Kamu çalışanlarının cumartesi günkü, Bakanlıklarca sona eren yürüyüşünü izlerken düşünüyordum:
Güvenpark’ta, halay çekenleri gözaltına alıp götüren polis, bu kez kendisi geriye çekiliyor; memurların kılına dokunamıyor. Doğrusu, birincisi değil, İkincisidir. Şiddete başvurmadan haklarını arayanlar, sessizce dağılmasını biliyorlar. Polisin bundan çıkaracağı pek çok ders var...
12 Eylül'ün yasalarından çoğu, artık eskimiştir. Meclis, bunları değiştirmezse kendiliğinden işlemez duruma gelecek. Bu, 27 Mayıs Anayasası'nın kafalarda, yüreklerde bıraktığı İzin sonucu...
27 Mayıs'ı bir "darbe" olarak düşünmek yanlış. Hangi darbe, demokratik bir anayasayı getirmiştir? 27 Mayıs'ı ilk öğrendiğinde İsmet Paşa'nın kuşkusu şu olmuştu:
Gitmez ki bunlar!
27 Mayıs'ı gerçekleştirenlerin çoğunluğunun en birinci özellikleri, demokratik bir seçimle gitmeyi gerçekleştirmeleridir. 12 Eylülcüler, ellerinden gelse gitmezlerdi; ancak, 27 Mayıs devrimidir ki, onları tıpış tıpış götürmüştür.
Şimdi, kimi gazete köşelerinde demokrat geçinip asmalar budayanların 12 Eylül havasında yazdıklarını unutmadım; 12 Eylülcüler, "Gideceğiz!" dedikçe, bunlar, "Nereye gidiyorsunuz? Ortalığı temizlemeden gitmek yok!" diye yazarlardı. Onları okurken utancımdan yerin dibine geçerdim!
Köy Enstitülerimin kurucusu Baba Tonguç, 27 Mayıs devrimi olup da herkes zil çalıp oynarken düşünceliymiş.
Bak, demişler, sana yıllar yılı eziyet edenler, süründü- renler, gittiler işte Yassıada 'ya. Sevinmez misin?
İsmail Hakkı Tonguç karşılık vermiş, elini sallayarak:
Gitseler ne olacak, gitmeseler ne olacak?
Tonguç, 27 Mayıs sabahından başlayarak, anayasaya girecek eğitim ilkelerim hazırlamaya başlamış. Tonguç. 27 Mayıs devriminden sonra, bir ay bile yaşamadı. 1960'ın 23 Haziranı'nda öldü. O yirmi günlük süre içinde evi, doldu doldu taştı...
27 Mayıs cuma sabahı anıtgömüte gidemedim, ama akşam Anadolu Kulübü’ndeki yemeğe katıldım. Yemekte, kimi 27 Mayısçılarla eşleri vardı. Baş köşede eşler oturuyordu. Mucip Ataklı'nın eşi Hatice Ataklı ile kızı Safiye Ataklı, Kaniye Acuner, Firuz Gürsoytrak, Fatma Karavelioğlu, Yıldız Küçük, Fazilet Tunçkanat, Cansel Solmazer… Eski Milli Birlikçi, tabi senatörlerden de şunlar var: İrfan Solmazer, Sami Küçük, Şükran Özkaya, Haydar Tunçkanat, Kamil Karavelioğlu, Suphi Gürsoytrak, Ekrem Acuner, 27 Mayıs Milli Devrim Derneği Başkanı emekli Kurmay Albay Hüseyin Avni Güler. 27 Mayısçıların yemeğine, eski CHP'li bakanlardan Ferda Güley, eşi Jale Güley ile üst kattaki "Avrasya" toplantısında Azerbaycanlılarla birlikle olan, 14’lerden Muzaffer Özdağ da gelip katıldı.
