Bodrum'un Öteki Yüzü... (1)

Anlatacağım olay, bir Amerikalının başından geçti. David S. 1988'den ben Türkiye'ye gidip gelen, ülkemi­zi çok seven bir Amerikalı genç. Türkiye'de en sevdiği yerlerden biri de Bodrum. Cebinde on bin Amerikan do­ları parası var. Yaşamı boyunca biriktirdiği para bu. Da­vid, bu parayı değerlendirmek. Bodrum'da bir iş kurmak ister.

David ne yapsam ne etsem derken, bin zengin ol­duğunu söyleyen Nezihe G. adında bir bayanla, İngiliz Karen H. adındaki bayandan bir ortaklık önerisi alır. Or­tak bir restoran açacaklar, işleteceklerdir.

David, bu ortaklığı kurallara uygun olarak yapmak is­lediğinden, "İşlemleri noter kanalıyla yapalım" der. Nezihe G. adındaki Türk ortak David'e, kendisinin çok zen­gin bir iş kadını olduğunu, vereceği bu on bin doların sadece bir Paris gezisi masrafı olabileceğini, David'in bir Amerikan yurttaşı olarak, hiçbir sorunla karşılaşma­yacağını, öyle bir olay olursa kendisinin rahatlıkla çö­zebileceğini söyler. David, sözleşmenin noterde yapılmasında ısrar edince, David’im önüne bir lokantada, no­ter kâğıtlarını koyarlar. David, biraz Türkçe bilmektedir. Noter kâğıtlarının üzerindeki TC Beyoğlu 21 Noter. M. Atıf Çataklı yazısını ve çevirmen damgalarını görünce, onları da noter damgası sanır. Kâğıtlar da gerçek, kuşkulanmaz. Bu gerçek noter kâğıtlarının üzerine Nezihe G. Karen H ile Amerikalı kurban David S.'nin adları ya­zılarak, uzun uzun ortaklığın amaçları ustalıkla yazılıp sergilenmiştir. İstanbul'daki Beyoğlu 21. Noteri’nin res­mi kâğıtları ise. Bodrum da bir lokantada böyle kullanı­lıyor. Bodrum'da herhangi bir notere gidip sözleşme ya­pılabilecekken, neden böyle bir yola sapıldığını anlamak güçtür.

1992'nın Mayıs ayında Bodrum’da İstanbul Restaurant" adıyla, işyerini açarlar. David, üç ortaktan biri olarak, lokantada 6-7 ay parasız çalışır. Bu arada David'in on bin doları da, yeni açılmış lokantanın masraf­larına, buzdolabı. vb. gibi alanlarına harcanır. David, her harcamanın belgelerini saklamaktadır. Nezihe G. her şeyin yasal olduğunu. Swissotel'ın yüzde beşinin ken­disinin olduğunu, ayrıca Zihni Denizcilik Şirketi’nin or­taklarından olduğunu söyler durur.

İstanbul Restaurant'ın açılışından 6-7 ay sonra bir ge­ce sekiz polis lokantaya gelip David V. burada izinsiz ça­lıştığını, ellerindeki kâğıtları imzalamazsa kendisini ka­rakola çekeceklerim söylerler. David, lokantanın ortağı olduğunu söylerse de, dinlemezler. David, son çare ola­rak sözde ortağı olan Nezihe G.’yi arar. Nezihe G ken­disine:

Senin lokantada görünmemen gerekirdi, demekle yetinir, hiçbir yardımda bulunmaz. Polisler. David'i lokan­tadan dışarı atarlar. Lokantayı da iki gün mühürleyip sonra açarlar. Yıl. 1997’dir. aradan beş yıl geçmiş, Ame­rikalı David S. hâlâ on bin dolarını alacak. David, onla­ra:

Kendi payımı sizlere satayım! der. Almazlar Lokan­tanın günlük cirosu, 300-1000 dolar arasındadır.

Dolandırıldığını anlayan David S. İstanbul'da resmi noter kâğıtlarının alındığı Beyoğlu 21. Noteri M. Atıf Çataklı’ya gider

Bana da sizin kâğıtlarınızdan verir misiniz? diye so­rar

Veremeyiz, yasalara aykırıdır' yanıtını alır.

O zaman, niçin Nezihe G 'ye bu sizin antetli kâğıt­larınızı verip de, benim dolandırılmama neden oldu­nuz9

Biz yapmadık!

David uzun yıllar Türkiye’de kalınca, ortama alışmış olmalı. “Herhalde ortağım Nezihe G 'ye bu Beyoğlu 21. Noteri'nin antetli kâğıtlarını cinler verdi'" der

David, bu noteri, Noterler Birliği ne şikâyet eder. Ora­dan da bir şey çıkmaz. Gerçekten David cin çarpmışa dönmüştür. David, son çare olarak. Bodrum'dan Jale A. adlı bir savunmanla anlaşarak, parasını alabilmek için, Nezihe G. ile Karen H. haklarında dava açar.

Arkadaşları, Türkiye’de davaların uzun sürdüğünü an­latırlar. David, telaşlanır. Davanın bir an önce bitmesi için tüm belgeleri savunmanına verir. Sahte noter sözleşme­si (Türkçe, İngilizce) Amerika'da kendi oturduğu kentte bastırılmış lokanta menösu faturası banka hesapları, ödediği paraların makbuzları, hepsi var. Dava 1993'te açılmış. 1996 da bitmiş. Bilirkişi Yılmaz B. raporunda İstanbul Beyoğlu 21 Noteri M. Atıf Çataklı’dan ne yol­la alındığı bilinmeyen resmi noter kâğıtlarına yazılmış sözde ortaklık sözleşmesi için "Bu sözleşme ahlaka ve yasalara aykırı bir sözleşme değildir" deyince, yargıç da kararı basar. Böylece bu sözde sözleşmeyle, David'in 10.000 USD'si de cebellezi ediliverir. Yine bilirkişi Yılmaz B. Raporunda, “Bankalardan gelen yazılarda lokantanın ortak hesabına yatan paraların kimin tarafından yatırıl­dığı belli olmamaktadır" diye yazınca David iyice şaşı­rır. Hiç banka parayı kimin yatırdığım yazmaz mı? Son­ra. bir saptama yapılır "Lokantada domates, patlıcan, yumurta, gazoz vb. için 18 milyonluk mal var " denir. Ço­ğu David'in parasıyla alınmış yazarkasa, masa, sandal­ye, buzdolabı gibi demirbaşlar, ayrıca ödediği kira hiç göz önüne alınmaz. Domates, patates parasından 18 milyonun üçte biri olan 6 milyonun David’e verilmesini istemiştir bilirkişi. Yargıç da bunu onaylamıştır. Oysa, bu para ile o lokantada iki kişi yemek bile yiyemez!

David, ödediği 1 milyar 80 milyon lira ile, artı 7600 DM (beş yüz kırk milyon lira) kira yerine, bir bardak soğuk su içer! (Arkası salıya).

★★★

Oruç ayı bitti, bir ay boyunca, kimi gerici politikacılar "siyasal iftarlar" düzenlediler. Yıllardır söyleyip yazıyo­ruz: politikacı iftar veremez, yemek verir. O yemekte de, gelenler istediği içkiyi içebilir. Yobazlığın önüne nasıl ge­çeceğiz? Ne diyeyim, boğazlarınca kalsın yobazların...

Sevgili okurlar Şeker Bayramınız kutlu olsun!