Aziz Nesin Rüzgârı...

Aziz Nesin köktendinci (fundamentalist) akımlara karşı, önerilerde bulundu.
İstanbul'da, “Basın Müzesi "nde düzenlediği basın toplantısında, köktendinciliğe karşı bir “ulusal komite” kurulmasını istedi. Bu komiteye Türkiye’nin ayrıcasız ve gerçek demokrasiye inanmış tüm sivil toplum örgütleri, tüm demokratik örgütler, tüm meslek odaları ile benzeri kuruluşların katılmaları düşünülmeliydi.
Ulusal komite oluştuktan sonra, bütün dünyanın hükümetler dışı sivil toplum örgütlerine mektuplar yazılarak bu girişim anlatılacaktı. Aziz Nesin, “Bugüne dek değınilerimden edindiğim izlenime göre böyle bir konferansa büyük bir uluslararası ilgi vardır" dedi. Aziz Nesin daha sonra, şunları söyledi:
“UNESCO milli komiteleri, PEN kulüpleri, yazarlar birlikleri, yayıncılar birlikleri gibi kuruluşlar komitenin doğal üyeleri olduklarından iş bu konferansın finans kaynağının elde edilmesi kolay olacaktır.
Böyle bir konferansın İstanbul'da yapılmasının sayısız yararlan ortada ve açıktır. Gerek Türkiye 'nin coğrafi durumu gerekse henüz resmen köktendinci (fundamentalist) bir rejime girmemiş olsa bile son 20-30 yıldan beri nasıl sinsice ve hızla köktendinciliğe (fundamentalizme) sürüklendiği görülmektedir. Bu yüzden konferans yeri olarak İstanbul düşünülmüştür.
Hükümetin böyle bir konferansa izin vermemesi düşünülemez; çünkü izin vermeme halinde bu, yaklaşmakta olan fundamentalizmi kabul etmemek demek olur. Umuyorum ki bu nedenle hükümet de böyle bir konferansı hem de istekle kabul edecektir. Bununla birlikte hükümetin izin vermemesi durumunda uluslararası komitede konferansın alternatif bir yerde yapılmasının belirtilmesi önerilecek.
Böyle bir konferansın, değişebilir de olsa olası tarihini şimdiden saptamamız gerekir. Bu konferansı iyi, düzenli ve hızlı bir çalışmayla 1996 yılının güzünde İstanbul'da düzenleyebileceğimize inanıyorum.”
Aziz Nesin, aydınlara sesleniyor, şöyle diyordu:
Dostlarım, arkadaşlarım, meslektaşlarım, Türkiye'nin ilerici ve uygar aydınlan, yurdumuzun günümüzde içine düşürüldüğü yobazlık, bağnazlık ve aşın dinsel gericilik, bataklığını hâlâ görmemiş olmak, bırakın aydınların uzak görürlülüğünü kör olmak demektir. Hepimizi birlikte greve çağırıyorum... Sevgilerim, Saygılarım ve sonsuz güvenimle...
Bu hafta, Foça’da, Çeşme'de Aziz Nesin rüzgârı esti. Foça Belediye Başkanı Nihat Dirim'in açıklamasına göre. “Beşkapılar”da yapılan toplantıya 750 kişi katıldı. 750 kişi de dışarıda konuşmaları izledi. Aziz Nesin, Foça'da denize girdi! Gazetecilerden Tülay Cengiz, İzmir'den Foça'ya giderek onu yakından izledi.
Aziz Nesin, önümüzdeki günlerde Almanya'ya giderek köktendinciliğe karşı çağrısını orada da aydınlara anlatacak. Aziz Nesin’in Almanya gezisi üç-dört gün sürecek. Aziz Nesin'le konuşuyorum, şöyle diyor:
Türkiye 'nin bugün artık geldiği nokta, önemli bence. Bunun savsaklanacak, yeri, hali, zamanı kalmadı. Aydınlar, buna bir çare bulmaya uğraşmalıdır. Ben o kanıdayım. Çünkü, bazı gazetelerde yazarak, konuşarak bunun önüne geçilemiyor. Bu yalnız Türkiye’nin sorunu değil; dünyanın başat sorunu. Çünkü, bazı sorunlar var ki onlar ulusal, örneğin Kürt sorunu Türkiye ’nin çok önemli bir sorunudur, ama eninde sonunda ulusal bir sorundur. Enflasyon sorunu Türkiye'nin kendi sorunudur. Bunun gibi... Ama, köktendincilik (fundamentalizm) ve bağnazlık (fanatizm) sorunu yalnız Türkiye'nin sorunu değil, bütün dünyanın sorunudur. Taa Japonya'ya değin, işte tarikatlar ortaya çıkıyor, kıyametler kopuyor, insanlar öldürülüyor... Amerika 'da var bu; İsviçre 'de daha yakınlarda 60 tane yeni din mensubu intihar ettiler toplu olarak. Filistin'de var, Yahudilerde var, dünyanın her yerinde var bu...
Bu, köktendinciliğe karşı toplantıya kimleri çağırıyorsunuz, kimler gelecek?
Avrupa'nın, Amerika'nın ve Asya'nın önde gelen, bu konuda bilgisi olan aydınlarını, bilim adamlarını, sanatçılarını, gazetecilerini çağıracağız. Bu konuda yazmış, bu konuda bilgisi olanları çağıracağız. Ne yapılması gerektiğine hep birlikte karar vermeye çalışacağız. “Şu yapılsın" diye birşey empoze etmek istemiyoruz...
Anladım.
Tabii buraya Salman Rüşdi'yi, Teslime Nesrin’i çağırmak istiyoruz. Olabilirse ben Necip Mahfuz’u tanırım, çok ihtiyardır, o Kahire'de de evinden haftada bir defa çıkıyor, o da yardımcılarıyla, korumalarıyla...
Kaç yaşında?
Benden yaşlı!
Siz yaşlı mısınız ki, “Benden yaşlı" diyorsunuz? (Kahkahalar)
Benden yaşlı bir adam, onu da eğer gelirse çağıracağız. Bu gibi insanların hepsini, her yerden çağıracağız. Avrupalı, Asyalı, Uzak Asya'dan aydınları, Japon aydınlarını çağıracağız. Konuşacağız, dinleyeceğiz. Bu, tam bir kesin çözüm olmaz. Böyle bir konferans düzenleyince ertesi gün köktendincilik kalkmaz. Ama, dünya kamuoyunun bütün dikkatlerini bunun üzerine çekmiş oluruz. Bu, umarlardan bir tanesidir.
Anladım.
Bunu tabii, İstanbul’da yapmamızın nedeni, bizim için tehlikenin çok önde gelmesindendir. Ama, buna hükümet izin vermezse, ki vermesi gerekir; çünkü hükümet izin vermezse, fundamentalist olduğunu kabul etmiş olur. Türkiye'nin fundamentalist olduğunu...
Tansu Çiller’le Erbakan birbirlerine girdiler. Çiller, Erbakan'a, “Siz bize dinsiz diyemezsiniz, derseniz asıl dinsiz sizsiniz!” dedi.
Olacaktır bunlar. Dinciler, kendi aralarında İslamlığı beğenmeyeceklerdir. Avrupa'daki bir kısım Müslümanlar, devletin din adamlarına, “Kemalist" oldukları için ve “Kemalist” dendiği için onlan kabul etmiyorlar. Avrupa'da camiler ayrılmıştır. Birbirlerinin camilerine gitmezler!