Anayasayı Okumayan Milletvekilleri...

Almanya'dan, Esslingen'den yazan, Avrupa Eğitimciler Akademisi 2. Başkanı Dr. Mustafa Barış, mektubuna şöyle başlamış.
“Sevgili Sevgi Ağacı
Mustafa Ekmekçi,
Bir yaz mektubu Aziz Nesin 'm savunması (...) yazınızı okuyunca eskimezleri ve tükenmezleri Murat Belge’den Erbil Tuşalp'a kadar anımsadım. Rus yazarı Boris Pasternak'ın Dr. Schivvago romanını da. Romanın (2) büyük kahramanlarından başka (Dr.Schivvago ve Lara) yüzlerce ad, olayların içinde Rusya rejimini eleştirmektedir. Roman toplatılır, ünlü yazar ünlü Rus Yazarlar Derneği’nden ihraç edilir. Oylamada bir tek ret var (Kim olabilir?) Nâzım!
Moskova Savcısı, Pasternak’ın savunmasına yasak koyar ve roman için şöyle der: ‘Bu, roman değil, düpedüz isyana teşvik İncil bildirisi (...)'
Pasternak şöyle yanıtlar.
Halk okuyorsa onu, o hem bir bildiridir, hem dilekçedir, Rus halkı (halkları) koyun sürüsü değildir (...)
Şöyle yazıyorsunuz: ‘O günler, bir film şeridi gibi gözümün önünden geçiyor. Dilekçe bir yıla yakın sürede hazırlanmıştı’. Doktoral bir çalışma. Ne güzel. Yaşayanlara uzun ömur, aramızdan ayrılanlara da.
Aziz Nesin her gün benim odamda
Ekmekçi de ara sıra kahvaltıda
Nâzım peyniri keser, çay Sabahattin Ali’den
Abidin Dino resimleri çizer
Yazıyorsunuz: 'Dilekçeyi imzalayanlar binleri aşmaktaydı. Ancak savcılar imzalayanları değil, imzalatanları sorumlu tuttular. Savcılık, buna 'dilekçe' değil, 'bildiri' diyordu. ' Ne demiş Kenan Bey:
Hepsini tutuklayın! mı ne demiş, ötekinin sorusu:
Ekmekçi briç bilir mi? Nasıl oynuyor?
Yazınızda, 'Davanın 1 numaralı sanığı Aziz Nesin, savunmasını yapmak üzere birkaç adım attığı sırada, savunmanı Veli Devecioğlu oturduğu yerden:
Türkiye yürüyor! dedi, diyorsunuz.
Aziz Nesin'le Türkiye değil, dünya yürüyecek.
Boris Pasternak tutuklanır. Savunmasında şöyle der:
'Yazarı, yasalar önünde okur-yazar savcılar suçlasın. Yazarı da aklı başında yargıçlar (sivil) Komünist Partili (olmayan) yargılasın ve içeriye tıksın.
Şimdi benim yürümemi kısıtlayacaksınız. Ya Rus halkının yürümesini nasıl durduracaksınız? Yazar zaten yazar ise, o kendini gerektiği yerde tutuklar. (...)'
O yıkılmaz görünen koskocaman Büyük Rusya komünist yasaları duvara çakılmış harfler gibi teker teker düştü. Türkiye'de de o 82 Anayasası sivilleşecek. (Acaba bu anayasayı Meclis'teki kaç milletvekili okudu, analiz etti? Anlamadığı yerleri kimlerle tartıştı, vs. )
Anayasanın tam metnini okumayan milletvekilleri nasıl milletvekili olur?
Rahmetli Mumcu’nun son Almanya gezisinde sormuştum
Bu bakanlarımız 82 Anayasası'nı ciddi biliyorlar mı? Biliyorlarsa, bu anayasa ile Kemalizmi ve Cumhuriyeti nasıl yönetebilirler? 15 madde, Meclis'in üstünde bir kara leke değil mi? demiştim... Yanıt şöyleydi:
Türkiye'de anayasa var, okunması ve incelenmesi ayrı yasaklı Sayın Cumhurbaşkanı’nın anayasayı bir baştan bir başa madde madde okumadığı kesinlikle biliniyor. Çünkü zaman zaman konuşmalarında anayasaya aykırı konuşuyor (O zaman Çankaya'da Hacı TÖ vardı. M.E.)
Koskoca Ecevit size küsmüş. Sizin de küs olduklarınız varmış! Kurthan Hoca yazmıştı, bizim aydınlar küstüler mi, iyi küserler. Hem Sanskrit medeniyetini inceleyeceksin, sonra en yakın gazeteci komşuna bir merhaba demeyeceksin.. Bu aydınlarımız sırası geldiği zaman hiç eğitim görmemiş halk kitlelerinden hoşgörü istiyor, birlik beraberlik bekliyor!
(...)
Çağdaş Türk Dili'nin Yaşamöyküleri özel sayısını aldım. Hazırlayanların ve hatırlatanların ellerine sağlık. Tebrik ve daha nice başarılar (Sizinkini unuttular mı?) (Unutmadılar, Şemsettin Ünlü ısrarla istedi, ben hazırlayıp veremedim, M E.)
Derginin tanıtımı için yeniden kolları sıvayacağım. Viyana televizyonundan (bizim) Serdar Erdost, Ütopi dergisinden Mehmet Kaya, Muhsin Özcan, Anayurt dergisinden Mustafa Armut üyeliklerini hemen başlatacaklar. Kuzeyde R. Uysal tanıtımını yapacak..."
Mustafa Barış, mektubunun en üstüne sağ köşeye "Eskimez-tükenmez dost" Aziz Nesin diye yazmış.
***
Azınlık hükümeti programı bugün okunuyor Bir yanda da Bülent Bey’le Deniz Bey kapışıyorlar. Kanımca, İsmet Paşa’dan kırık not almış Bülent Bey, Deniz Bey'i katlıyor. 1977 Haziranı'nda, Deniz Bey’in MHP’lilerle ilişki kurup, Bülent Bey'i, MHP ile ortaklığa zorlaması olayı ilginç. Ne demiş Bülent Bey:
Bana bu konuyu bir daha açma. Beynimin içine dinamit sokuyorsun!
1977 seçimleri öncesinde, Kayseri, Niğde illerinde nabız yokluyordum. Cumhuriyet adına Niğde'ye varınca, Deniz Baykal'ın o yörede dolaştığını öğrendim. Bor'da birlikte olduk. Akşamüstü ortalık kararıyordu. Faşolar, Deniz Bey’i konuşturmadılar. Bağrışıyorlardı:
Kahrolsun komünistler! Komünistler Moskova'ya!
Deniz Bey, çok sakin, onlarla konuşmaya çalışıyor.
"Bakın, beni dinleyin gençler!" diyordu, ama dinletemiyordu.
Bor'dan ayrılırken, bindiğimiz araba taşlandı. Camı kırıldı!
Deniz Bey’e sordum:
Deniz Bey, bu teröre ne diyorsunuz?
Sayın Ekmekçi, siz terörü ciddiye mi alıyorsunuz?
Şaşıp kalmıştım Bülent Bey'in açıklamaları sonucu, durumu daha iyi anladım. Deniz Bey’de küs, iyi mi?
Bir de Mustafa Barış’a Japon Rektör Y. Kimura şu öneride bulunmuş:
İşçi ve öğrenciye çok para vermeyin, çok eğitim verin. Üretim arttıkça onlar da zaten paylarını alırlar Köy Enstitülerinizden biz, bu düşünceyi çıkardık...
Bu da güncel konulardan biri.