Bir Avuç Aydın...

Asiye Eliçin, 1942'lerde, Eskişehir’de yargılanırken, Nâzım Hikmet’in savunmanlarından İrfan Emin (Kösemihal) gelir Asiye’yi savunmaya. İrfan Emin:

Buradan bir savunman bulmak daha iyi olur, der.

Ancak, hiçbir savunman almaz davayı üzerine; kimse adı komüniste çıkmış bir öğretmeni savunmak istememektedir. Birini önerirler, "Alırsa o alır" derler, ancak o da alamaz. Asiye Eliçin, savunmasını hazırlayabilmek için dosyalardan notlar alır. İrfan Emin’le birlikte, mahkemeye gidip çalışmalar yapar. Başyazmanla, yazmanlarla "ahbap" olmuştur. Kapının yanından saçları hafif dökülmüş bir adam girer içeri, saçlarının kalanlarım düzelterek:

Kim bu hanımefendi, hangi barodan? diye sorar yanındakine. Asiye taşı gediğine koyar, karşılık verir:

Hapishane barosundan! Hani şu, davasını savunmanların almadığı...

Öyle mı efendim? Öyle mı efendim? der, çıkar gider adam. O da belki de Asiye’ye kur yapmaya hazırlanıyordu kimbilir? Asiye Eliçin anlatıyor:

"Öyle müthiş bir şöhret kazanmıştım ki, davamı kimse almıyor. Yargılamalardan sonra 7.5 yıl hapis giydim. Kararı temyiz ettim. Temyiz layihasında, zamanaşımını da saptamıştık."

Asiye Eliçin’e yüklenen suç: Çifteler Köy Enstitüsü’nde komünizm propagandası yapmak. Ancak, Asiye Eliçin, mahkemenin verdiği bu hapis cezasını çekmez. Bu. -saçma davanın kapanıp rafa kaldırılmasında. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün de etkisi olduğu o zaman kulaktan kulağa dolaşır. Asiye Eliçin’in eşi, öğretmeni Emin Türk Eliçin ise, konservatuvardaki görevinden uzaklaştırılır. Hasan Âli Yücel ile Emin Türk, o zamanki Türk Dil Kurumu’ndan yakın arkadaşmışlar. Hasan Âli Yücel’in de, o dönemde başı dertten kurtulmamıştır. Bakanlıktan ayrıldıktan sonra, bir gece karşılaşırlar:

Emin, diye sarılır boynuna, beni yalnız bırakma!

Hasan Âli Yücel’in müfettişlik dönemlerinde, Emin Türk'e, “dâhi çocuk, dâhi genç" derlermiş. Emin Türk Eliçin, ilkokul öğretmeniyken, "Resimli Ay”da yazdığı yazılardan sonra, görevinden uzaklaştırılır. Atatürk'ün Milli Eğitim Bakanlarından Dr. Reşit Galip'in (1893-1934) zorla odasına giren Emin Türk, bakana şöyle der:

Ben haydut değilim, dağdan inmedim. Ben fikirleriyle savaşım veren bir gencim. Niye beni kabul etmiyorsunuz?

Emin Türk'ün bu biçimde konuşması. Reşit Galip’in hoşuna gider. Reşit Galip, ona Türk Dil Kurumu’nda görev verir. Reşit Galip:

Yetenekli köylü çocuklarını, Ankara ’ya getirip okutalım! der. Bunu birlikte kararlaştırırlar. Köylerden 3-4 çocuğun bulunup getirilmesi sağlanır. Suat Taşer (1919-1982) yetenekli görüldüğünden ortaokula yazdırılır. Suat Taşer sonra, konservatuvara geçerek ünlü bir tiyatrocu, sanatçı olur. Emin Türk'ün koyu Genezin’den getirilip okutulan İbrahim Erden de ortaokula yazdırılmıştır. Daha sonra DTCF’ye giren İbrahim Erden, DTCF’de, Muzaffer Şerif, Behice Boran, Niyazi Berkes’lerle yakın dostluk kurar, İlerici Gençler Derneği’nin kurucuları arasındadır. DTCF'yi bitirmeden memurluk yaşamına başlar, sonra emekli olur. Köyden getirilip yetiştirilenler arasındaki gençlerden Şakir Büyük ile Veli Baş, "İnşaat Usta Okulu"na yerleştirmişlerdir. Şakir Büyük, halen yüklenicilik (müteahhitlik) yapmaktadır. Veli Baş ise, Makine Kimya Endüstrisi Kurumu’ndan emekli olmuştur.

Emin Türk Eliçin, Türk Dil Kurumu'nda hızlı çalışır. Anadolu’dan derlediği 800'ü aşkın yeni sözcük. Derleme Sözlüğü'nde yer alır Besim Atalay, Nurullah Ataç yakın dostları arasındadır. Arkadaşları Emin Türk’e:

Bizim söyleyemediğimizi sen söylüyorsun, başına bela geliyor, diye takılırlarmış. Asiye Eliçin anlatıyor.

"Bir gün Nurullah Ataç'ın bir konuşmasına gitmiştik, hayran olmuştum. Çok orijinal (özgün) düşünceleri vardı. Eski Grekçeye çok düşkündü." (İçimden "Bir avuç aydın" diye geçiriyorum. “Ancak, namuslu aydınlar...")

Asiye Eliçin, o zamanki yönetimi eleştiriyor:

Emin Türk'ü baştan sona aç bırakmak için ellerinden geleni yaptılar. Emin Türk 1966’nın Martı'nda 59 yaşında oldu. Aramızda 16 yaş farkımız vardı, ben 74'üme girdim...

Asiye Eliçin’in annesi İstanbulluydu, hatta Kafkaslı, Çerkezdi annesi, Dağıstanlı. Babası ise Nevşehir’in Genezin Köyü’nden.

Asiye Eliçin'e sordum:

Siz Çifteler’den ayrıldıktan sonra, öğrencilerin ifadelerini alıyorlar. Bunlar mahkemede okundu mu?

Tabii, bir ifade için Ankara'ya gittim geldim. Yazılıyor, yetişmiyor, yeniden gönderiliyor. Onun için 7.5 yıl sürdü dava.

Kaç öğrenci ifade veriyor?

Vallahi, anımsamıyorum, ama en azından bir 30 öğrenci var.

Bunlar aleyhinize mi ifade veriyorlar?

Aleyhime verdiriliyor. 30 polis, enstitüyü basıyor. Bunların canlı tanığı öğrencilerden Bekir Semerci’dir. Keşke Bekir Semerci de burada olsa da o da konuşsa. Veli Demiröz’le ikimiz yanyana sanık olarak yargılandık ..

***

25 Mayıs Cumartesi Sümeyra Çakır’ın 50. yaş günü kutlanıyor. Sümeyra, 5 Şubat 1990’da yurtdışında, sürgünde öldü. Sümeyra'nın yaş günü için cumartesi günü saat 16.00’da İstanbul’da Mimarlar Odası, Yıldız Sarayı Dış Karakol binasında. -Mimarlar Odası orada- bir toplantı düzenliyor. Buraya Ruhi Su Korosu ile Sıdıka Su da gelecek...

Ankara'daki TÜYAP 3. Kitap Şenliği sürüyor. Bir “Gülgeç”te, "Domuzuna Yazılar"ı, bir “Ümit Yayıncılık”ta. “Çarıklılar”ı, yeni kitaplarımı imzalıyorum. Okurlarla söyleşiyorum. Çok kalabalık değilmiş, olsun; çok keyifliyim!