Süleyman Bey, bir gün:
Allah sizden razı olsun! demişti, yine de insaflı yazıyorsunuz!
Şu karşılığı vermiştim:
Elbette insaflı olacağız Süleyman Bey, biz siz miyiz insafsız olacak?
Süleyman Bey'in Çankaya’ya tırmanışı konusunda en yansız olabilecekler, 27 Mayısçılardı. Eski Tabii Senatör Sami Küçük'e sordum. Sami Küçük özetle şunları söyledi:
Normal çıkması; bugünkü koşullar içerisinde normal. Hatta, faydalı dahi olur. Her türlü badireden geçti. İkbali de gördü, nikbeti de gördü. Yani iyi ve kara günleri gördü. Bugünkü durumu değerlendirecek, Türkiye'nin gereklerini yapabilecek en iyi pozisyonda olması lazım.
Anladım. Benim de içimden, daha yansız birinin çıkması daha iyi olmaz mıydı diye geçiyordu da.. (Kırk yıllık Yani, olur mu Kâni gibisine.)
Vallahi, şimdi bir kez varsayımları bırakalım da realiteye gelelim; bugün bu adam kararlı. Partisi kararlı, destekçileri kararlı. Bunun karşısına çıkmanın anlamı yok. O vakit, "Çıkarsa ne yapar? Faydalı mı olur, zararlı mı?” Çünkü, çıkmamı önleme olanağı yok. Şimdi, tatmin edici yollan arıyoruz; ne diyoruz, ak günleri de, kara günleri de gördü. Devletin bütün fonksiyonlarını biliyor, planlamasını, sosyal-siyasal faaliyetlerini, her şeyini biliyor; gelecek bir Başbakan veyahut gelecek bir iktidar madik atamaz!
Anladım!
Madik atamaz! Ama neyle? Yetkileri dahilinde. Yetkileri dahilinde suspanse eder, yani aşırıları törpüler, zayıflıkları uyararak "Bunu böyle yapmak daha iyi olur" der. Yani, bir akıl hocası durumunda olur iktidarların. Çünkü, dediğim gibi yedi kez Başbakan olmuş; Başbakanlığını toplam alırsak belki on beş yıl. Eee, ondan sonra bir Hamzakoy’u görmüş, Zincirbozan'ı görmüş, bir yetiştirdiği, elinden tutup kaldırdığı adamın, kendisinin seçilmesini önlemek için meydan meydan dolaştığını görmüş, değil mi?
Doğru!
Bütün bunları sineye çekmiş; Kenan Evren bunu, bilmem nereye göndermiş, o Kenan Evren’e sırtını çevirmemiş. Gördüğü yerde konuşmuş. Demek ki bir kindarlık yok, atmış bunları. Türleşmiş, sadeleşmiş. Bu haliyle, bu halini devam ettirirse zannedersem yararlı olur.
Eski tabii senatörlerden 27 Mayısçı Suphi Gürsoytrak'la konuşurken, konu aynıydı. Suphi Gürsoytrak, Süleyman Bey'in Başbakanlığı dönemlerinde, ona en ağır eleştirileri yöneltmiş bir kişiydi. Hatta, Süleyman Bey, herkesin elini sıkarken, onun elini sıkmazdı Suphi Gürsoytrak, Süleyman Bey’in Çankaya'ya çıkması olayını şöyle değerlendirdi:
Bizim savaşımımız, 1969'da imam-hatip okulları sayısını, liselerden ve eğitim enstitülerinden çok fazla sayıda arttırması sırasında başlamıştı. Bir de başına takke takıp cami cami dolaşıyordu.
Cami avlusunda başına takke giyen ilk Başbakan! diye yazdım...
Tabii, tabii.. Oydu, oydu. Ve laik bir cumhuriyetin başbakanı olarak, bin yıllık bir teokratik devlet yapısından geliyoruz, laik cumhuriyetin -ki daha yetmiş yıl olmamış, onu oturtmaya çalışıyoruz- Başbakanı dinsel inançları ne olursa olsun, bunu sergilememesi gerekiyor. Laikliğe uyması devletin laik yapısını koruması gerekiyor falan diye uzun boylu yüklenmiştik o zamanlar. Onu izleyen yıllarda da, öyle sürtüşmelerimiz oldu. Ama, şimdi Türkiye, öyle bir noktaya geldi ki... Bir yerde, devlete hizmet veren bir adam da, önüne fırsat çıkarsa.. Bak şimdi düşün, diyelim ben yıllarca general oldum, korgeneral oldum, orgeneral oldum, tam Genelkurmay Başkanlığı aşaması geldi, "Yahu, sen daha iyi kuvvet komutanlığı yapıyorsun, şeye çıkma!” Bu da Demirel'in Çankaya 'ya çıkmasını istemeyenlerin temel nedeni. Yani, "Demirel bırakıp giderse, doğacak karışıklıktan ülkenin huzuru, düzeni yine yeni baştan bozulur mu?” endişesinden kaynaklanıyor. Özal çıkarken, kimse onun oraya çıkmasını istemiyordu. Ama, buradaki endişe "Demirel bırakıp giderse, acaba gelecek Başbakan ehliyetsiz bir adam olur, ortalığı karıştırır mı” kuşkusundan kaynaklanıyor görebildiğim kadarıyla. Onun İçin milletin bir kısmı, Demirel'in çıkmasını istemiyor.
Süleyman Bey'in aleyhine az yazmadık biz de!
Çok, çok.. Bir yerde yine terbiyeli adam. Önünü iliklemeden kimseyi kabul etmez, konuşmaz. Saygısız giysilerle dolaşmaz. Ağzından kötü laf çıkmaz. Bunlar, iyi yanları. İnşallah devlete sahip çıkar. Partisinden onu İzleyen biri çıkabilir mi? Zannetmiyorum. Çünkü Demirel de, diğer liderler gibi gaddar bir adamdı. 1980'e gelinceye değin, ona karşı çıkanları, amansız yedi, sildi götürdü. Yani, demokrat görünümü altında, ikinci bir adamın yükselmesine olanak vermiyor. Belki Demirel'in bu şekilde ayrılması sonucu, partisinden genç bir lider, daha yetenekli bir adam da çıkabilir.
Başbakan nasıl olmalı?
Başbakanlık hoşgörü isteyen bir şey; muhaliflerini hoşgörüyle karşılayacak, onların çıkışlarına tahammül edecek... Asabi bir adam çıkarsa, ortalık çok kısa zamanda karışır.
6 Mayıs 1993, Cumhuriyet