Dikili Barış Şenliği'nde, şimdiye dek görülmemiş bir olay oldu. Eskiden, geçmiş yıllarda sivil polisler toplantıları engellemeye çalışırlar; kışkırtıcı tutumlarla konuşmacıların sinirlerini altüst ederler, onları videoya alırlardı. Bu yıl, daha şenliğin ikinci gününde, kışkırtıcı küçük bir grup. “Cumhuriyet"le ilgili toplantıyı engellemeye kalktı. Küçük grup bağırdı, çağırdı. Büyük kalabalığın onlara katılmaması, hatta kınaması karşısında Çamlaraltı’nı bırakıp gitmek zorunda kaldı.
Kürsüde, İlhan Selçuk, Hikmet Çetinkaya, Şükran Ketenci, bir de ben konuşacaktık. Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven, kısa bir konuşmayla konuşmacıları kürsüye çağırdı. Daha yerimize oturmak üzereydik ki bir genç mikrofonu almış, konuşmak istiyordu. Önünde, öldürülen gazeteci Yahya Orhan’ın fotoğrafı vardı... Kürsünün sağındaki küçük grup;
Arkadaşımız konuşsun! diye bağırmaya başlamıştı.
Bağırıklar, çağırıklar, kimin ne dediği anlaşılmaz olmuştu.
Devlet terörüne son! diye tempo tutuyorlardı.
Katillerden hesap soracağız!
Yargısız idamlara son!
Katiller bulunacak, hesap sorulacak!
Mikrofonu İlhan Selçuk aldı, özetle şunları söyledi:
Arkadaşlar bir dakika, bir dakika! ("yuh” sesleri, protestolar) Burada hepimiz dostça, kardeşçe konuşmaya geldik. Dikili Şenliği'nde şimdiye kadar herkes omuz omuza, kardeşçe, dostça her şeyini dile getirdi; bunu da dile getireceğiz. Burada, biz devlet terörüne karşıyız. (Anlaşılmayan protestolar) öldürülen gazetecilerden söz açmak istiyorum ("Basın şehitleri ölümsüzdür!" sesleri). Meslektaşımız Yahya Orhan öldürüldü, ("özgür Gündem de katılsın!" sesleri). Arkadaşlar, Özgür Gündem için ayrı bir panel düzenlersiniz, konuşursunuz. Beni de çağırırsanız ben de konuşurum. Arkadaşlar, konuşma olanaklarımızı yitirdiğimiz zaman demokrasi olmaz ("Özgür Gündem konuşsun!" sesleri).
Devlet terörüne son! (Bir avuç kişi, toplantıda terör mü yaratmak istiyordu?)
Bağırtıları çağırtıları durdurma olanağı yoktu. İlhan Selçuk konuştu:
Arkadaşlar, Yahya Orhan için bir dakika saygı duruşuna çağırıyorum! (Herkes ayağa kalktı, kışkırtıcılardan bir bölüğü ise saygı duruşu sırasında da bağrıştılar. Kimi de “Kemalist eşekler!" diye bağırıyordu).
Yahya Orhan için saygı duruşu bitti. İlhan Selçuk:
Teşekkür ederim arkadaşlar, şimdi öldürülen meslektaşımız Çetin Emeç için bir dakika saygı duruşu...
Yine ayağa kalktık, saygı duruşuna geçtik. (Protestocu grup bağırıp çağırmayı sürdürüyordu ("Sahtekârsınız! Devlet terörüne son!").
Teşekkür ederim! Sevgili arkadaşlar şimdiye kadar bütün öldürülen gazeteciler için bir dakika saygı duruşuna...
Üçüncü kez saygı duruşuna kalktık Kürsüden bağırıp çağıranları süzüyordum. Kimdi bunlar?
İlhan Selçuk'un bu denli soğukkanlı olduğunu bilmiyordum.
Devlet terörüne son! Devlet terörüne son!
Teşekkür ederim arkadaşlar! Arkadaşlar, devlet terörüyle öldürülen arkadaşlarımızı konuşmak istiyorsak, hiçbir ayrım gözetmeden bütün arkadaşlarımızı bağrımıza basmak istiyorsak, bu paneli yürütmek istiyorsak, o zaman oturup konuşabiliriz. Hiç kimse, hiçbir zaman, gerek devlet terörüyle, gerek başka bir terörle öldürülen kimseler arasında en küçük bir ayrım yapmıyoruz. Bizim için, Türkle Kürt birdir; yalnız Kürt değil; Rum, Ermeni, Azeri tüm insanlar bizim için eşittir. Eğer öldürülen kurbanlar arasında, Türktür, Kürttür, Ermenidir, Fransızdır, Almandır diye ayrım yapmaya kalkışırsak, teröre karşı olamayız, ırkçı oluruz! (Büyük kalabalıktan uzun alkışlar)
Biz, ırkçılıktan ve kaba kuvvetten nefret eden bir topluluk yaratmak istiyoruz. Bizim amacımız, Kürt kardeşlerimizle Türk kardeşlerimiz arasında sevgi ve dostluk yaratmaktır, husumet değil. (Uzun alkışlar) Anadolu'da hep birlikte yaşayacağız, "Özgür Gündem"deki kardeşlerimizle "Cumhuriyet"teki kardeşlerimiz arasında hiçbir fark yoktur. Onlar bizi ayırsalar bile biz onları ayırmıyoruz. (Uzun alkışlar) Buradaki bütün insanlar bizim kardeşlerimizdir. İçimizde en küçük bir öfke yoktur. Onlarla biz Türkiye'de demokrasiyi gerçekleştirmeyi, çalışmayı, tartışmayı istiyoruz. Hiçbir zaman Türkiye'de Türklerle Kürtler arasında bir fark gözetmiyoruz. İstedikleri kadar bağırsınlar. (Bir yandan bağırmalar sürerken, bir yandan alkışlar.) Burada tartışmak için niye toplandık? İletişim, çağımızda iletişim! Niçin iletişim?.. Acaba, Özgür Gündem gazetesinden Yahya Orhan öldürüldüğü zaman, Bab-ı Ali basınında neden manşetlere geçmiyor da, başka biri öldürüldüğü zaman Bab-ı Ali basınında manşetlere geçiyor? Burada bir iletişim eksikliği neden vardır. İletişim eksikliği şundan vardır arkadaşlar, eğer elinde kuvvet olan başkasını taramaya kalkarsa, o zaman iletişim eksikliği olur. Şimdi, bu arkadaşlarımız, buradaki iletişimi engellemektedirler. Ellerinde kuvvet olsa, o zaman büsbütün engelleyecekler. (Uzun alkışlar) Eğer bu kadar küçük bir grup, burada bu iletişim engelini yaratmaya tevessül edebiliyorlarsa, yarın iktidara geldikleri zaman, bütün özgürlükleri yok edeceklerdir arkadaşlar. (Uzun alkışlar)...
İlhan Selçuk'un konuşması çok etkiliydi. Protestocular birdenbire dağıldı; toplantıya başlayabildik. Ertesi günü öğrendim, öğrenince daha da çok üzüldüm. Dikili yakınında, Bademli de, Eğit-Sen kampı varmış; Eğit-Sen'li kimi öğretmenler "Cumhuriyet"in toplantısını engellemek istemişler; bu olaylar olmuş. Yazık, çok yazık!
9 Ağustos 1992, Cumhuriyet