27 Mayısçılar!

İspanya’nın Sevilla kentinde düzenlenen 1992 Dünya Sergisi’nden, doğrusu pek bir şey anlamadım. İki günde ne anlayabilirdim ki? Bizleri, Dünya Sergisi’nin düzenlendiği yere 20-30 km. ötede, bir dinlence köyüne götürüp yerleştirdiler. Arkadaşlar sızlanmaya başladılar:
Sabun yok, şu yok, bu yok! diye. Odalardan telefon etme olanağı da yok. Anlayacağınız, kaldığımız yer gazeteciye göre değil!
Gazeteciler, ağız birliği etmişçesine "Organizasyon bozuk!” diyorlar, başka şey demiyorlardı. İzlenceyi ANAP iktidarı başlatmış. DYP-SHP ortaklığına da buna bir cila vurmak kalmıştı. Her şey dökülüyordu. Haydi biz telefon edemiyoruz, şu bu ya, sayın bakanlarla, milletvekillerinin durumları da bizden aşağı değildi!
Vardığımız gün, akşam saat 20.00’de, "1492 Dünyasında Sanat ve Kültür" konulu bir serginin açılışı vardı, "Cartuja de St Maria de las Cuevas"ta, buna "Sayın bakanlar, Türk büyükelçisi ile EXPO Türk delegasyonu" çağrılıydı. Biz, gazeteciler çağrılı değildik! Görmedim, duydum; sayın bakanlar, Kültür Bakanı Fikri Sağlar, Turizm Bakanı Abdülkadir Ateş, sayın milletvekilleri, SHP'den Timuçin Sanal, DYP'den Güneş Müftüoğlu, RP'den Zeki Ergezen, ANAP'tan Melike Haşefe, içeri girebilmek için kapıda beklemekteler! Kapıdaki görevliler, bizimkileri içeriye, sergi açılışına sokmazlar. Nasıl olduysa. Fikri Sağlar içeri girer, ancak öbürleri ı-ıhh! Bekle babam, bekle. İçeride İspanya Başbakanı Gonzalez, sergiyi açmakta. Fikri Sağlar'la da el sıkışıp, poz vermekte. Turizm Bakanı Abdülkadir Ateş, beklemekten bıkar:
Ben gidiyorum arkadaşlar, der, ayrılıp gider.
Öbürleri boşuna beklerler. Türk sorumlular orada ne iş yapar? Konsolos beyler, ne İş görürler? Bakanlar, milletvekilleri polislerin arasından sıvışıp giremezler ya!
Vardığımız gün yine, saat 19.00'da, "Mehteran Bölüğü nün, Sevilla'da San Francisco alanında gösterisi vardı. Mehterler "Viva Espana”yı çaldılar, iyi mi? Mehter başı, bir gazeteci arkadaşa:
İspanyollara cest yaptık! demiş. San Francisco belediye alanında, mehterler gösteri yaparlarken, Turgut Uyar'ın bir esprisi geldi usuma, kendi kendime güldüm. Yeniçerilere evlenme yasaktı ya, onlar da sefere çıkarlarken, oğlan götürürlermiş! Mehterler, iki ileri bir geri giderken bir de sağa sola, geriye doğru yarım dönüp bakarlar ya, Turgut Uyar öyle dermiş:
Geriye bakmaları, oğlan geliyor mu, gelmiyor mu diyedir!
1992 yılında, bu çagda Türkiye, Avrupa ya "Mehter Marşı "yla tanıtılamaz. Hangi bakandı o, kılıc-kalkan gösterisini yasaklamış, turistler korkuyor diye? iyi de etmiş mi ne?
Türk panayırı dökülüyor. Kocaman, telden bir bayrak yapmışlar, ayyıldız ak da, gündüz bayrak mavi görünüyor. Benim bildiğim Türk bayrağı kırmızıdır! Başka ülkelerin birçoğunun panayırlarında şakır şakır sular akıtılmış, bu yaz sıcağında ilgiyi oraya çekmek için yapılmış; Türk panayırındaysa, kupkuru beton, taş! Kim gelir 50-60 derece ağustos sıcağında, Türk panayırına?
Mengü Ertel'in yaptığı afiş güzel. O da son dakikada, bizim uçakta götürülüp, yetiştirilmiş. Turizm Bakanı Abdülkadir Ateş’in 20 mayıs çarşamba akşamı saat 20.00'de Türkiye panayırında, yemeği vardı; ancak çağrı mektuplara Türkiye'den Madrid'e yollandığı halde, Madrid'den Sevilla’ya bir haftada gelememişti. Abdülkadir Ateş bu beceriksizliğe çok kızdı. O sabah saat 10.00’da Abdülkadir Ateş'in kahvaltılı basın toplantısı vardı. İspanyol gazeteciler de gelmişlerdi İlginç sorular yönelttiler. Panayırımızın dökülmesine karşın, İspanyol gazeteciler, Türkiye’yi öven yazılar yazmışlardı. Sevilla'da çıkan "ABC" dergisi 2-3 sayfa ayırmıştı. ABC'den muhabir Asuncion Fernandez Castillejo’yu tanımıştım. Türkiye ile ilgili yazıyı yazan da Decicio Gabriel’di. Kızı Anna da ABC’de çalışıyordu. Arkadaşlara soruyordum:
Şu karşıda ayakta duran bayan İspanyol gazeteci mi?
Vecdi Sayar, atıldı:
O, benim karım Esen! dedi
Turizm Bakanı ile Kültür Bakanı’na, Türkiye ile ilgili yazı yazan gazetecilerin, Türkiye’ye çağrılmalarını önerdim.
Bizim panayırda, eski-yeni Türkiye güzelleriyle, mankenler gözdeydiler. "Berdel"in yapımcısı Gülseven Yaser’le, "manken"in Türkçesini tartışıyorduk. Tahsin Saraç’ın Fransızca-Türkçe sözlüğünde "manneguin" karşılığı şöyle: "Kukla, istenilen yöne çevrilebilen kişi, gevşek kimse, iradesiz adam, bostan korkuluğu, küçük bahçıvan sepeti..." Tahsin Saraç’ın sözlüğüne baktıktan sonra, “manken" olmaktan vazgeçtim!
Atıf Yılmaz, Sevillaya "Berdel"i getirmişti: Kültür Bakanı Fikri Sağlar'a:
Bu akşam "Berdel" var ama siz Ahmet Özhan'a gidin, dedi, bize 3-5 kişi ya gelir ya gelmez!
Öyle de oldu; "Semah" gösterisiyle, Ahmet Özhan'da seyirciler, koca salonu doldurdular. Meğer İspanya'da "Mevleviler" yok muymuş? Tümü gelmiş! Mevlevilerle, Özhan ayakta alkışlandı! "Berdel" ödül üstüne ödül alıyordu! Orada kimse olayın ayırdında değil miydi?
★★★
Yarın 27 Mayıs devriminin 32. yılı, 27 Mayısçılara kutlu olsun!
27 Mayıs Anayasa, özgürlük bayramıydı. 12 Eylülcüler, bu bayramı da kaldırdılar. Gerçek bayramlar, gönüllerden kazınıp atılamaz!
27 Mayısçılar, yarınki bayramı görkemli bir biçimde kutlayacaklar. Anıtkabir de tören 10.10'da Aslanlı Yol da başlayacak. 27 Mayıs’ın 32. yılı dolayısıyla bir de kitap hazırlandı. Kitabın adı: “Darbeler (Demirkırat) ve 27 Mayıs".