Sincan, Ankara'nın küçük istasyonlarındandır; mavi trenler, Sincan'da durmazlar. "Ankara Notları”, bugün Sincan'da durup bir uyarı düdüğü çalacak. Tabii, uyanan, “Ne oluyor” diye ilgilenen olursa...
Sincan’ın "Baykalcı” Belediye Başkanı Aziz Gürsoy, gerçekten öyle demiş mi, dememiş mi?
Hiç kimse, Cumhuriyet dahil, hiçbir gazeteye, benim aleyhimde tek satır haber yazdıramaz!
Ne demek bu? “Tüm gazetecileri iyi ilişkilerle kıskıvrak bağladım” mı demek?
Sincan'ın SHP'li belediye meclisi üyesi Halil Akkaya, birkaç gün Önce saldırıya uğradı. Halil Akkaya, kendisine yapılan saldırının, SHP’li Başkan Aziz Gürsoy’un bilgisi altında yapıldığı kanısında. Savcılığa verdiği dilekçede de satır arasında buna değiniyor. Halil Akkaya'nın evinin telefonu çalıyor, gidip açtığında ses gelmiyor; sadece bir müzik sesi duyuluyor. Bu, belediyedeki telefon beklemesindeki sesin aynı mıydı ne?
Tüm ilerici kuruluşların toplantılarına, çiçeklerin en büyüğü Sincan Belediye Başkanı Aziz Gürsoy'dan gelirdi. Çiçeklere boğuyordu başkan toplantıları. Eh, insan ne düşünür?
En ilerici başkan, bu başkan!
Sincan, 92 bin nüfuslu bir ilçe. Belediye meclisi, 1990 yılının kesin hesabını üçte iki oy çokluğu ile reddetti. Başkan, bu durumda bir şey yapamadı: ancak geçen yıl 1991 bütçesini 86 milyar olarak gösterdi! Gerçekleşmesi olasılığı 30 milyar lira dolayında. Belediyeler Yasası'nda, ‘‘personel giderleri, belediye gelirlerinin yüzde 30'unu aşamaz” deniyor. Eğer aşacaksa, İçişleri Bakanlığından özel izin alınması gerektiğini belirtiyor. İçişleri Bakanlığından alınacak özel iznin de tarih sayısı ile belediye meclisine geleceği, meclisin onu görerek karar vereceği anlaşılıyor bundan. Başkan Aziz Gürsoy, 30 milyarlık bütçeyi, neden kabarık gösteriyor? Kaçak olarak çalıştırılacak işçileri de gizleyebilmek için mi? Hani, belediye gelirlerinin yüzde otuzunu aşamazdı personel giderleri? Bu da minarenin kılıfı mı oluyordu?
"Baykalcı’’ Aziz Gürsoy, sürekli SHP’li belediye meclisi üyeleriyle kavgalıydı. 1990'ın 21 ağustosunda bir olay oldu; belediye meclisi üyelerinden karşı çıkanları başkan, dışarıdan getirttiği adamlara dövdürmeye kalktı! Meclis toplantısı dağıldı, olay müfettişlere, yargıya yansıdı.
SHP, son seçimlerde Sincan'da o bölgede çok ağır yenilgiye uğradı: buralarda engeli (barajı) aşamadı. Kimse, "Yahu, burada SHP’li belediye yok mu? Bu oylar neden böyle düştü" demez mi? Bir başkan, belediye meclisini çalıştırmaz, hiçe sayar! Kararları meclis reddetse bile, Anakent Belediye Başkanı Murat Karayalçın'ın onayına dayanarak geçirir; maaşını milletvekili aylık ve ödeneğine çıkarmayı böyle mi sağladı? Dışarıda fiyatı metrekaresi 10 milyon liraya giden çok değerli arsalar, geçenlerde 2 milyon liradan mı satıldı? Metrekaresi 900 bin liraya satılan arsalar oldu mu? İnşaat alanı buralar. 400 metre karelik bir arsa, 500 milyona satılabiliyor. 8-10 milyarlık yerler mi buralar? SHP’nin de bunları engelleyen genelgesi var. Satışlar; bu genelgelere de aykırı mı? Parti kararına da yasa hükmüne de aykırı oysa belediye meclisi kararına aykırı olarak satış yapmak. Başkan, bunları "encümen" kararıyla mı satıyor? "Encümen’de, başkanın atadığı dokuz birim müdürü var; oy çokluğuyla işler gidiyor. "Encümen”in seçilmiş üyeleri, "karşı oy" yazılan yazıyorlar, karşı oy veriyorlar, orada kalıyor. Ama Başkan Gürsoy, bunlardan da rahatsızdır, erinç içinde değildir...
Belediye meclisinin SHP’li üyeleri, olayları SHP Ankara İl Başkanı Vecihi Mutluya götürdüler. O, önce ilgilendi sonra bıraktı arkasını. Seçimler de vardı ya! Ertuğrul Günay, olaya el koydu, "Haklısınız" dedi, son sıralarda o da mı ilgilenmez olmuştu?
Başkan, kendisini eleştirenleri mahkemeye veriyordu- Sincan'daki SHP'lilerden bir grup 1990 eylülünde bir bildiri yayımlayarak, Aziz Gürsoy için "Sincan Belediye Başkanı, Deniz Baykal'ın en yakın değnekçisi" dediler diye, başkan onları mahkemeye verdi. Bilirkişi "değnekçi" sözcüğünde suç bulmadı. Başkan da davasını geri aldığını açıkladı; oysa davayı yitirmiş miydi?
Ankara ilinde, Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü'nde, Sincan Belediyesi ile ilgili “soruşturma" dosyaları, oldukça kabarık!
ANAP’ın eski Ankara İl Başkanı Mehmet Demirel, Sincan Kaymakamı Kadir Çalışıcı'ya şöyle mi demiş?
Yahu, ne yapıyorsunuz kaymakam bey, başkanla uğraşıp durmayın; bizim adamımız o!
Aziz Gürsoy, daha önce, Hinthorozu'na ağır sözler söylediği için SHP İI Disiplin Kurulu'nca partiden çıkarılmış, ancak genel merkezin çoğunluğu o zaman "Baykalcı" olan Merkez Disiplin Kurulu, bu kararı iptal etmişti. Şimdi Başkan Gürsoy'un Start1'deki İnönü'nün istifasını isteyen konuşması dolayısıyla. SHP Genel Merkezi, yeniden soruşturma açtırır. Bir daha çıkarmaya uğraşıyor!
SHP, DYP ile ortaklık kurup hükümet olmaya hazırlanıyor. Bir yandan da "Seçimleri neden yitirdim acaba" diye düşünüyor! Bunu bilemeyecek ne var? Çevresine baksın!..
* * *
Taşlama ustası Hasan Çelebi, son günlerin olaylarına bakıp şu dizeleri düşmüş:
"Yine kaldırdı kazan Patrona'nın soydaşı / Kussun bakalım zehrini bozguncu başı!"
* * *
Bir düzeltme: 3 kasım pazar günü çıkan "Ankara Notları"nda, Nal Atölyesi ustası Kazım Tuncay, Demirhan Tuncay’ın babası diye geçmiş; babası değil, amcası ve kayınbabası olacaktı. Demirhan Tuncay'ın babası Hüseyin Avni Tuncay...
5 Kasım 1991, Cumhuriyet