Erdal Bey’in adı geçince ben "Hinthorozu” diye yazarım. İsmail Gülgeç da SHP’yi “Hinthorozu"yla çizer. Erdal Bey, İsmail'in karikatürlerinde horozu görünce:
Horoz çıktı, bize önemli görevler düşüyor diye konuşur.
Karikatürcüler Derneği'nin Ankara'daki gecesinde Erdal Bey'le bir masadaydık. Mikrofonda Gülgeç vardı:
Erdal Bey, İsmail Gülgeç yine sizi çizmiş, Hinthorozunu... dedim.
Evet, iltifat ediyor zaman zaman, karşılığını verdi.
Çok oldu, bir yemekte Erdal Bey'e:
Size “Hinthorozu" dediğim için eleştiriler alıyorum, özellikle hanımlardan, siz ne diyorsunuz? İsterseniz yazmam demiştim.
Ona ne karışırım diye karşılık verdi. O seninle okurun arasında bir şey. Sen keyfine bak, diye ekledi.
Anladım ki bir itirazı yok. Adana'dan uçakla dönerken yine gündeme geldi "Hinthorozu.”
Efendim, Oktay Ekşi, size "Hinthorozu" diye yazmamdan hoşlanmamış. Bu kez Ankara Hayvanat Bahçesi'nde gördüm, daha önce yoktu galiba, bir okur “Hinthorozu" armağan etmiş.
Erdal Bey., kahkahalarla güldü. Hayvanların önemini anlattı; insan karakteri üzerinde etkilerini...
Oktay Ekşi, Hürriyetle 8 eylül pazar günkü yazısında bir yerde şöyle demişti:
“...Bir süreden beri bazı meslektaşlarımız Sayın İnönü'den, bizim hiç de uygun hissetmediğimiz benzetmelerle söz ediyorlar. Hele biri -galiba başkalarının da onun hakkında aynı türden benzetmeler yapabileceğini dikkate almadan- "Hinthorozu" diyor.
Neden Hinthorozu?
Bizim bildiğimiz veya bulabildiğimiz hiçbir neden yok. Üstelik zarif de değil."
Oktay Ekşi’ye uçakta söyledim; "Hinthorozu''yla ilgili açıklamalarımı, Hinthorozu'nun kavgacı yanını, bunu Amasya’nın Gümüşhacıköy'ünden -şimdi belediye başkanı olan- Selahattin Eymirli'nin bulduğunu anlattım. Oktay belli ki şimdiye dek yazdıklarımı iyi okumamış. Olabilir. Bir de yazısında bana, "Hinthorozu" dense ne yaparmışım demeye getiriyor:
Oktaycığım, öper başıma korum dedim. Hem bak, Erdal Bey de bir şey demiyor, memnun görünüyor.
O, zarafetinden öyle görünüyor.
Şimdi seçim kavgası var; Hinthorozu'na büyük görev düşüyor. Hinthorozu ölür, alandan kaçmaz; kavgadan kaçmaz. Çok rahat bir yapısı olan Erdal Bey’in, giderek açıklığını son gezide de gözledim. Çok kimsede "İyi konuşamıyor, tutuk! Ah, şöyle bir bağırıp çağırabilse" izlenimi var. Kendisi de söylemişti, "Bu bir biçem yani üslup meselesi" diye. “Bağırıp çağıranların sonları ne oldu" diye eklemişti.
Eski İngiliz başbakanlarından Anthony Eden'in (d. 1897-0. 1977) eşcinsel olduğuna ilişkin dedikodular çıkmış. Biri sormuş:
Bu durumda ne yapacaksınız? İstifa edecek misiniz?
Ben demiş Anthony Eden, işlerimi popomla değil, kafamla yürütüyorum!
"İyi konuşuyor" dedikleri, ne konuşuyor, ne söylüyor? Söyledikleri incir çekirdeğim dolduruyor mu ona bakmalı...
26 Eylül 1991, Cumhuriyet