Anadolu Kulübü’nde kravat zorunluluğu, yaz dolayısıyla kaldırılmıştı Münir Ekşi, bir köşede bir başına oturuyor, yiyip içiyordu. Hüsamettin Çelebi, arkadaşlarıyla birlikteydi. Çelebi, bir ara peçeteye yazdığı bir iletiyle masadakilerin 27 Mayıs bayramını kutladı. Bana da "Sevgili Ekmekçi, kulübümüzde sana domuz eti sunamadığımız için üzgünüz!" diyordu. Kadehlerimizi kaldırarak Çelebi'ye teşekkür ettik.
Sami Karaören anlattı: İstanbul'da 27 Mayıs akşamı 68'liler Vakfı’nda, 200 kişiye yakın bir kalabalık bir araya gelip yemek yemişler Ahmet Yıldız, orada konuşma yapmış. 68'liler Başkanı Necla Ülkü Kuglin açış konuşması yapmış. Ayrıca, 1961 Anayasası'nı hazırlayan Kurucu Meclis üyeleri, Baltalimanı’nda toplanmışlar, burada da konuşmalar yapılmış. Bunun düzenlenmesine Bedii Feyzioğlu önayak olmuş.
Tüm bunlar, 27 Mayıs’ın, 27 Mayıs Anayasası’nın yok edilemediğini, yaşadığını gösterir. Cumartesi günü. Ankara'da "27 Mayıs Milli Devrim Derneği"nin genel kurulu vardı. Burada, başkanlığa yeniden Hüseyin Avni Güler getirildi.
Anımsıyorum, "ikinci cumhuriyet" sözleri, 27 Mayıs 1960 devriminden sonra ortaya atılmıştı. 27 Mayısçılar, "Olmaz öyle şey!" diyerek bunu ellerinin tersiyle ittiler. "Biz, Atatürk'ün kurduğu cumhuriyetin izleyicisiyiz" dediler.
27 Mayıs'ın 34. yıldönümünde, mimar Necdet Şalvuz'u da andım gönlümden. Mimar Necdet, 27 Mayıs'a yaklaşan haftalarda, gelişen olayların belgelerini toplamış, duvarlara yapıştırılan kağıtlara dek, alıp dosyalamıştı. Bunları yurtdışına götürüp orada bastırmayı düşünen Necdet, bir gün bu dosyanın ortadan yok olduğunu gördü. Dosya ne olmuştu? Kimse bilemedi. Necdet, İlhami Soysal’ın, haritacı Albay Vasfi Asal’ın da yakın arkadaşıydı. Necdet, 27 Mayıs Milli Devrim Derneği'nin üyesiydi. Necdet, 12.7.1990 günü öldü. Necdet, gazetecilik yaşamımda, önemli yeri olan bir arkadaştı, sağlam bir haber kaynağıydı Necdet'i bana Rüştü Özal tanıştırmıştı. Necdet gibi onurlu, az İnsan bulunur...
Atatürkçü Düşünce Derneği'nin genel kuruluna gidip oyumu kullandım. Burada başkanlığa, eski başkan Süreyya Şehidoğlu yeniden seçildi. Şehidoğlu, bir süredir sayrıydı. "Yüksek İhtisas "ta, yatıyordu. Şehidoğlu. bugün ameliyat olacak, İki damarı değişecekmiş.
Eğitim-İş, 28 mayısta, kuruluşunun 4. yılını bitirdi, beşine bastı Eğitim-İş Genel Başkanı Dr. Niyazi Altunya da sayrıevine yattı, Numune’ye. Dün kulak zarı ameliyatı oldu. Niyazi Altunya'ya geçmiş olsun!
***
Geçen hafta salı, bir de perşembe günleri "Ankara Notları"nda Talim-Terbiye'de olup bitenleri sergilemeye çalışmıştım. Milli Eğitim Bakanı Nevzat Ayaz, olayın üzerine eğileceğini, biraz sabırlı olmamı istedi. Sabırlıyım, beklerim!