Salihli Akşamlan; (7) Nâzım ile Sabahattin...

"Salihli Akşamları"nın sonuna geldim. Yazıların geniş ilgi uyandırdığını duyup sevindim. Sevinmez olur muyum?
"Salihli Akşamlan" üzerine. Amerika'da Indiana Üniversitesi Türkçe izlenceleri yönetmeni Prof. İlhan Başgöz de gitti Salihli'ye. Belediye Başkanı Zafer Keskiner, İlhan Başgöz'e Salihli'yi gezdirmiş, onu Bozdağ'a çıkarmış. İlhan Başgöz, gelecek yıl, Amerikalı bilim adamlarıyla Salihli'ye geleceklerini söyledi. İlhan Başgöz, bir süre önce geldiği Amerika'ya 29 haziranda dönüyor. İlhan Başgöz halk yazınıyla ilgili bir bilim adamı. 1978'de İlhan Başgöz'e İş Bankası. "Alilzzef’le ilgili bir kitap yazdırmıştı. Kitap ilgi gördü, iki yıl İş Bankası’nın satış yerlerinde satıldı.
12 Eylül gelince. Diyanet İşleri Başkanlığı. İş Bankası'na yazı yazar, "Bu kitapta Alevilik propagandası yapılıyor, bu kitabı satıştan kaldırın!" der. Bu sırada, İş Bankası şubelerinden birine iki polis gelir, "Ali İzzet" kitabını görürler:
Bu kitapları buradan indirmezseniz bir indireceğiz! derler
Banka yöneticileri korkar, "Ali İzzet" kitabını depoya kaldırırlar!
Benzeri bir olay, Orhan Ural’ın "Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri" kitabının başına gelmiş. İş Bankası'nca bastırılan kitap Necdet Evliyagil'in. "Bu kitapta Nâzım Hikmet var. Mehmet Akıt yok" yollu yayınları sonucunda, satıştan kaldırılmıştı.
"Salihli Akşamları'nın burasında, Nâzım’ın, yurttaşlık hakkının geri verilmesi konusunu bir kez daha anımsatarak. "Vasiyet" şiirini aktarmak istiyorum. Nâzım'ın 1953'te yazdığı "Vasiyet" şöyle'
"Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü / ölürsem kurtuluştan önce yani / alıp götürün / anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.
Hasan Bey in vurdurduğu / ırgat Osman yatsın bir yanımda / ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp / kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.
Traktörle türküler geçsin altbaşından mezarlığın / seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu / tarlalar ortamalı, kanallarda su/ ne kuraklık ne candarma korkusu.
Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz/ toprağın altında yatar upuzun / çürür kara dallar gibi ölüler / toprağın altında sağır, kör, dilsiz.
Ama bu türküleri söylemişim ben / daha onlar düzülmeden / duymuşum yanık benzin kokusunu / traktörlerin resmi bile çizilmeden.
Komşulara gelince / şehit Ayşe'yle ırgat Osman / çektiler büyük hasreti sağlıklarında / belki farkında bile olmadan.
Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani / öyle gibi de görünüyor / Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni / ve de uyarına gelirse / tepemde bir de çınar olursa / taş maş da istemez hani."
Nâzım, nereye gömülecek? Moskova’dan gömüt getirilirse, nereye konacak? Müzehher Vâ-Nû, Kıymet Coşkun daha birkaç kişi, bundan uç-dört yıl önce İznik’e giderek o yörede bir gömüt yeri saptarlar. Hatta bir de çınar dikerler oraya. Sonra; bu yıl gittiklerinde, diktikleri ağacın yerinde yeller estiğini üzülerek görürler.
Torbalı Belediye Başkanı Ertan Ünver:
Nâzım, Torbalı'ya gömülmeli, ben yerini bile hazırlıyorum demişti.
Ruhi Su’nun, gömüt taşlarının kırıldığını düşününce, Nâzım'ın Torbalı gibi bağnazlıktan uzak bir Anadolu parçasına gömülmesi belki daha uygun olur. Ama, bu konu daha erken elbette tartışmak için, önce Nâzım’ın yurttaşlığı geri verilmeli, Bunu DYP-SHP ortak hükümeti gerçekleştirebilir, gerçekleştirilmelidir
"Salihli Akşamlar”ını izleyen Orhan Asena söyledi. Nâzımla ilgili üç kitaplık bir oyun yazmış. Orhan Asena'nın birinci kitabı "Arayan Adam"; burada Nâzım’ın ilk eşi Nüzhet Hanım! da anlatıyormuş. Üçüncü oyun "Dünya Yurttaşı"; birinci kitapla üçüncü kitap bitmiş, ikinci kitap ise "Davalar" henüz bitmemiş. Orhan Asena
Ben Nâzım la ilgili oyunları yazmaya taa Almanya'dayken başladım. Kaç yıldır üzerinde çalışıyorum dedi.
Orhan Asena’nın yapıtlarının bitmesini nasıl bekliyorum, anlatamam.
Nâzım, Sabahattin Ali'yi çok severmiş. Sabahattin Ali'nin başına gelenleri gördükten sonra. Türkiye'den Can Yücel’in deyimiyle "göçüp gitme" yürekliliğini nasıl gösterdiğini hep anlattım. Ama, Müzehher Vâ-Nû, Salihli'de anlatmıştı. 50 yaşındaki Nâzım'ı er olarak askere alıp, askerliği sırasında da "Kaçmak istedi, vurduk!" diyerekten, öldürmek istediklerine ilişkin haberler gelir. Vâ-Nû da "Gitmesi gerektiğini" söyler. Necla Coşkun’un, bana yazdığı bir mektupta anlattığı gibi İsmail Cem'in babası, İpek Filmin sahibi İhsan İpekçi, giderken para yardımı yapar Refik Erduran da Malik Yolaç’ın motoruyla kaçırır. Nâzım! Boğaz da bir Romen şilebine bindirir. Kimsenin ruhu duymaz Nâzım’ın göçüşünden!..
Sabahattin Ali, öldürülüşünün yıldönümünde Kırklareli’de Üsküp-Sazare arasında Sabahattin Ali Çeşmesi başında anıldı. “İki Gözüm Ayşe” (Ayşe İlhan) ile birlikte, toplantıyı düzenleyen Erdoğan Kantürer'e şu ortak telgrafı gönderdik:
"Benim meskenim dağlardır” diyen Sabahattin Ali'yi oralarda anmak iyi bir gelenek olacak
Öldürülmesi ayıbını bir çeşmenin suları temizleyemez.
Ruhu ışıklarla donansın; anısı önünde bin saygı, bin sevgi ile eğiliriz."
Nâzım da Sabahattin de gönüllerimizde gömülü, tüm sevdiğimiz ölüler gibi..