Isparta'da gözaltına alınan 17-25 yaşları arasındaki gençlere ‘işkence’ yapıldığını yazmıştım. Bugün ayrıntılarını yazacağım. Kızlı erkekli 21 genç Isparta Emniyeti'nde, aç susuz, günlerce ayakta tutulmuşlar, bunlara tekme tokat girişilmiştir. Gençlere sorarsanız, 'ağır işkence' yoktur. ‘Kaba dayak' vardır. Onlar, 'Bununla ruhsal olarak çökertilmek istendiklerini' belirtiyorlar. Bunlar, ifade verinceye dek ayakta bekletilmişler, şaşkınlıktan belleklerini yitirmişlerdir. Sanıklardan biri, şöyle dedi:
Mahkemeye çıktığımız gün, ben pazar sanıyordum, oysa cumartesiymiş; bilinç yitimine uğramışım. İfadeden sonra uykumda sayıklıyormuşum, titriyormuşum...
Gözler bağlıydı. İfade alan polisler örgüt arıyorlardı, ilk gün öğrencilerin oturdukları yerlerde 'karakol' kurulmuştu. Evde yemek yiyeni, içki içeni içeri almışlardı. Üst kata, 'milli maç' izlemek için giden de karakolu boylamıştı. Sorgular sırasında savunman bulunmadı emniyette, çünkü CMUK'a göre DGM’lik suçlarda savunman katlamıyordu sorgulara. Cem adında bir gencin, içeri alınması üzerine, emekli bir öğretmen olan babası felç oldu!
Adliye Sarayı'nın çevresinde trafik kesilmişti, savcılar can güvenliği istediler, boru değil, ‘anarşistler’ Isparta’da Dev-Sol ile Partizan örgütleri için taban oluşturacaklarken yakalanmışlardı! Breh breh...
Şaşılacak şey, silah ne bulunamıyordu. Hurdacılık yapan Mehmet İlter’de hurda bir tabanca bulunmuştu, ancak tabanca onarılıp, ‘sağlam' raporu sağlanamaz mıydı?
Kızlar da onurları zedelenecek biçimde mi sorgulanıyorlardı? Onlara şimdiye dek karşılaşılmayan bir işkence yöntemi mi uygulanıyordu? Kız öğrenci ifade verirken:
Zıpla! deniyordu, zıpla!
Kız öğrenci zıplıyordu. Zıplayınca, memeleri sallanıyordu! (Gerçekte bu, sanıkları sersemletme amacıyla mı yapılıyordu?)
12 Eylül faşizmini anımsadım. Kız öğrenciler, görüşmecisi geldiğinde, çırılçıplak soyunduruluyorlar, bu hem görüşe giderken hem dönerken yineleniyordu. Daha yaşlı, saygın bir bayan tutuklu, kendisini soyanlara şöyle demişti:
Benim sarkık memelerimi görüp ne yapacaksınız? Alın işte soyunuyorum. Bakin! (Bunu yapıtlarında anlattı sanıyorum).
Genç kızlar, tutuktular buna kahroluyorlardı. Isparta’da kızların da gözleri bağlıydı. İlk üç günlük sorgudan sonra 21 kişi arasında yargıç, kızların tutuklanmamasına karar verdi. Onlar üç günlük ‘işkence’yle kaldılar. Böyle yasadışı işlemler, polisin eğitimsizliğinden mi kaynaklanmaktadır? Polis eğitilmeden, ‘insan hakları’ havada mı kalacaktır?
Isparta'da Kütahya-Isparta ayaktopu (futbol) karşılaşması sırasında coplanan DYP Milletvekili Mustafa Fikri Çobaner olayı, gençlerin emniyete götürülmelerinden sonra, unutturulmak mı istenmişti?
Isparta Emniyet Müdürü Metin Alp, savunmanlar gençlerle görüşmek istediklerinde, neden görüştürmedi? anlaşılır şey değil gibime geliyor.
Isparta Sulh Ceza Yargıcı Tacettin Tok, tutuklama kararını verdiğine pişman mı olmuştu?
Anarşizm diye kafamı karıştırdılar! diye mi düşünüyordu? Savunmanların, tutuklama kararına itirazları üzerine, Isparta Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İsmail Tiryaki, tutuklu olan 12 kişinin de biri dışında salıverilmelerine karar veriyordu. Karar gerekçesinde, sanıkların 'örgüt kurma ve taban oluşturma hususunda kesin ve inandırıcı deliller bulunmadığı’ belirtiliyordu. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı İsmail Tiryaki ayrıca, öğrencilerin bu ders döneminde mağdur olmamalarım da göz önünde tutmuştu...
***
Çorum'a Ceyhan Mumcu’yla birlikte vardığımızda, lokantada bekleniyorduk. Arif Sağ köşeyi tutmuştu. Şu fıkrayı anlattı:
"Fare kış günü değirmene gitmiş; bakmış ne buğday, ne un, ne bir şey var, değirmenciye şöyle demiş:
Ben kendi nefsim için bir şey istemiyorum, istersem namerdim! Ancak değirmenin yakışığı çuvallardır!"
Arif Sağ ekledi:
Sofranın da yakışığı rakıdır!
Çorum'da, Atatürk Kapalı Spor Salonu'nda, izlediklerimi unutmayacağım. Semah ekibi, kızlı-erkekli, çıplak ayaklarla dans ediyorlar!
Bu şunu gösteriyormuş: Sac üzerinde dans ediyorlarmış da ayakları yanmıyormuş. Ona inanılıyor. Ellerinde yaba, dirgen, anadut (anadutlar üçlü oluyor. Anadutla, ürün sapları kağnılara fırlatılıyor. O simgeleniyor gösteride). -Ayrıca bir harman yerinin gereksinimleri olan kalbur, dibek, beşik de var. ‘Semah Kültür Vakfı'nın düzenlediği bu toplantıyı, 3500 kişinin izlediğini yazmıştım. Bunların üçte ikisi Alevi, üçte biri Sünni imiş. Toplantıda, böyle bir kaynaşma da sağlanmış oldu.
Toplantıda Çorun Valisi Mustafa Yıldırım, Başsavcı Seyit Erdönmez, Garnizon Komutanı Kd. Albay Tuncay Yıldırım da var. Belediye Başkan Yardımcısı Gönül Çakmak yer bulamadığı için geri dönmüş. Cem ayini sürüyor, 'müsahip' babalarla 'bacılar' el ele tutuşuyorr, dede okuyor onlara. 'Müsahip' ahret kardeşi' demek.
11 Nisan 1993, Cumhuriyet