“Bizde Ne Büyük Hayvanlar Var!”

Hacı TÖ, cumhuriyetin 68. yıldönümü nedeniyle, TV’de yaptığı konuşmada. "Eskiden nal çivisi bile bulamıyorduk, hiçbir şey yoktu, bugün her şey var" demiş. Bununla sözde Atatürk dönemi karalanmak isteniyor. Kendisine bu bilgiyi kim verdiyse yanlış vermiş. 1939'larda, hatta daha önceleri, Kırıkkale Çelik Fabrikası'nda "nal atölyesi” varmış. Sendikacı Demirhan Tuncay, oralarda çalışmış. Babası da orada usta- başıymış. Demirhan Tuncay şöyle dedi:
1935'lerden başlayarak, atölyenin ustabaşısı, Tophane’den yetişme Murtaza Tunadan’dı. Atölyede alafranga nal, mıh yapardı. Bizim yerli halk dövme nal kullanır, mıhları da demirci ocağında dövülerek yapılırdı. Yarış atları ile ordunun atları için "alafranga nal" kullanılır, nallar bu atölyede üretilirdi. Türkiye'nin gereksinmesine yetecek nallar, mıhlar çelik fabrikasının bu atölyesinde üretilir, ayrıca çelik fabrikası, DDY'nin gereksinimi olan rayı da üretirdi. Atatürk daha 1924’te “Kırıkkale Askeri Fabrikaları”nın kurmasnı kararlaştırmıştı.
Demirhan Tuncay, geçmiş bir olayı anlattı; o da orada ustabaşı olarak çalışmış olan babası Kâzım Tuncay'dan dinlemiş. Şöyle olay: 1930'lu, 40’lı yıllardan birinde, Genelkurmay’dan, Savunma Bakanlığı’ndan, milletvekillerinden oluşan bir grup. Kırıkkale Çelik Fabrikası'nı gezerler. “Nal atölyesi" hakkında pek bilgisi olmayan bir milletvekili, oradaki kocaman nalları görünce, bunu kapılara asılan nazarlıklardan sanır. Murtaza Usta'ya sorar:
Ustacağım bu kadar büyük hayvan var mı?
Mareşal Fevzi Çakmak da milletvekilinin arkasında, konuşmayı dinlermiş. Murtaza Usta’da yürekli, nükteli bir adammış: karşılık vermiş:
Daha büyük hayvanlarımız var efendim!
Grup dönüp dolaşmış; yeniden oraya geldiklerinde Mareşal Çakmak, Murtaza Usta'ya;
Haklısın ustacığım, daha büyük hayvanlarımız var! demiş.
Mareşal Çakmak'ın, 1936 Harp Okulu olaylarında, Nâzım Hikmet'i mahkûm ettirmek için çalıştığı söylenir. Ancak orduda sevilirmiş. Bana Nahit Hanım'ın söylediğine göre erler Mareşal Çakmak'a "Kuzu Paşa!" derlermiş. Erlere karşı çok yumuşakmış. Solculara ise sert! Meclisle Milli Eğitim Bakanlarından Hasan Ali Yücel'i, "Komünistleri koruyor!" diye suçlamadı mı? Adını anmadan söyledi, ama suçladı...
Bilgi verenler, tırmandığı yerde, Hacı TÖ'ye öyle yanlış bilgiler vermeyip bilir bilmez konuşturmazlarsa, iyi olur. Benden söylemesi, uyarması...
Hacı TÖ'nün Çankaya'dan indirilmesi gündemde ya, kim olacak, yerine kim konacak, o bile tartışılıyor kulislerde. Melih  şık’ın "Açık Penceresi”nin başlıca yardımcılarından foto muhabiri Musa Ağacık, Edirne'de bir geziden dönerken Hinthorozu Erdal Bey’e sormuş, o sıralarda da Hacı TÖ, Çankaya’ya tırmandı tırmanacak:
Efendim, cumhurbaşkanı olmayı düşündünüz mü hiç?
Seçimle oluyor bu, düşünmeyle olmaz!
Efendim, her yiğidin gönlünde bir aslan yatar. Hiç mi usunuzdan geçirmediniz?
Erdal Bey dayanamamış, yanıtı yapıştırmış:
Benim gönlüm hayvanat bahçesi değil!
Portekiz'den bir gazeteci geldi; adı: Rui Ferreira e Sousa.
