Seçim Sisteminin Oyunları: (8) Ecevit’e Güvenilmez mi?..

Bundan 19 yıl önceydi; yıl 1972, aylardan ocak; 24 ocak cumartesi; CHP’nin Ankara il Kongresi yapılıyor. Türk Haberler Ajansı'ndayım; kongreyi izledim. Ecevit, 12 Mart gerekçesiyle CHP genel sekreterliğinden istifa etmiş, ama görünen o ki, genel başkan adayı. Kongre, anımsadığıma göre Köşk Gazinosu'nda yapılıyor. Kongre salonu çok kalabalık, içeri zor girdim. Genel Başkan İsmet İnönü bile zor içeri girebildi. Her yer tutulmuş. Ecevitçiler geliyor belli. İnönü kongrede çok ağır bir konuşma yaptı, önce Ecevit'e yöneltilen 'komünist' sözlerine inanmadığını söyledi, şöyle dedi:
"... Ecevit'e daha önce de bu iftiralar yapıldı, hiçbir zaman inanmadım ve hiçbir zaman kabul etmedim. Bugün de bu iftiraları gerçek dışı sayıyorum ve bu isnatlara iftira gözüyle bakmaya devam ediyorum..."
İnönü, bunları söyledikten sonra Ecevit’le olan anlaşmazlıklarına sözü getirerek konuşmasını sürdürdü:
"Şimdi de 12 Marttan sonra Bülent Ecevit’le, grup kararına ters düştüğü için karşı karşıya geldik. Ecevit, istifa etmiş olmasına rağmen Merkez Yönetim Kurulu hâlâ kontrol altında bulunmaktadır. İstediğini düşürüp istediğini çıkartmaktadır. Bu buhranın sebebi budur. İstifa etmiştir, ama partiyi idare etmekten de vazgeçmemiştir. CHP'nin örgütünü de idare etmektedir. Bu idarenin adı da halk idaresidir.
Şimdi bugünkü vaziyetimizde Merkez Yönetim Kurulu bir dengeli kontrol yapacak kudrette değildir. Tam bir dar zihniyetli ekip elinde Parti Meclisi çalışmaktadır ve Ecevit'in görüşlerini hem bana hem Meclis'e kabul ettirmeye çalışmaktadır. Bu, kanun dışı bir davranıştır... Size güç şartları teferruatıyla anlattım. İstifa etmiş genel sekreter, ters düştüğü politikayı bir hizip faaliyeti gibi yürütmek istiyor. Bu davranışlarından vazgeçerse bugünkü ihtilaf durulur. Devam eder, daha ileri giderse bundan parti ve memleket büyük zararlar görecektir...”
İnönü'nün sözleri hani 'dirhemini yiyen kudurur' derler ya öyle. ‘Ecevit'e güvenilmez' diyordu. Konuşmasını sürdürüyordu:
"...Parti Meclisi... Bu Ankara kongresinin ne şartlar altında hazırlandığım biliyorum. Takip ediyorum. Her türlü marifeti... Ellerine bir slogan almışlardır. Ortanın solunu müdafaa edeceklerdir. Bu, zannediyorlar ki ortanın soludur. Ortanın solunu, Bülent Ecevit'i müdafaa eden noktalar birçok vatandaşların vatan duygusuna ve Bülent Ecevit'in kanun dışı partiyi idaresine ve Millet Meclisi gruplarına hâkim olmak arzusuna yardımcı olan insanlar.. Bunlara mukavemet etmek vazifemdir..."
Haberin başlığını atmıştım, şöyle: "İnönü, ‘Ecevit komünist değildir’ dedi. Daha sonra Ecevit'i eleştirdi: ‘Ecevit'e güvenilmez!'
Haberi geçtikten sonra telefon çaldı; Orhan Birgit'ti. —Ekmekçi, dedi, haberi yazdın mı?
Yazdım.
Haberin başlığına “İnönü, 'Ecevit komünist değildir' dedi" der misin?
