Sayrıevinden yeni çıkmıştım, 1989'da. Muammer Aksoy aradı, şöyle dedi:
Bak Mustafa, ikimiz de sarı kart gördük. Aman dikkat edelim, kırmızı kart görmemeye bakalım!
Yarın 1 Eylül, Dünya Barış Günü, Muammer Aksoy'un öldürülüşünün de yıldönümü. Barış için savaşmış Muammer Aksoy'a yakışıyor, 1 eylül cuma gününden 3 eylül pazara dek, doğum yeri Ibradı'da üç gün şenlikler, törenler var. Ibradı, kadılarıyla ünlü, Akseki’ye bağlıydı bir zamanlar, şimdi Ibradı ilçe. Toroslar'ın tepesinde, üzüm bağlarından başka bir şeyi yok. O nedenle. “Geleneksel Ibradı Üzüm Şenliği" ile birleşti, Muammer Aksoy'u anma törenleri. Ibradı'da, Atatürkçü Düşünce Derneği'nin bir kolu da açılıyor. Atatürkçü Düşünce Derneği’nin kurucu Genel Başkanı olan Prof. Muammer Aksoy'un doğum yerinde, bunun şimdiye değin gerçekleştirilmemesi bir eksiklikti. Girişimcileri kutluyorum!
Prof. Muammer Aksoy, Ibradı'da 1917 yılında doğdu. Meclis albümünde ondan “hukukçu, siyaset adamı "diye söz edilir. SBF'de medeni hukuk doçenti iken, fakültede gelişen olaylar nedeniyle, görevinden ayrıldı. Çok kişi anımsar, fakülte dekanı Prof. Turhan Feyzioğlu'nun ünlü bir çıkışı vardı, “Nabza göre şerbet vermeyin!" demişti. Feyzioğlu, bunu Aydın Yalçın'ın uğradığı bir haksızlık nedeniyle mi söylemişti? Feyzioğlu'yla birlikte, Aydın Yalçın, bir de Şerif Mardin görevlerinden ayrıldılar. Turhan Feyzioğlu, CHP'ye girdiğinde, 1957’de Sivas'tan CHP milletvekili olup Meclis’e de girdi. Muammer Aksoy onlarla ilgili olmasa da, üniversitede özgürlük kalmadığı gerekçesiyle, fakülteyi bıraktı. 1958'de o da CHP'ye girdi.
1960 öncesinde, DP'den ayrılıp Hürriyet Partisi’ni kuranların, CHP ile güçbirliği yapmaları, birleşmeleri için elinden geleni yaptı. Bu birleşmenin mimarı oldu.
27 Mayıs Devriminden önce, yaptığı bir çıkış sonucu Sıkıyönetim Komutanlığı'nca gözaltına alındı. 27 Mayıs Devrimi olunca, 27 Mayısçılar, onu hapisten çıkardılar. Cezaevinden çıkınca, arkadaşı Prof. Bahri Savcı ya:
Artık ben, medeni hukuk hocası olmak istemiyorum. Anayasayı seçeceğim! dedi.
27 Mayıs Devrimi olur olmaz İstanbul'da oluşturulan Sıddık Sami Onar başkanlığındaki Anayasayı Hazırlama Kurulu’na Ankara’dan Prof. İlhan Arsel, Prof. Bahri Savcı ile birlikte katıldı.
Yeraltı zenginliklerinden petrol sorunu ile onun gibi ilgilenen sanki yoktu. 1961 Kurucu Meclisi'ne Antalya'dan girdi. Meclis’te, Anayasa Yarkurulu sözcülerinden oldu. Kurucu Meclis'ten sonra, üniversiteye döndü. Artık anayasacıydı, 1963 yılında profesör oldu. Toprak reformuyla çok yakından ilgiliydi. Haldun Derin başkanlığındaki toprak reformu çalışmalarına Abdi Özkök'le birlikte sürekli katıldı.
