Aradan kaç ay geçti, unuttum gitti; Cumhuriyet’teki olay daha patlak vermemişti; ekim ayının başlan olmalı; o zaman sekiz ayı bulmuş Portekizli gazeteci Rui arayalı. Çok ilginç bir öyküsü var da, onun için anlatacağım...
Portekizli Rui, İstanbul’dan arıyordu.
Ben, Lizbon'dan geliyorum; adım Rui Ferreira e Sausa, Mustafa Ekmekçi'yle mi konuşuyorum?
Evet!
Sizinle görüşmek istiyorum!
Benimle ne görüşeceksiniz?
Türkiye ile ilgili konuşacağım; ben geleyim de anlatırım size!
Orada Cumhuriyet’in merkezi var, onlarla konuştunuz mu?
Hayır konuşamadım; ben sizinle konuşmak istiyorum. Yarın sabah yola çıkıyorum, akşama İçkale Oteli’nde olacağım. Gelince konuşuruz!
Peki, beni nereden tanıyorsunuz? Kim verdi benim adımı?
Daily News gazetesinin yıllık almanağından buldum. Gelince başımdan geçenleri anlatırım!
Gel bakalım! dedim, ne diyeyim?
Adam, Lizbonlardan kalkıp gelmiş; "Hayır, ben sizinle konuşamam, gelmeyin!" mi diyeyim? Gelsin bakalım Benimle ne konuşacak? Ben politikacı değilim, adamın istediklerine nasıl yanıt veririm? Hangi yetkiyle?
Akşam yine bir telefon, bu kez Ankara'dan. Rui -ben içimden ona "Ruhi" diyorum, adını unutmayayım. Ruhi Su'dan belleğimde kalsın diye-. "Ruhi Bey" deyince unutmuyorum...
Ben geldim. Biraz geç, ama bu akşam nerede bir kadeh bir şey içebilirim?
Otelde bekleyin, ben geliyorum!
Gittim, onu aldım. Cumhuriyet Bürosu'nun altındaki "Lider Restaurant”a götürdüm. Başından geçenleri anlattı. İstanbul'da konuşacak kimseyi bulamamış, bilgi alacak.
Cumhuriyet’e gitmediniz mi?
Gittim, üst kata çıkarmadılar! Yazarları sordum, kimi yoktu, olanlarla da görüşemedim. Oradan TGS'ye gittim Orada söylediler. "Sen Ankara'ya Mustafa Ekmekçi’ye git, onunla konuş!" dediler. Daily News gazetesinin 1991 almanağı vardı, orada adınızı buldum. Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin de başkanısınız, öyle değil mi?
Evet, öyle.
Bir yandan kafamda tasarlıyorum, bu arkadaşa ben ne yapabilirim?
Liderlerle filan görüşmek ister misiniz?
Ben sizinle görüşmeye, konuşmaya geldim. Siz nasıl derseniz öyle yapacağım.
Sakallı, zeki bir genç. Tuttuğunu kopardığı anlaşılıyor. Biz lokantada otururken, dışarıda polislerin çokluğu gözüne çarptı. Sordu:
Ben şimdi dışarı çıkıp "Kahrolsun polis!" diye bağırabilir miyim?
Bağırabilirsin! dedim, ama sonra başına ne gelir bilemem!
O zaman sizde demokrasi yok!
Yok tabii!
Ama Cumhuriyet var!
Var!
Ayrıldık, neler yapabileceğimizi sabah kararlaştıracağız.
Ertesi sabah Rui'yi aldım. DGM'ye gittik. Omzu fotoğraf makineleriyle doluydu. İçeri girmemiz güç olmadı. Biz, Sadun Bey'le birlikte dinleyici yerine oturduk, savunman Veli Devecioğlu da bizimle. Rui, bol bol resim çekti. Bu arada bizleri de çekiyordu. O duruşmada İsmail Beşikçi salıverildi! Rui keyifliydi. Türk gazetecilerden çok çalışmış, daha çok fotoğraf çekmişti.
Sadun Bey, Rui, birlikte öğle yemeğine "Köşem’e gittik. Orada konuşmayı sürdürdük. Selanik Caddesi'nin başındaki Ali Uzun Şekercisinden armağan şekerler aldım ona; çok sevindi;
Karım çok sever bu şekerleri! dedi. O akşam uğurladım.
Lizbon'dan telefonlar etti; hem teşekkür ediyor hem de Türkiye ile ilgili yazısının çıktığı "Grande Reportagem” dergisini adresime postaladığını bildiriyordu. Daha birkaç kez aradı. "Grande Reportagem” dergisi geldi; oooo, Türkiye'ye altı-yedi sayfa ayrılmıştı. İsmail Beşikçi'nin fotoğrafı, duruşmayı izleyen Sadun Bey’in, Veli Devecioğlu'nun birlikte fotoğrafımız aynı sayfadaydı. Rui, İstanbul'da da boş durmamış, orada halkın yaşamını, camileri, Boğaziçi'ni görüntülemişti. Rui, bana tutumu, davranışıyla ülkeler, insanlar arasında barışı sağlamada gazetecilerin ne büyük görevler üstlendiklerini anlattı. Lizbon nire, Ankara nire?..
Kültür Bakanı Fikri Sağlar, bir-iki günlüğüne İspanya’ya Sevilla Panayırı'na çağırdığında, usuma Portekizli gazeteci Rui gelmişti. Acaba o da gelemez miydi? Kültür Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Topluluğu İşlerinden Sorumlu Genel Müdür, gazeteci arkadaşım Mithat Sirmen, Lizbon'u arayıp Rui'yle görüştü. Rui:
Çok isterdim Mustafa'yla Sevilla’da buluşmayı, ama Amman'a uçmak zorundayım, hemen gidiyorum! demiş.
Rui'yle Sevilla'da buluşamadık...
24 Mayıs 1992, Cumhuriyet