Öyle yazdım zaten, ama arkasından "Ecevit’e güvenilmez!" dedi, Ecevit'i ağır suçladı... Onu da yazdım.
Olsun, yaz! Ama, önce Ecevit'in komünist olmadığını yaz, yeter!
Anlamıştım, haberin içeriği ne olursa olsun, Ecevit de arkadaşları da, durumu başlıklardan kurtarmaya bakıyorlardı. Bu bana küçük bir kurnazlık gibi geldi, geçtim gitti. Ama oraya bir mim koydum...
Ankara kongresinden sonra iş, olağanüstü kurultayı toplayıp İsmet Paşa’yı genel başkanlıktan düşürmeye gelmişti. Genel Sekreter Kâmil Kırıkoğlu gitmişti Paşa’ya, olağanüstü kongreye çağrı bildirisini imzalatmak için. İsmet Paşa sordu Kırıkoğlu'na:
Olağanüstü kurultayda beni düşüreceksiniz, değil mi? Kırıkoğlu:
Düşürecekler Paşam! yanıtını verdi.
Kim gelecek yerime, sen mi?
Aman Paşam, karşılığını verdi Kırıkoğlu, gelecek belli!
Kim?
Bülent Ecevit, Paşam!
Keşke, sen gelsen! dedi Paşa, ekledi: Dizinizi döveceksiniz, dizinizi!
Kâmil Kırıkoğlu, bu olayı ölümünden önce, sağını Şinasi Bey'e anlatırken, İsmet Paşa'nın haldi çıktığını, satır arasında söylemiş olacaktı.
Ecevit, CHP'nin olağanüstü kurultayında genel başkan seçildi. Ecevit, genel başkan seçildiği sırada, eşi 'R' hanım, kurultay salonunda yoktu. Eşini dışarıda beklemiş, heyecanla sormuştu!
Sahi mi Bülent, parti bizim oldu mu?
Paşa, ‘İkinci Adam’ı yazan Şevket Süreyya Aydemir’in özel bir sorusu üzerine, şunları söyleyecekti:
Ecevit'in her şeyini yendim, yalnız kompleksini yenemedim. O kompleksi, kendini de, partiyi de batıracak!
Ecevit'i, TV'de açıkoturumda izleyenler, ona hiç de iyi not vermediler. Torbalı Belediye Başkanı Ertan Ünver’in, TV açıkoturumu sonunda saptadığı rakamlara göre, Ecevit’in oyları barajın altına düştü! Ertan Ünver'in açıkoturum sonucu saptamalarına göre sonuçlar şöyle:
DYP yüzde 28.75, SHP 27.75, ANAP 23.40, RP 10.70, DSP &90, SP: 00.80. Ertan Ünver şöyle diyordu:
"Biz, yani SHP 27.75’te aynı kaldık. DYP ile ANAP puan aldı. DSP 8.90'la barajı aşamıyor. Refah 10.70’le kıl payı aşacak ya da aşamayacak duruma geldi açıkoturumdan sonra. Sosyalist Parti, yüzde 00.80’le aynı yerde durdu. Sosyalist Parti, yumuşakları kaybetti, orada biz kazandık; fakat biz, kazandığımızla kaybettiğimizi noktaladık mı, çok az bir şey, 00.16 filan çıktı rakam. Şimdi bunu ekleyip 27.90 yapmadım. Görece bir sayı, çok. Onu Demirel gideriyor düşüncesi egemen oldu bende. Yoksa, 27.90 yapardım. Sertleri kaybetti, yumuşakları dağıttı, ama yumuşaklardan epeyi giden de oklu. Ecevit çok oy kaybetti. Sosyalist Parti'nin dağınıklarından, yumuşaklarından sağ oy aldı. Ama Ecevit’in yüzü, mimik ve hareketleri, 1980 öncesi politikacılardan, yani Demirel’le Ecevit'ten, bir karşılaştırma yaparsak, Ecevit'e büyük fatura çıkıyor! İzmir'de Yüksel Çakmur'a ağır sözler söylemiş. Tabii, Ecevit İzmir'de gitti!