Aren: Biz Sosyalistiz!

Prof. Sadun Aren'le söyleşi, çok tatlıdır. Yumuşak, esprili bir anlatımı vardır. 1965-69 Meclisi’nde sağcı milletvekilleri, belki de bir onu, gürültü yapmadan dinlerlerdi. Sadun Bey, HADEP’le Birleşik Sosyalist Parti'nin işbirliği yapmasına karşı çıkmıştı. Bunu sordum telefonla. Şöyle:
Sadun Bey, HADEP'le işbirliğine karşı çıkmışsınız. Yayılan söylentilere göre bu, neredeyse çekilme havası veriyor...
Çekilmek söz konusu değil ama, karşıyım!
Neden karşısınız?
Efendim, şimdi ben yalnız HADEP'e karşı değil, partinin başka herhangi bir partiyle işbirliği yapmasına karşıyım. Şu bakımdan: Yani biz, bir sosyalist partiyiz; zaten kendi içimizde bazı sorunlarımız var, yani yeni bir sosyalizm oluşturuyoruz...
Doğru!
Şimdi hal boylayken birdenbire, örneğin HADEP’le (Halkın Demokrasi Partisi) işbirliği yaparsan, adam diyecek ki gayet doğal olarak, "Şimdi önemli olan seçimdir, sosyalizm değildir!" diyecek. Yahut bu işbirliğini CHP ile yapsak, CHP diyecek ki 'Bırakın şimdi sosyalizmi (kahkahalar), bir demokrasi filan..." Peki, biz ne zaman sosyalizm yapacağız? Bu memleket, bir sosyalist partinin sosyalist kimliğiyle sahneye çıkmasına ne zaman olanak verecek? Yani, buna bir yerde "dur” demek lazım. Biz önce sosyalistiz, ondan sonra... Önce, bir büyüyelim, gelişelim, filan, kimliğimiz, kişiliğimiz tam bilinsin, ondan sonra başka şeylerle de uğraşırız. Biz, tabii Kürt sorunuyla sosyalist kimliğimizle uğraşırız. Ama, Kürt sorunuyla başka bir kimlikle uğraşmak istemeyiz. Kürtlerin haklarını korumak filan, bizim o sosyalist kimliğimizin içinde bir şey. Ama, şimdi biz tutacağız. HADEP’in listelerine gireceğiz!..
Siz, SHP'yi bile kabul etmediniz değil mi?
Evet, yani böyle bir şey olmaz; o bakımdan. Yani bu kadar hayatımızı, biz sosyalizm için harcamak istedik, uğraştık. Sosyalizm, ben çok ümit ediyorum, çağdaş yorumu ile ilgili olarak söylüyorum, tabii eski tipte sosyalizm düşünmüyorum; onun için benim itirazım bu noktadaydı. Ve itirazın hâlâ sahibiyim!
Walesa filan da gittiler yani, bakıyorsunuz sosyalistler geliyor yine.
Sosyalizm, yeni yorumuyla sosyalizm tabii, sosyalizm, komünizm bir hız kazanıyor, geçerlilik kazanıyor, dünyada da. Onun için, niçin bu işlerimizi feda edelim onun için, yani o Kürt sorununa olan tavrımız, eskiden tavrımız neyse, yani Kürtlerin demokratik haklarının savunucusu olmaya devam ediyoruz; bu bizim sosyalist kimliğimizle çatışmaz, onun bir gereğidir. Böyle bir seçimde, başka bir partinin kimliğine bürünerek seçime girmek doğrusu bana hiç iyi gelmedi!
Anladım, arkadaşlarınız giriyorlar ama...
Şimdi efendim, oylandı, çoğunlukla kazandı tabii.
Kaça kaç oldu?
