyi hissetseydim "Cumartesi Anneleri”ne katılıp... Basın elbet gelecekti oraya; fakat kendimi çok rahat hissetmiyorum, kalbimden rahatsızım ben...

Biliyorum!

Çok sıcaktı, beni çok rahatsız etti...