Salihli Akşamları-5 Nâzım'ın Sevdikleri...

Salihli'de, kükürtlü “Kurşunlu Kaplıcaları”nda, sabah kahvaltısındayız. Can Yücel, geç yattığı için daha kalkıp gelememiş, öbürleri orada. Samiye Yaltırım, Ayşe Yaltırım, Müzehher Vâ-nu, Şükran Kurdakul, Balaban, Kıymet Coşkun, Güler Yücel...
Dereden tepeden; Nâzım Hikmet'in sevdiklerinden açıyorduk. Nâzım'ın ilk eşi Nüzhet Hanım ı tanımıştım, 1980 yılında. Yalçın Küçük'le, Nüzhet Hanım’ın damadı Şevket Çizmeli'nin Or-An'daki evine gitmiştik. Nüzhet Hanım, o yıl seksenindeydi. Evde gençler briç oynuyorlardı. Ben oynayanları seyrediyordum. Nüzhet Hanım, Yalçın Küçük'e:
Senin arkadaşın aptal! demiş, ben onun yazılarına âşıkım, o ise, bana hiç bakmıyor!
Yalçın Küçük, gelip aktardı Nüzhet Hanım'ın sözlerini; birlikte konuşmaya başladık. Altta kalmamalıydım:
Burada en genç sizsiniz Nüzhet Hanım! Yıl 1980, sizde sekseninizdesiniz! Yalçın Küçük sordu:
Nâzım Hikmet’ten neden ayrıldınız?
Benim için çok ağır yazdı; "Sen/benim/minare boyunda çam gövdeme,/yumuşak,/beyaz,/bir kurt gibi girdin,/ kemirdin!" diye yazdı. ‘‘..Beynime giren kurdu/çürük bir diş çeker gibi söktüm" dedi. Biliyor musunuz, Nâzım Hikmet beni bırakmadı, ben boşandım!
Kahvaltıda Samiye Yaltırım’a sordum: "Doğru!" karşılığını verdi. Müzehher Vâ-Nu:
Doğru, o Nâzım’ı bıraktı dedi. Valâ (Nurettin), Nüzhet için: "En fevkalade kadındı, onun hayatına giren" derdi.
Nüzhet Hanım da, üstü kapalı söylemişti, Nâzım la ayrılmalarının nedeninin, Nâzım'ın annesi Celile Hanım olduğunu. Yalçın Küçük sormuştu:
Nüzhet Hanım, şimdi olsa Nâzım'dan ayrılır mıydınız?
Ayrılmazdım, diye karşılık verdi Nüzhet Hanım, böyle bir şairi bırakmak, üzmek istemezdim!
Uzun konuştuk o gün. 1921 yıllarının Ankara’sı'nı sorduk, Mustafa Kemal'i anlattı. O zaman evlerde toplanıyorlarmış. Mustafa Kemal Paşa, Meclis Başkanı. Nüzhet Hanım'ın eniştesi, gazeteci Muhittin Bey. Tanin'in Genel Yayın Müdürü. Ankara’da Basın-Yayın'da görevli, belki genel müdür. Nüzhet Hanım, on sekizinde var, yok. Mustafa Kemal, önünde eğilerek dansa kaldırmak ister. Nüzhet Hanım:
Teşekkür ederim, dans etmeyeceğim! der. Mustafa Kemal ısrar eder:
Ama, hanımefendi, ben çok güç durumda kalacağım! Lütfen kırmayın! Bu dansı lütfedin!
Hayır, der Nüzhet Hanım; dansa kalkmaz! Mustafa Kemal, sesini çıkarmaz; yerine oturur!
Çok ince, kibar insandı! dedi Nüzhet Hanım. Nüzhet Hanım, Nâzım’ın "O mavi gözlü bir devdi./Minnacık bir kadın sevdi./Kadının hayali minnacık bir evdi,/bahçesinde ebruli/hanımeli açan bir ev" dizelerini yazdığı kadındı...
Aysel Bayramoğlu anlatmıştı; Şevket Süreyya Aydemir, Nüzhet Hanıma gider, ona çiçek götürürmüş. Nüzhet Hanım, bir süre önce öldü.
1970'li yıllardı, bir İstanbul'a gittiğimde, MAY Yayınları yönetmeni Mehmet Ali Yalçın'a uğramıştım. Odası kalabalıktı; Hasan İzzettin Dinamo, Suat Derviş, daha kimler vardı unuttum. Suat Derviş, 1972'de ölmüş, demek ölümünden önce görüp tanımışım. Söz Nâzım Hikmet’ten açılmıştı. Nâzım, Suat Derviş için şiir yazmış. Suat Derviş'e tutkunmuş gençlik yıllarında.
Mehmet Ali Yalçın, Suat Derviş'e takılmıştı:
Kız, insan Nâzım gibi şairi kırar mı? Karşılık verseydin, bak sana şiirde yazmış, ithaf etmiş!
Ne bileyim böyle ünlü biri olacağını; o zamanlar delifişek bir gençti!
Suat Derviş o gün, Nizamettin Nazif’le nasıl evlendiklerini anlatmıştı. Cağaloğlu'ndaki evlendirme dairesinde nikâhları kıyılır, Suat Derviş gelinliğiyledir. Oradan çıkarlar, evlerine gidecekler. Yeni Cami'nin önüne gelince Nizam:
Haydi sevişelim! der.
Evimize gidelim, bak akşam oluyor, orada istediğimiz gibi sevişiriz! derse de Suat Derviş, ı-ıhh, "Deli Nizam" dinlemez, yatırır kızı Yeni Cami'nin merdivenlerine! Onları görmekte gecikmezler:
Vay zındıklar! Caminin merdivenlerinde ha? Haydi karakola!
Gerdek gecesini, karakolda geçirirler...
Kahvaltıda, Nâzım'la ilgili anılar anlatılıyor. Nâzım, Piraye'yle yeni evlenmiştir. Bir gün Nâzım, öykücü Cahit Uçuk'u görür, Kadıköy vapurunda birlikte karşıya geçerken dost olurlar. Piraye bunun ayırdına varır, izler. Nâzım’ı sıkıştırır:
Vallahi bir şey yok, der Nâzım, ben onu kardeşim Samiye'ye (Yaltırım) benzettim de! Piraye, bu gerekçeye inanmaz:
Ne demek, "kardeşime benzettim de". (Kahkahalar)
Semiha Berksoy'a tutkun muydu?
Aaa, uydurma!
Semiha’ya âşık değil mi?
Semiha ona âşık!
Semiha bir gün bir şapka almış, Nâzım ı görmeye İpek Film'e gitmiş. Nâzım da tam kapıdan çıkıyormuş. Semiha:
Aaa, ben de çıkıyorum, bak şapkam çok güzel!
Evet, demiş Nâzım, bu şapkayla öyle güzelsin ki, sen karşı kaldırıma geç, ben bu kaldırımdan yürüyeyim, yan- yana yürümeyelim, seni uzaktan göreyim!
Nâzım, "Onu ben üne kavuşturdum!" dermiş.