Adımı, "Daily News" gazetesinin almanağından bulmuş. Konuşmak istemiş. Onu, İsmail Beşikçi’nin DGM'deki duruşmasına götürdüm. Fotoğraflar çekti, Prof. Sadun Aren’le de konuşmuş, Rui Ferreira'nın görüşme yapmasını sağlamıştım. t Bir akşam önce Rui Ferreira, yemekte sormuştu:
Ben şimdi sokağa çıkıp, “Kahrolsun polis!'' diye bağırabilir miyim?
Bağırırsın bağırmasına da başına sonra ne gelir onu bilemem! yanıtını verdim...
O zaman, sizde demokrasi yok! dedi, ekledi; Ama cumhuriyet var!
Kendisi anlattı, Portekiz Avrupa Topluluğu'na gireli, perişan olmuş. Ne sanayisi ne bir şeysi kalmış...
Rui Ferreira e Sousa’yı, Meclis’e, SHP’nin perşembe günü yaptığı “milietvekilleriyle söyleşi" toplantısına götürmek istedim. Fakat Sadun Aren'le birlikte yemeğimiz uzun sürdü, gidemedik. Rui, Portekiz'de çıkan "Grande Reportagem” dergisinin yazarlarından.
Hinthorozu Erdal Bey İzmir'deyken, Sevinç Hanım’ın kendisine ‘Erdal artık bırak’ biçiminde konuştuğuna ilişkin haberi okuyor, canı sıkılıyordu. Düşünüyorum, Hürriyet bunu nasıl yapar? Açıp, işin doğrusunu Sevinç Hanım'dan soramaz mı? Yurdagül Erkoca sormuş, haber cuma günü Cumhuriyet’te vardı. Sevinç Hanım şu karşılığı vermiş:
Sekiz yıl oldu Erdal İnönü politikaya gireli. Ve o gün söylediğim şey devamlı yüzüme vuruluyor. Katiyen böyle bir şey söylemedim. Çünkü düşünmüyorum. Eşimi kesinlikle destekliyorum...
Bir de "Erdal Bey istifa edecek, gidecek. Halefi Karayalçın” gibi haberler yazılıyor. Kendisine sorulmadan, masa başında yazılmış haberler. Bu basını nasıl düzelteceğiz bilmem ki. Erdal Bey. “Kararlı mısınız bırakmamakta" sorusuna İzmir’de şu karşılığı vermiş:
İstifamı isteyenler kadar kararlıyım!
Deniz Baykal, SHP grubunda yapayalnız kalmış mı? Nerde eski askerler?
Aydın Güven Gürkan, Erdal Bey'i destekler biçimde konuşmuş. Kamer Genç, Cemal Şahin de öyle. Cemal Şahin, Bay- kal'ı eleştiren bir konuşma yapıp, Baykal’ın vaktiyle yedi il örgütünü feshederken, hesap sorulduğunda “Bu siyasi bir karardır" yanıtını verdiğini anımsatmış, “Sayın Baykal şimdi hukuk savaşı yenliğinden bahsediyor!” demiş. Cemal Şahirie çok kızan Deniz Saykal, toplantıdan sonra kuliste:
Sen yalaksın! deyince:
Ben senden büyüğüm, terbiyeli konuş! yanıtını vermiş Şahin. Araya İstemihan Talay girmiş de bir kapışma önlenmiş...
SHP Genel Merkezi, kimi il, ilçe belediye başkanlarını disiplin kuruluna veriyor, partiden atmak için. Bunların arasında, beğenmediği belediye meclisi üyelerine baskılar yapıp, dövdürdüğü ileri sürülen Sincan'ın "Baykalcı" Belediye Başkanı Aziz Gürsoy da var. Meclis üyelerinden Halil Akkaya, kıyasıya dövüldüğü için Sincan Savcılığı'na başvurmuş. Aziz Gürsoy’un koruması Kadri Bulak yakalanmış. Aziz Gürsoy, Sincan Belediye Meclisi'nin onaylamamasına, aksine düşürmesine karşın maaşını milletvekili maaşıyla eşit durumda otomatiğe bağlamış. Bunu da Anakent Belediye Başkanı Murat Karayalçın’ın onayıyla gerçekleştirmiş.
SHP Genel Merkezi, Baykalcı belediye başkanlarını disipline gönderiyor. Kimi Aziz Gürsoy gibi olanları...
Halk ne güzel söylemiş:
Eşeğini dövemeyen semerini döver!