1970'lerden önce, CHP Parti Meclisi'ndeydi. 1969'un Mart ayında, İsmet Paşa'nın “kuyudan adam çıkarma" girişimi patlak verdi. İsmet Paşa, Celal Bayar'la birlikte eski Demokrat Partililere siyasal haklarını sağlayarak Süleyman Demirel’i köşeye sıkıştırmak istiyordu. Paşa'nın konuyu Parti Meclisi'ne danışmadan basına açıklaması, üç kişinin tepkisine yol açtı. Nermin Abadan, Prof. Muammer Aksoy, bir de Doç. Mukbil Özyörük Parti Meclisi'nden istifa ettiler. Genel Sekreter Bülent Ecevit, Nermin Abadan'a:
Siz devrim yobazısınız! dedi. İlhami Soysal, Nermin Abadan’la konuşup bunu yazdı.
12 Mart, birçok aydını, bilim adamını içeri tıktığı sırada, Muammer Aksoy da nasibini aldı, o da gözaltına alınıp tutuklandı. Çokları gibi, o da aklanıp çıktı.
1977 yılında, CHP’den İstanbul'dan milletvekili seçilip Meclis’e girdi. Muammer Aksoy, Antalyalı olmasına karşın, 1973’te Antalya'dan önseçimlere sokulmak istenmemişti. Çünkü, orada, bir ikinci Antalyalı vardı, Deniz Baykal! Bunu pek kimse bilmez. Muammer Aksoy’a, bir çeşit gözdağı verildi, “Antalya'dan aday olursa veto edileceği" bile söylendi kulislerde. Antalya zaten çıkarsa çıkarsa CHP’den en çok iki tane çıkarıyordu. Kazanabilmek için liste başı olmak gerekiyordu. Deniz Baykal varken, Muammer Aksoy'a ekmek olur muydu hiç? Muammer Aksoy bir daha aday olmadı. 1977'de İstanbul'da ise “kurtlar sofrası” kurulmuştu, Muammer Aksoy tek başına orada savaşım verdi. Hiçbir gruptan, hizipten değildi. Seçmenin sevgisiyle kazanıp döndü Ankara’ya. Meclis’te Anayasa Komisyonu başkanlığı yaptı.1980 cuntası işbaşına gelince, üniversiteye dönmedi; savunmanlık yaptı. Yazılar yazdı, savaşımını sürdürdü. Türk Hukuk Kurumu Başkanıydı.
Atatürkçü Düşünce Derneği'ni kurdu. Başkanlığa, Nadir Nadi’nin gelmesini istiyordu. Nadir Bey, “Beni bağışlasınlar, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu olsun!" diye önerdi. Velidedeoğlu, derneğin onursal başkanı oldu. Muammer Bey, devrimci öğretmenin sorunlarıyla yakından ilgilendi, onların davalarını alıp savundu. 1980’den sonra Ankara Barosu başkanlığına seçildi.Yann Ibradı’da olmak vardı; kim bilir ne güzel konuşmalar dinleyecektim. Oraya gideceği sırada, ADD Genel Başkanı Suphi Gürsoytrak'la konuştum. O, Gürbüz Tüfekçi, Ibradı şubesinin açılışı için büyük çaba gösterdiler. Almanya'dan Çeşme'ye gelen ADD Almanya Başkanı Dursun Atılgan ileti yolladı.
Önceki gün çıkan “Karaören’in Odasındaki Fotoğraf... " başlıklı “Ankara Notları”nda, son paragrafta, dördüncü satırda "Atatürk 'ün Harp Okulu'nda öğretmeni olan kişi" diye geçiştirdiğim, Esat Sagay'dır. 1927'den 1938’e değin milletvekiliydi. 1930, bir de 1932'de iki kez ismet Paşa kabinesinde Milli Eğitim Bakanlığı yaptı. Bakanlık süresi iki aydan çok fazla. 1874'te Selanik’te doğan Esat Sagay, 22.5.1938'de ölmüş.
Arkadaşımız Işık Kansu, Mareşal Çakmak’ın yanındaki Halis Bıyıktay'ın sağ omzundan bakan kalpaklı kişinin, büyükamcası Mazhar Müfit Kansu'ya benzediğini söyledi. Dün yayımlanan fotoğrafa baktım, Işık Kansu'ya da benziyor valla. Olabilir. Suphi Karaman:
Ben, Sami Bey’in odasındaki fotoğrafı yakından görsem, çoğunun kim olduğunu bilebilirim! diyor.
3 Ağustos 1995, Cumhuriyet