4 Nisan 1993 günlü Cumhuriyet’te, "Domuzlarla Ekonomi-Politika..." başlıklı “Ankara Notları”nda, Cumhuriyet'in Genel Yayın Danışmanı Orhan Erinç’in bir uyarısını aktarmıştım. Orhan Erinç, o uyarısında, Prof. Sadi Irmak'ın bir konuşmasına değiniyor. Dr. Milaslı İsmail Hakkı’nın "domuz etinin haram olmadığını ispata çalıştığı" bu konuşmada vurgulanıyordu.
Kimdi bu Milaslı İsmail Hakkı? Ali Rıza Cihan'ın yardımıyla, Meclis Kitaplığı'nda buldum, Dr. İsmail Hakkı Milaslı’nın yapıtını. Bu arada, Çağdaş Gazeteciler Derneği'nin araştırma-inceleme ödülünü kazanan Cumhuriyet'in Milas muhabiri Olcay Akdeniz, Ankara'ya ödülünü almaya geldiği gece, ondan, Milaslı Hakkı ile ilgili bilgi aklım. İsmail Hakkı Milaslı, Halide Edip Adıvar'- la birlikte ünlü "Sultanahmet mitingi"ne katılmış yurtseverlerdenmiş. 1932’de Dil Kurultayı'na da katılmış. Baktığım ansiklopedilerde adını göremeyince üzüldüm. İzmir'de Mualla Akarca'yı buldum; bana Milaslı İsmail Hakkı ile ilgili bilgi toplayacağını söyledi.
İsmail Hakkı Milaslı, zamanının din yorumcularına taş çıkaracak denli bilgili. "Dinimizi Bilelim ve Bildirelim" adlı yapıtında, Elmalık Hamdi Efendi'yi öyle bir benzetiyor ki şaşıp kalıyorsunuz. Bir yerde şöyle diyor İsmail Hakkı Bey;
"Elmalılı Hamdı Efendi domuz etinin helal olabileceği hakkındaki yazılarıma da karışmış. Fakat ne gariptir ki bu husus hakkındaki Arapça ve Türkçe olarak basılmış eserlerimin hiçbirisini görmeden, okumadan mücerret işitme üzerine mülahazalar yürütmüş. Vakıa böyle bir cür'etin değil bir tefsir (yorum) yazandan, herhangi bir kimseden sâdır olacağına (çıkacağına) inanmamak icabeder. Fakat çok esef olunur ki bu böyle..."
İsmail Hakkı Milaslı, Elmalılı Hamdi Efendi’nin Arapçasıyla ince ince dalga geçtikten sonra şunları söylüyor;
"İşte böyle kocaman bir hata ile başlayarak 1562. sahifeden itibaren türlü bilgisizlikler savurmuş..."
İsmail Hakkı Milaslı. Elmalılı Hoca'ya dersler veriyor; şöyle diyor örneğin:
"Trişin mikrop değil, bir nevi tufeyl, parazittir ve her domuz etinde yoktur. Domuzların yetiştikleri yerlere ve usullere göre değişir. Herhalde, domuzların çoklarında yoktur. Fakat mesela binde birinde bile bulunsa milyonlarca domuz kesilmekte olduğundan muayenesi, tezkiyesi (temizlenmesi) yapılmadan yenmesindeki mahzur yine büyük olur.
Trişin az büyütücü bir aletle görülebilir. Domuz etinde olup olmadığının anlaşılması kolaydır. Bugün bütün medeni milletlerde, trişin muayenesi görmemiş domuz eti yemek yasaktır, yani ilmen haramdır. Muayenesi yapılarak trişinli, hastalıklı olmadığı anlaşılınca da yine ilmen helaldir. Medeniyet alemi fennin terakkisi sayesinde bunu daha yeni keşfetmiştir. Kur'anı Kerim ise bunu bin üç yüz sene evvel bildirmiştir..."
Dr. İsmail Hakkı Milaslı, bizdeki gericilerin, tutucuların kavrayamayacakları nitelikte bir aydın. Bir mantıklı kişi. İşime öyle geldiği için söylemiyorum; yapıtının bir yerinde de şöyle diyor:
"Bugün insanın hatırına: Eğer domuz eti yemek fena ise ilimde, fende ve medeniyetin her kısmında o kadar ileri gitmiş milletler, hükümdarları, doktorları, profesörleri ve her sınıf akıllıları, bilginleri dahil olduğu halde hepsi onu niçin yiyorlar? Eğer fena değilse, pek ziyade gıda eksikliği çekmekte olan fukara tabakalarımız da dahil olarak, bizler niçin yemiyoruz? Ve niçin yememeliyiz diye bir mülahaza gelmemek mümkün değildir. Buna, onların dinlerinde haram edilmemiş, onun için yiyorlar; bizler de dinimizde haram edildiği için yemiyoruz diye cevap verenler olabilir.
Fakat buna karşı da: Onların dinlerinde nasıl olmuş da haram edilmemiş ve bizim dinde nasıl ve ne suretle haram edilmiş, onun da bilinmesi lazımdır, denir. Vakıa Hıristiyanlıkta niçin demek yoktur, fakat hazreti akıl huzurunda ve hazreti akıldan asla ayrılığı olmayan İslam dininde herhangi bir şey için iyi denirse, niçin iyi; kötü denirse, neden dolayı kötüdür diye sormak, anlamak zarureti vardır. Hazreti Musa şeriatı, çok hususlarda Hıristiyanların da şeriatıdır. Domuz eti, Hazreti Musa'nın şeriatında haram olduğu halde, Hıristiyanlar, İncillerde Hazreti İsa'nın: dışardan, ağızdan insanın içme giren hiçbir şey insanı kirletmez demiş ve bunu demekle bütün yemekleri temiz etti diye yazılmış olması üzerine domuz etini de temiz ve helal görmüşlerdir. (‘Hıristiyanlık ve Müslümanlık’ kitabında bu bahis vardır. Sahife: 128)
Domuz etinin Hıristiyanlarca helal görülmesi sebebiyle trişin muayenesinin keşfinden evvel birçok yerlerde trişinoz hastalığından kimbilir kaç binlerce Hıristiyanlar ıstırap çekmişler ve ölmüşlerdir. İşte Kuran'ı Kerim hem bu keşiften evet ki zamanlar için domuz etinin yenmesini men ederek Ümmeti İslamiyeyi hastalıktan korumuş, hem de tezkiyesiyle (temizlenmesiyle) helal olacağım ve bir gün gelip de tezkiyesinin bulunacağını bildirerek zararsızlığı muhakkak olarak bilinir olduktan sonra milleti faidelenmekten mahrum etmemiştir. Bu suretle hem gayet büyük ve zararsız iktisadi menfaat yolu açılmış, hem de Kuranımızın en koyu imansızları bile imana getirecek, inkâr edilemez çok güzel bir mucizesi daha meydana çıkmıştır..."
İsmail Hakkı Milaslı’nın bu tümcelerini okuduktan sonra, günümüzün yobazlarına; ülkeyi İran'a, Suudi Arabistan'a benzetmek isteyenlere ne demeli? Bırakmayacağım yakasını yobazların!
30 Mayıs 1993, Cumhuriyet