Neler Olacak?

Hacı TÖ, önceleri Denktaş’a kızıyordu. Kıbrıs konusunda çözüme yanaşmıyor diye. Hacı TÖ, Bush’a çözüm için söz mü vermişti? Süleyman Bey, Prof. Sadun Aren’le bir görüşmesi sırasında, şöyle mi demişti?
Galiba. Amerikalılar Kıbrıs meselesini bunlara çözdürecekler!
Süleyman Bey'in 'bunlar' dediği, Hacı TÖ ile ANAP iktidarı mıydı?
20 Ekim seçimleri öncesiydi, Paris'te bir toplantıda, Grek Başbakanı Mitsotakis’le, Türkiye Başbakanı Mesut Yılmaz görüştüler. Kıbrıs sorununun çözümü konusunda büyük bir beklenti vardı. Mesut Yılmaz, o görüşmede Mitsotakis’e ‘evet’ deseydi, çözüm için büyük bir adım atılmış olacaktı. Yılmaz, seçim öncesi olduğundan mı ne bu yürekliliği gösteremedi. Kıbrıs sorununa olumlu yaklaşmadı, yıldı! Hacı TÖ, bundan dolayı mı Mesut Yılmaz'a çok kızdı? Belki de kızgınlığı, aralarının şeker rengine dönüşmesi o zaman başlamıştı, bilemem. Mesut Yılmaz, Denktaş'ın ağzına bakmış, eski patronunu dinlememiş miydi?20 Ekim'de iktidar elden gidince, Yılmaz, Kıbrıs konusunda tutumunu değiştirmedi, belki de 'iyi ki yanaşmamışım çözüme' diye düşünmüştü. Denktaş, Mesut Yılmaz'ın tutumunu kullanarak Türkiye'nin ‘şahinlerine’ mi oynuyordu? Necmettin Hoca, Mesut Yılmaz, haydi bir de kontrgerilla! Hacı TÖ ile Denktaş 'Okluk' koyunda ne konuştular? Gazeteciler neredesiniz?
1974'te, Kıbrıs çıkarması sırasında, birinci çıkarma yapılmış, İkincisi daha başlamamış. Başbakanlık Konutu’nda Bülent Bey’le konuşuyoruz. Şunu sordum.
Bülent Bey, ikinci girişim eli kulağında başlayacak. Benim merak ettiğim şu:
İkinci (harekâtta) asker ne kadar ilerleyecek?
Bülent Bey, karşılık verdiydi:
İleride görüşmeler sırasında, geri vermek için biraz fazla gideceğiz!
Konuşma sırasında ikimizden başka kimse yoktu. Bülent Bey, “Böyle bir şey demedim!" demez de, belki şimdi şöyle diyebilir:
Evet, Sayın Ekmekçi'ye öyle söylemiştim, ancak yeterince ileri gidemedik! Bu açıdan toprak ödünü vermemiz doğru olmaz kanısındayım!
Gerçekten Bülent Bey, belki olayların gelişi de etkiledi, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda en ufak bir girişimde bulunabilme olanağını ne buldu ne de yarattı. 1975’lerde "Kıbrıs başarısından yararlanıp tek başına iktidar hevesine kapılanlar oldu, o da olmadı, daha kötü oldu, MC’lerin ilki kuruldu! Bu açıdan, Kıbrıs sorununun Şevket Süreyya Aydemir’in deyişiyle, 'içinden çıkılmaz bir labirente' dönüşmesinde Bülent Bey, gerçekten başarılı oldu! Şevket Süreyya'nın korktuğu başımıza geldi!
Cüneyt Arcayürek yazıyordu Helsinki'deyken, şöyle:
"...Ardından yüzü sürekli gülen Vasiliu göründü. Başbakan'a, 'karım Antalyalı’ dedi. Denktaş'ın bir sözünü aktarıyordu Vasiliu!
“Diyor ki bana seninle sorunu çözeriz. Benim korkum senden sonra neler olacağında."
Ve basıyordu kahkahayı..."
Yanlış anlaşılmasın, kahkahayı basan Vasiliu!
Türkiye’de basın, büyük çoğunluğuyla Denktaşçıdır. Onun fotoğraf çekmesinden, mutfakta yemek pişirmesine dek her şeyini yansıtır da, Denktaş karşıtlarının adını bile anmaz. Adı anılmayanlardan biri de, Kıbrıs ana muhalefet lideri Özker Özgür’dür. Özker Özgür, Kıbrıs’ta çözümden yana olduğu için olacak, Türkiye'ye Kıbrıs'tan ‘vize’ ile gelen tek Kıbrıslı politikacı. 11 temmuz cumartesi günkü Cumhuriyet’te kısa bir demeci vardı; Özker Özgür, 'Çözümsüzlük imajı Denktaş'ın suçu’ diyordu. Özgür, demecinde Ada’nın her iki kesiminde de halkın karşılıklı, kabul edilebilir bir çözümün beklentisi içinde olduğunu sözlerine ekliyordu.
Baker, Hikmet Çetin'e mektup yazıyor, herkes 'şimdi ne olacak?' diye soruyor. "Neler olacak, neler olacak?" Anlatacağım fıkra, Türkiye’nin her yerinde geçerli olan fıkralardan. Kazım Yenice, fıkrayı Karadenizlilere göre anlattı, ben fıkrayı Prof. Fehmi Yavuz'un anılarında okudum, o, Muğla yöresine göre anlatıyor: şöyle:
Köy değirmenine bir gün güzelce bir kadın un öğütmeye gider. Değirmenci, kadına göz koymuştur. Akşam olup öteki müşteriler gittikten sonra, değirmenin kapılarını kapatıp sürgüler. Kadının sırası da gelmiştir. Dökülen unların kalınlığını, inceliğini ayarlar. Kadın da unları, bir yandan boşalan zahire çuvallarına doldurmaya başlar. Bir kör kandil değirmenin içini şöyle böyle aydınlatmaktadır. Değirmenci, kadına oldukça yakın oturmuştur. Gözlerini yumar, arada:
Neler olacak, neler olacak? diye mırıldanmaya başlar. Kadın dayanamaz sorar:
Neler olacak amca?
Değirmenci yine, "Neler olacak, neler olacak?" deyip durmaktadır. Kadın, "Neler olacak amca, yoksa kıyamet mi kopacak?" deyince, değirmenci karşılık verir:
Ah, ah, kıyametten de beter olacak. Şimdi ben sana saldıracağım. Sen 'ha' demeyeceksin, gidip kocana söyleyeceksin. Kocan gelip beni öldürecek. Benim oğlan gidip senin kocanı öldürecek, senin oğlan gelip benim oğlanı öldürecek!
Değirmenci belli aralıklarla, 'Neler olacak, neler olacak?' demeyi sürdürür. Kadın dayanamaz:
He dersem nolcek? deyiverir. Değirmenci keyiflenmiştir.
İşte o zaman kına gibi un olacak!