Hinthorozu'yla Hadim’de: (2) Gelinim Sen Anla!

Hinthorozu Erdal Bey in, Toroslar'ın tepesindeki Hadim ilçesine gelişi, gerçekten görülecek şeydi. Konuşma biçemi (üslubu) içtendi; gıllügişli değildi. "Gıllügiş" Arapçadan gelme bir sözcük, halk bunu "gıllıgış" diye söyler; içinde gizli kin, kötü amaç taşımak demek. Deniz Baykal'ın konuşmaları gılligüşlidir. Konuşmanın arkasındaki gizli amacı sezmek için, iyi tanımak gerekir.
Erdal Bey’e, ilçeye iner inmez üç koç kesilmişti; Hadimlilier yoksuldular, oncağızı kestiler demek. Sonra, kavurma için 35 tane daha kesilmiş, öyle duydum, görmedim. Sonradan kesilenler keçi imiş. Buralarda bol kılkeçisi var; Erdal Bey'e dönüşte sordum:
Mideniz, bağırsaklarınız bozuldu mu?
Bozulmamış! Konuşmasını sürdürüyordu Erdal Bey;
... Muhalefetteyken biz hep söylüyorduk, "Bizi karşılamaya gelen vatandaşlarımızı, TV göstermiyor ama, diyorduk, iktidara gelince hepinizi göstereceğiz!" Şimdi, bu akşam sizi gösterecekler. Hem de, şimdi birden fazla TV var, hepsinde görünürsünüz. Hadimlileri göstermeyip de kimi gösterecekler? (Alkışlar, ıslıklar; Hadimliler, dinleyenler dört köse oluyorlardı!) Hadim'in çalışkan insanlarını, gençlerini, bu cıvıl cıvıl insanları gösterecekler. Bugün Türkiye'de, böyle bir toplantıda umutla geleceğe bakan, bugünü en iyi değerlendiren, bir kültür şenliğinde bir araya gelen vatandaşlarımızı elbet TV'ler gösterecek.
Biraz evvel belediye başkanımızın konuşmasını zevkle, kıvançla, gururla dinledik. Kendisi en değerli belediye başkalarımızdan biridir. (Alkışlar) Hadim’e yaptığı hizmetleri hep izliyorum; bana listesini verdi, cebimde. Şimdi size okursam, bildiğiniz şeyleri bir daha duymuş olursunuz. Ama, yaptığı hizmetler çok değerlidir. Zaten, istekleri de çok değerli. Hadim'in daha çok gelişmesi için, bunda birçok isteklerini dile getirdi. Hepsinde hakkı var; bunların hepsini yapmak da bizim boynumuzun borcudur. Biraz zaman alır, ama bunların hepsini yaparız. Az önce, bu öğretmen eksikliği, bunu bir an önce doldurmak şart. ("Yaşa Başkanım!" sesi) Bu kadar okumak isteyen çocuklar, öğrenciler, gençler varken, burada öğretmen eksikliği olmaz. Vali Vekilinizle konuştum. "Çok yakında bunu büyük ölçüde tamamlayacağız!” dedi. Ama, bu yetmez. Ben gittiğimde, Milli Eğitim Bakanımızla konuşacağım; bunu anlatacağım. Buradaki öğretmen eksikliği dolsun diye hep beraber uğraşacağız. Bu kadar canlı, bu kadar istekli olacaksınız da, biz size öğretmen bulamayacağız; böyle şey olmaz! Bu, bir zamanlama meselesi, bunu hiç gecikmeden yaparız. Hadimlilerin başka istekleri var; yolun eksikliğinden, eskidiğinden bahsetti belediye başkanımız; tabii bunu da bir an evvel yapmak gerekir. Bayındırlık Bakanımızla konuşacağım! (Başkanın sözünü ettiği yollar, Sarıoğlan-Hadim yolu ile Aladağ’a giden yol, bir de Hadim- Alanya yoluydu) Her zaman buraya kara yolundan gelirdim; bu defa havadan geldik helikopterle (uçartaşırla), karayolunu görmüş olmadım; ama, belediye başkanımız biliyor; daha önce de buraya gelmiştim; bir an evvel, bu yolun, bu yolların Hadim'e layık bir şekle getirilmesi görevimizdir, bunu da yapacağız! ("Bravo" sesleri, alkışlar). Bunların hepsini muhalefetteyken vaat ediyorduk, ama tabii, iktidardayken vaat etmenin başka bir anlamı var; şimdi bunları yaptıracak gücümüz de var bu ülkede zamanlama meselesidir. Tabii, ülkenin her tarafında hizmet ediyoruz; onun için, istediğiniz yere, istediğiniz zamanda hizmet gelemeyebilir; ama biraz sonra gelir.
Bu hükümet, değerli Hadimliler, nasıl kuruldu? Sizler bizi muhalefetteyken de gördünüz, ama şimdi iktidardayız. Nasıl oldu bu? Sizin güzel oylarınızla, sizin isteğinizle, sizin iradenizle oldu. Bu hükümetin görevi sadece size hizmet etmektir, ülkemize hizmet etmektir. Biz, bunu yapmak için iktidardayız!
İktidara gelmeden önce, söylediğimiz şeylerin hiçbirini unutmadık. Hepsi hükümet programında var, hepsi koalisyon protokolünde var. İki büyük parti, bir araya gelerek bu hükümeti kurduğumuzda, amacımız bütün bu vaatleri gerçekleştirmekti. Belediye başkanımız çok güzel söyledi: "demokrasi içinde kalkınmayı sağlamak!" Bunun için bir taraftan demokrasimizin eksikliklerini tamamlarken, bir taraftan da bu yolları yapmak, köylerimize yolu, suyu, bunları getirmek, öğretmen açığını kapatmak, sağlık konusunda eksiklerimizi tamamlamak, sosyal güvenlikteki eksikleri tamamlamak, çiftçimizin yardımına koşmak; çiftçimizin sanıyorum, bizden pek şikayeti yok. Çiftçimizin ürününe zamanında peşin ödeme yapmak için, çok gayret sarf ettik; tahıl üreticimize, hububat üreticimize zamanında peşin ödeme yaptık. Çiftçimizin Türkiye'nin efendisi olduğunu, köylünün ülkenin efendisi olduğunu büyük Atatürk söylemişti, biz de ayni görüşteyiz! (Alkışlar) Tabii, çiftçimizin başka istekleri de var, burada yaşayan insanlarımızın istekleri var; esnafımızın, işçilerin istekleri var; bunların hepsini gerçekleştirmek için iktidar olarak bugün hizmetinizdeyiz!..
Erdal Bey, bunları neden mi söylüyordu? Sanıyorum, bunların Türkiye'nin her yanından duyulmasını istiyordu, ama yeterince duyulmadı, duyuramadı. Hinthorozu Erdal Bey, konuşmalarıyla, karşısındakilere bir şeyler söylemek istiyordu asıl; hani, "kızım sana diyorum, gelinim sen anla!" derler ya, öyle. Baykal'ın partisinin Feyzioğlu'nun "Güven Partisi"ne döneceğini biliyor. SHP seçmeninden çok bir şey aparamayacağını gözleriyle görüyor. Erdal Bey'in Hadim gezisi, ona bu izlenimi verdi...