Seçim Sisteminin Oyunları (6) DYP 175, SHP 140 mı?

Ali Sirmen sayrıydı, telefonla onu aradım, “geçmiş olsun" demek için. Köyde gözüne kum kaçmış, bir süre göremeyecekmiş.
Seçimler ne oluyor? diye sordu.
DYP 175, SHP 140!
SHP 140’ı bulur mu?, diye sordu. Ben senin gibi iyimser değilim.
Bana sorarsan, 140 az bile, yanıtını verdim.
Gerçekten SHP daha çok olmalıydı, olabilirdi. Çünkü, bu ortamda, oyunun gerçek sahibi SHP idi. ANAP ortada yok! ANAP bitti! Kimi çevreler, ANAP diye dikkatleri çekmeye çalışıyorlar. ANAP yooook, bitti o...
ANAP'ın 100'ün altında kalacağı rahatça kestirilebilir. Hiç korkmayın, söyleyebilirsiniz. Benim değil, birçok kişinin izlenimi, silahın ters teptiğidir. Son “Ankara Notları”nda değinmiştim, çeşitli uzmanlar da öyle düşünüyorlardı. ANAP’ın milletvekili sayısı yönünden bu denli düşük kalışının nedeni açık. Hacı TÖ, ANAP yararına çalışacağını umduğu yöresel oy engelleri, yani bölge barajları koyduktan sonra, bu tuzağa ANAP’ın düşeceğini düşünememiş miydi ne? Bir çok yörede, özellikle DYP'nin ANAP tabanından büyük ölçüde beslendiği yörelerde, ki bunların 106 seçim çevresinden 65-70’ini kapsadığı söylenebilir, ANAP, kendi engellerinin (barajlarının) kurbanı oluyor! Bunun sonucu olarak da, zaten ortalıktan anlaşılacağı gibi. ANAP'ın değil iktidar adayı olmak, orta boy bir varlık sürdürme şansı bile çok az...
Basınımızda kimi yazarlar, etkili, yetkili kalemler 1991 seçimlerinin DYP ile ANAP arasında geçeceğini yazar dururlar. Oyun ikisi arasında geçiyormuş gibi gösterirler; buna çalışırlar. Ayrı ayrı il ve seçim çevrelerinden gelen bilgileri tartma gereği duymadan Türkiye'nin geneline bakıp, kendi özlemlerini de birleştirerek, “DYP birinci parti, çok az farkla ANAP arkasından geliyor" deyiverirler. Onlara göre, sanki SHP diye bir parti yoktur. Oysa, azıcık eziyete katlanıp, kimin hangi seçim çevresinde engeli (barajı) aşacağını, ya da aşamayacağını kimin hangi yörelerde gelişip, kimin duraladığını gözleyerek kafa yorsalardı, kazın ayağının hiç de, düşündükleri gibi olmadığını görebilirlerdi; gerçek yarışın DYP ile ANAP arasında değil, DYP ile SHP arasında koşulduğunu sezebilirlerdi.
Önümüzdeki günlerdeki gelişmelere bakınca, SHP’nin, DYP'den daha şanslı olabileceği söylenebilir. Süleyman Bey, açık hava toplantılarına erken geçmenin getirdiği yinelemelere düşmeye başlamış gibi. Buna karşılık Hinthorozu, tarihsel sayılabilecek büyük toplantılarını sona koydu. Mega-10'daki "Demokrasi Kanalı"nı etkili biçimde kullanabilirse, o yolla yurttaşın bir bölümüne, iletişimi ulaştırabilme şansına, tüm partilerden daha çok kavuşmuş olacaktır. Böyle bir olanakla, SHP atağa geçerse, "birinci parti” olma olanağı bile bulunabilir. Çünkü Süleyman Bey'in, kentli bir görünüş kazanabilmek için vitrin, göz boyama çabalarına karşın, Bursa ile Antalya dışında ülkenin hiçbir büyük kentinde varlığı gözlenmiyor, ciddi olarak gözlenmiyor. “Geliyor ha, gidiyor ha...' da var. Gerçekte yok. Oysa SHP'nin yani Hinthorozu’nun, kentlerde büyük bir gizli gücü var. Hinthorozu, İzmir gibi kimi iller dışında o gücünü bir gösteriye henüz çevirebilmiş değil. TRT’nin bir şey gösterdiği yok. Mega-10 daha kimi yerlerden görülemiyor, ya da bulunamıyor. Ama, onun önümüzdeki günlerde bu şansa kavuşacağını, bunun hazırlığı içinde olduğunu duyuyorum...
Kendimi DYP ile SHP’ye kaptırıp, DSP ile “Refah”ı unutmadım. İkisi toplamda, 50 milletvekilini zar zor bulacaklar gibi. Çünkü, engeller (barajlar) denen oyun dolayısıyla, pek çok seçim çevresinde takılacaklar. Refah Partisi, daha gerçekçi biçimde bunun ayrımında olduğundan, ülkenin üçte ikisinde en küçük bir çaba göstermiyor. Ama, kendini güçlü gördüğü yerlere dikkatini yoğunlaştırıyor. Oralarda vurucu güç olarak. DSP’ye göre, daha çok milletvekili çıkarma şansı her zaman var. Bu durumda ne demeli? DSP, yirmiye yakın, ama 20’den az; “Refah” 30'a yakın 30’dan az. DSP, dünyada grup kuramaz gibi geliyor. O, "RP’nin aksine, tüm ülkede var. SHP'nin oyunu bölmek için var sanki! Üç oradan, beş buradan bölecek; görevi o! Sanki tarihsel görevi o..
Öyle bölmeliyiz ki, sosyal demokratlar bir başlarına iktidara gel em esinler!
DSP gelen bilgilere göre, 8-10 seçim çevresinde engelleri aşıp varlık gösterebilecek durumda. Ülkenin geri kalan yörelerindeki kızgın varlığı ise, sadece SHP'nin aleyhine. SHP'ye en az 60 milletvekiline mal olacağı söylenebilir. Çok şanssız, hafif bir deyimle ileride "aymazlıkla" nitelenebilecek bir görev! ANAP'ın 100'e yaklaşabileceğim söylediğim milletvekili sayısı bile, belki de, DSP'nin, yani Bülent Ecevit'in yardımıyla olacak! Verdiğim sayılar ekimin ilk haftasıyla ilgili. Daha önümüzde on gün var.
Günlerdir çeşitli kaynaklara dayanarak yazıp duruyorum. Geçmiş seçimlerdeki durumun değerlendirilmesi, bize günümüzün ne olabileceğine ışık tutabiliyor. Basının her kesiminden bölgelere, nabız yoklamasına giden arkadaşlarımız, şöyle ya da böyle bir sonuca götürüyor bizi. Değişik görüşlerde de olsa, kimi aşağı yukarı ortalama uzlaşma gözlemleri de çıkıyor ortaya. Seçim çevrelerinin 70-80'inde uzlaşma var gibi. Böylece seçim çevrelerinin dörtte üçünde, aşağı yukarı, gazeteci gözlemleri birbirini okşuyor. Bu çok önemli. Ayrıca, çeşitli partilere gelen bilgiler de -övünme payı çok da olsa- yabana atılmamalı derim, ben atmıyorum!
* * *
Behice Boran'ın ölümünün dördüncü yılı. Demokrasi savaşımının her adımında Behice Boran vardı. Onu saygıyla anıyorum.