39 evet. 75 hayır! (Cumhuriyet'te okuduğuma göre, işbirliğine karşı çıkanlardan Rasih Nuri İleri BSP'den ayrıldı. M.E.) Ama, tabiidir ki, o seçimin yapıldığı yer, partiyi yüzde yüz yansıtıyor mu, ayrı bir mesele. Tabii, bunlar çözüm olmaz. Bizim partimiz zaten, monolitik (tek parça) bir parti olmadığı için, böyle bir şey olanaklıdır. Biz buna cevaz (İzin) veriyoruz parti olarak. Yani, çoğunluğa uymak zorunluğu yoktur. Hele böyle bir konuda, yani partinin kimliğinin söz konusu olduğu bir konuda. Sanırım, bu işi gene de aşarız.
Nasıl aşarsınız?
Bir bölünmeye filan neden olmaz yani bu, o anlamda söyledim, kimliği bakımından olmaz. Sosyalist kimliğimizi koruruz. Zaten benim önerim şuydu: Bu konuda arkadaşlarımızı serbest bırakalım. Kimseyi desteklemeyelim. Örgütümüz, kendi bölgesinin durumuna göre, takdirine kalmıştır, kimi desteklemek istiyorsa onu desteklesin. Ama, merkezi olarak biz, “Falan şeyi destekliyoruz!” demeyelim!
Anladım!
Benim zaten görüşüm buydu. Fiilen de olacak olan budur. Herhalde. Trabzon'da HADEP listesinden girecek değiller (kahkahalar). Yahut Giresun'da, ya da şurda burda, yanı fiiliyata da bakalım ne olacak? Tabii, bir şeydir; düşünülmesi, üzerinde durulması gereken bir durum hasıl olmuştur. Onun için, gerekli düşünme payı olsun diye de ben böyle bir itirazımı basit biçimde ortaya koydum. Zaten Cumhuriyet'te bir haber çıktı. Ben onun çok daha genişini partideki konuşmamda yaptım.
Peki, geçmiş deneylerden filan da esinlendiğiniz oldu mu? (Bu konuyu bir ayrı yazıda yazmak istiyorum. M.E.)
Evet, yani biz örneğin TİP olarak hiçbir zaman, hiçbir partiyle işbirliği falan yapmadık. Usumuza bile gelmedi. Bir yararı olduğunu düşünmüyorum çünkü. Bizim herhangi bir partiyle, HADEP'i kastetmiyorum, işbirliği yapmamızın ne faydası olabilir? Şöyle bir şey düşünülebilir: Meclis'e bir-iki partili sokmak, böyle birilerinin sırtından örneğin, bir parti diyor ki bize: “Gelin, sizden iki kişiyi milletvekili yapalım! Meclis'e girecek bir yere koyalım!” Haydi, hesap kitap olarak düşünülebilir. Ama, ideolojik olarak bunlara cevaz (izin) verilmez. Pratik olarak cevaz verilebilir. Yani pratik olarak cevaz verilmesine karşı değilim. Ama, öyle bir durum da yok. “Efendim, işte seçimdir, seçimde faal olmak lazımdır" filan gibi düşüncelerle, işbirliğinden yana değilim!
BSP Genel Başkanı Sadun Bey’le konuşurken 12 Mart’larda söylenen bir türküyü anımsıyordum içimden. Bizim evde, Behice Boran'lar, Figen Molu’lar (Er) söylerlerdi. Türkünün kimi dizeleri şöyleydi:
"Jandarma biz sosyalistiz, biziz yalnız dost sana/Kurtuluşun bizimledir, elini uzatsana!
Jandarma sen ah bir bilsen, sana ne iş verdiler/Belki bir gün, zabit sana köylünü kurşunla der!
Ay ışığı jandarmanın süngüsünde parlıyor,/Mahpus yoldaş pencereden jandarmaya bakıyor.
Ve diyor ki o, jandarma sen kardeşimsin, köylümsün/Köylerinde salgın gezen köyden geldin belki dün.
Anan, karın çocukların köyde aç kaldılar/Ne hükümet el uzatır, ne ağadan medet var!.."