Kartal Şenliği’nde...

İstanbul'a, Kartal 11. Kültür ve Sanat Şenliği’nin başlamasından sonra gittim. Şenlik 14 temmuz günü başlamış, o günkü açıkoturumda, Necdet Uğur'la, Turgut Kazan konuşmuşlar, ona yetişemedim. İkinci günü, “Basının sorunları" konusunda, Orhan Birgit, Sami Karaören, üçümüz konuştuk Soruları yanıtladık. Bana yöneltilen sorular arasında şöyle biri de vardı:
“Sayın Ekmekçi, ben okur olarak ilk defa sizleri canlı dinleme olanağı buldum. Niçin okurlarınızla daha sık bir araya gelinebilecek, tartışılabilinecek ortamlar yaratılmıyor? Sevgilerimle."
Sorunun altında imza yoktu. Yazı bir bayanın yazısı gibi. Yanıtlamadan önce, soruyu kimin sorduğunu öğrenmek istedim. Bir genç bayan okurdu. Ona Aşık Veysel'in bir fıkrasıyla karşılık verdim. Yıllar önceydi, Fatma Günbulut'ların evinde, Aşık Veysel’le söyleştik; Veysel çaldı, söyledi. Fatma Günbulut:
Veysel Amca, ne olur sık sık gel, yine gel! diye yalvardı.
Veysel anlattı: Adam kapıyı tak tak vurmuş, içeriden karısı sormuş:
Kim o?
Allah izin verirse koçanım! demiş adam. Allah izin verirse yine geliriz!
Toplantıdan sonra, Kartal Belediye Başkan Yardımcısı Celal Ülgen, konuşmacılara Belediye Başkanı M. Ali Büklü'nün birer ‘plaketinin’ verileceğini söyledi.
Plaketleri de okurlar, dinleyiciler verecek! dedi. Sayın Ekmekçi'ye de o soruyu soran bayan okuru verecek, buyurun!
Armağanımı bayan okurdan aldım. Adını sordum, "Behire Demir" dedi, “Cumhuriyetken ayrıldığınızda sizi aramıştım!" diye ekledi. Behire Demir'i anımsadım; bizleri yalni2 bırakmayanlardandı. Cumhuriyeti yaşatanlar, Behire Demirlerdi.
Necdet Uğur'u merak ediyordum. CHP'nin kurulması olayı tartışılıyor ya, bu sıra ne düşünüyordu acaba? Kaldığım. 'Çamlıbelde'den telefonla aradım. Necdet Uğur
Buralara gelmiyorsun galiba, dedi.
Pek gelmiyorum. Ankaralarda benim işim, bir anlamda. Kartal Şenliği'ne. katılacağım toplantı için gelmiştim. Yarın da gidiyorum. Çamlıbelde’de kalıyorum, biliyor musunuz burasını?
Neresi orası?
Çamlıbelde, çok güzel bir yer!
Kartalda mı?
Yok, Dikmen. Aman Dikmen nerde, Pendik tarafında. Kayış Dağı'nın eteğinde bir otel.
Nerden buldun öyle yerleri?
Valla! Yav işte. Cennetin bir çeşiti!
Tamam. (Kahkahalar) Peki.
Bu, CHP ile İlgili çalışmaları izliyorum, nasıl olacak.
Valla, daha çok mesafeler lazım tabii. Eğer birleştirilecekse. bir hayli zaman alır.
Öyle mi?
Evet, öyle çabuk olacak iş değil.
Oluşturucuların eylüle filan alışlan da, tarihsel bir şey olsun diye, değil mi, başka bir şey yok...
Şimdi aslında, tabanda bir tatminsizlik var; eğer SHP iktidarda olmasaydı, bu iş şu veya bu şekilde olabilirdi, ama bu anda SHP iktidarda ve belirli bir şekilde götürüyorlar. Yıpranmışlar da değiller henüz tam.
Öyle değil mi?
Evet; o bakımdan, bu partinin amacı da iktidara gelmektir. İktidara gelmiş bir partiyi, ordan koparma falan... Bizim aşağıdaki sağduyu bunu şey yapmaz. İktidarı güçlendirici bir birleşim... Mesele kalmaz! Bu bir; İkincisi 'hizip' görüntüsü vermemek lazım. Hizip görüntüsüne çıkarsa, bu üçünde de (DSP, SHP, CHP) derhal şey yapar. Çünkü, o konuda ağrıyan diş gibi, yani çok hassas.
Anladım.
Bir de, parti dışındaki izleyenlere de çok itici geliyor. İçeridekiler, herkes bir tarafa gidiyor, belki pek farkına varmıyor ama, asıl önemli olan partinin dışındaki bizi destekleyen büyük bir kesim. O kesim, hizipçiliğe karşı çok tepkili. Aşılabilirse, çok iyi bir şey olur.
Efendim, yine görüşürüz...
Ha, Milliyet benimle uzun bir konuşma yaptı...
Ne zaman çıkar?
Birkaç gün içinde çıkar, ona bir bak bakayım...
Peki efendim, teşekkürler, saygılar.
Güle güle!
Çamlıbelde'de mayomu giymiş güneşlenirken, Yaşar Çallı çıkagelmez mi? Onun da sergisi varmış Kartal Şenliği’nde. Oturdu, şıpın işi bir portremi yaptı, çok keyifliydi Çallı. Dedesi Çallı’yı konuştuk. O, Prof. Faruk Or’dan dinlemiş Çallı fıkrasını. Şöyle:
Çallı, belki de Degüstasyon'dan, kafayı bulmuş bir biçimde çıkmış, sallana sallana caddede yürüyüp gidiyormuş. Çallı'yı da göre göre tanıyan bir polis görevlisi ressamı uyarmış:
Hocam, kaldırımdan yürüseniz demiş, bir araba filan çarpacak!
Çallı İbrahim bakmış bakmış, karşılık vermiş:
Ben ip cambazı mıyım?
Çallı fıkralarının birçoğunu Can Yücel'den dinleyecektik. Çallı, Can Yücel’in de resmini yaptı, benzetti!
Can Yücede Çamlıbelde'ye yollanırken Maltepe kıyı kahvesinde, Halit Çelenk’le. Prof. Necla Arat’ın konuşmaları başlıyordu. Konusu, "İnsan Hakları”. Ayrılırken, teybi masaya koydum, benim adıma izlesin diye. Çallı, Çamlıbelde'ye bizden önce varmış...