Hinthorozu Erdal Bey'le konuşurken, sıkıntısını az buçuk sezmiyor değildim. Eski CHP’nin yönetim kurulu başka havalar çalmaktaydı; SHP’lilere, bu arada Hinthorozu’na, "Siz de CHP'yi devam ettirdiniz ama, biz bu işi daha iyi yaparız. Şimdi de biz yapacağız'" diyorlardı. Erdal Bey'e göre, tabii o zaman bir başka parti oluyordu. CHP'nin devamı olduğunu söyleyenler, iki iken üçe çıkıyordu. O zaman, vatandaşlardan hangi parti daha çok saygınlık görürse, ona vatandaş karar verecek demekti. SHP'yi ayırdıkları için, bu bütünleşme olmuyor, tam tersi oluyordu. Sonunda yine seçim olacak, halk bir karar verecekti. Halk hangi partiye daha çok "itibar" edecekti? Az itibar gören, ya devam edecek, ya da bir biçimde bütünleşecekti. Ancak, yeni bir süreç başlayacaktı. Erdal Bey, ekledi:
Tabii, öyle olmasa iyi olur! dedi, öyle olacağını şimdiden... bu gerçeği görüp, yani "CHP’nin devamı SHP'dir” deyip, başka hangi düzenlemeyi düşünüyorlarsa, birlikte programları da, onları da konuşarak yapmak. Ama, öyle bir havaya daha girmedi CHP yönetim kurulu...
Peki, onlar CHP adını alıp, bir partiyi oluştursalar, SHP, "Ben adımı değiştirip, CHP oluyorum!” diyebilir mi? Bir kurultay toplayıp, böyle bir şey yapabilir mi?
Hayır, yasaya göre yapamaz! Şimdi CHP'nin yönetim kurulu ve CHP kurultayı, bu ada sahiptir...
Peki, bunun asıl düşünce babası siz değil misiniz? CHP'nin yeniden oluşması için savaşım veren, yasa önerisi hazırlanmasını isteyen...
Evet, geçen dönemde, muhalefetteyken bunu önermiştik, böyle bir yasanın sözünü vermiştik; bu bizim amacımızın içinde. Demokrasinin tam anlamıyla kurulması amacı içinde bütün bunlar var. Eski partilerin, kendi adlarıyla açılabilmeleri, CHP gibi bir partinin yeniden ortaya çıkması, buna engel kalmaması, Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu gibi kurumların eski hüviyetlerine kavuşmaları... İşte DİSK’in açılmasını sağladık; yani bütün bu olağanüstü dönemdeki kapatmaların ortadan kalkmasını istiyoruz ve tabii demokrasinin daha da yerleşmesini istiyoruz. Bu da onun bir parçası. Dolayısıyla bu bizim kendi isteğimizle ortaya çıkan bir şey. Ama, tabii siyasette, öyle yani kimse kimseye teşekkür borcu olmuyor, siyasette! (kahkaha benim) Siyaset, o günkü şartlar neyse, onu kullanmak şeklinde yorumlanıyor. Yani, bugün olanak var, o halde yeni bir parti olarak ortaya çıkıp, örgütleyebilirler. Bu nasıl oldu, ona kimse bakmıyor.
Ama, bakar insan. Nasıl ortaya çıktı bu? (Astında bu soruyu. “Politikacılık üçkağıtçılık mı” diye sormalıydım.)
Bakıp bakmamak, tabii o gene halkın değerlendirmesiyle etken olarak ortaya çıkar. Yani, elbet buna bakanlar da var. Ama, zorunluk yok. Yani, nasıl yasaklar kalkarken, "Kalksın” diye biz uğraştık o kadar, kalkmadan önce bize söylüyorlardı; “Yahu ne yapıyorsunuz, yasakları kaldırıyorsunuz, parti olarak sizin aleyhinize olacak, başkaları çıkacak!" Biz de diyorduk ki. "Olsun, demokraside yasak olmaz!” Yasaklar kalkar kalkmaz da, kimse yasaklarının kalktığını düşünmedi. Herkes, kendi partisini oluşturmaya girişti, işte böyle oluyor..
(O sırada biri geliyor masaya, Hinthorozu'na:
Sizinle uzun zamandır tanışmak istiyordum! diyor.
Öyle mi? Çok uzun zaman olmasa gerek, sen kaç yaşındasın?
On üç yaşındayım! (Gülüşmeler)
Yaşa!
Çocuk ulusal yüzücüymüş, “Sorunlarımız var!" dedi, Hinthorozu başdanışmanı Fikret Ünlü'yü gösterdi; "Spor konusunda değerli uzmanımızdır" dedi. Çocuk, “Elli metrelik kapalı havuzumuz yok!” diye konuştu. "Bir kulvarda 20 kişi falan yüzüyoruz, yirmi beş metre zaten..." Çocuk gittikten sonra, konuşmasını sürdürüyor Erdal Bey.)
………CHP Yönetim Kurulu karar verecek, tabii kurultay yaklaşıyor; biz MYK olarak bir toplantı yaptık ve bir bildiri yayınladık; "Bütünleşme her zaman isteğimizdir, yeni parti olmaya gitmeden, yol bulup SHP ile bütünleşmelidir.” Veya bir araya gelmeliyiz, bu işler söyleniyor; henüz bu yolu bulmuş değil, iki taraf da tabii, ilgi ister...
Siz bu düşüncelerinize, kamuoyundan, basından sağduyulu bir destek görüyor musunuz? Yoksa, "Tavşana kaç, tazıya tut! Ortalık karışsın!” diyenler mi çoğunlukta?
Gördüğüm kadar konu, belli bir kesimde büyük ilgi uyandırıyor ama, ilgi uyandırmadığı bir kesim de var Hükümetteyiz; hükümetin yapması gereken icraat, yönetim sorunları ve ülkenin sorunları... (Arka arkaya gelen Arapça ezan sesleri, konuşmamızı güçleştiriyor, kimi sözcükler anlaşılmaz oluyor. Ezan bari Türkçe olsa, bu denli batmazdı!) Bizim hükümette kalmamızı, isteyen, istemeyen, ondan sonra, SHP olarak güçlenmemizi isteyenler, istemeyenler.. Bütün bu etkenler birbirine karışıyor; her yaklaşanın belli bir görüş açısı var, zaten oluşmuş. Yani, SHP’ye olumlu bakıyor, olumsuz bakıyor; hükümete olumlu bakıyor, olumsuz bakıyor: CHP'ye olumlu bakıyor, olumsuz bakıyor. Bütün bunlar bir araya gelince, onu düşünerek bir şey söylüyor. Konu da zaten, siyasal bir gelişme olduğu için hiçbiri tarafsız değil..
***
Turan Dursun'un, gerici güçlerce öldürülüşünün yarın ikinci yılı. Onun için “ölüsü dirisinden güçlüdür" diye yazmıştım. Turan Dursun'a sıkılan kurşunlar, laikliğe. M. Kemal’in devrimlerine, sıkılmıştır. T. Dursunlar elbet ölmeyecekler. T. Dursunları üzülerek değil şenliklerle, alkışlarla anmalıyız.
“Torbalı Gülmece Şenlikleri”nin dördüncü yılında Torbalıdayım. Gülmece şenlikleri elimizde doğdu. Bu yılın konusu "Siyaset ve Gülmece". Yarından sonra Torbalı'ya Hinthorozu da geliyor.
2 Eylül 1992, Cumhuriyet