Ertan Ünver, Hinthorozu'nu Eleştirdi... (1)

Hinthorozu Erdal Bey, Torbalı Belediye Başkanı Ertan Ünver'den çok ağır eleştiri aldı. Ertan Ünver, konuşmasına şöyle başladı:
Neden böyle bir zamanda yaptı bu işi? Güzel, anlamlı falan da, neden böyle bir zamanda bu? Benim anlayamadığım bu. Güneydoğuda bir çözüm alınmamış; Almanya da ırkçılık; enflasyon denetimi yok... Birçok şey yan yana; DYP kongresine bir hafta var; birçok şey yerinden oynamışken, yerel seçimlere gidiliyor... Neden? Başka bir değişik ortamda olmaz mıydı?
SHP açısından mı düşünüyorsun?
Hayır, Erdal Bey bu açıklamayı neden bu zamanda yaptı? Neden bırakmadı yerel seçimlere? Yahut da bir ay, iki ay sonraya...
Şimdi bir seçim olsa. SHP yüzde kaç alırdı?
Çok belirsiz bir durum. Bir kez, hangi partilerin seçime katılacağı belli değil. Bütün partiler karışık durumda. Ben, 17-18 partinin seçime katılacağı bir ortamı düşünerek hesap yaptım...
17-18 partinin seçime katılacağı mı?
Evet! Tabii, bu normalde 11'e, 12 'ye iniyor; çünkü bazıları, kurulmalarını seçime katılacak boyuta çıkaramadıkları için katlamıyorlar. Böyle bir seçimde, yüzde 21-22 DYP, 20-21 ANAP, onun da iki puan altında 19 falan SHP şeklinde çıkıyor. Yani, yaklaşık yüzde 60 dolayında oyu bu üç parti alıyor. Yüzde 60, en çok 65-70 dolayında, bu üç parti oyalıyor. Şimdi, İşin bu yanı ilginç; çünkü geçen seçimde bu üç partinin aldığı oy yüzde 80 ya da 72, şimdi yüzde 60'a iniyor. Neden? Diğer taraflara doğru yayılıyor oy oranı. Yani, küçük partiler oy almaya başlıyorlar. Örneğin, HEP’in oyu 7.1; BDP'nin oyu (Büyük Değişim Partisi, Aydın Menderes'in) 6.5-7; Ecevit'in gene yüzde 6.5; CHP'nin 4.5-5; yüzde 1-2'de kalması gereken partiler, örneğin CHP yüzde 4-5 oy alıyor. Olmaması gereken insanlar bile yüzde 4-5 oy alıyor. Neden? Türkiye'de bir belirsizlik var, dünyada da belirsizlik var. CHP, İsmail Cem, "Efendim, Türkiye'de sol üretmiyor” filan diyor; sanki kendileri bir şey üretiyorlarmış gibi. Bir de dünyaya baksalar ya! Dünyada da sol bir şey üretmiyor. Dünyada sol, şu anda abandone durumda. Solcular şimdi, birbirinin antitezi olmakla meşgul; dönekleri kontrol etmekle meşgul. Veyahut da dönekler, “Hâlâ, annenizin solunu mu savunuyorsunuz?" mantığını saçmasapan deklare etmekle meşgul. Dünyada da böyle bu. Felipe Gonzales, İspanya'da gene birinci parti. Neden sol, birinci parti? Franko, hâlâ unutulmadı. İspanya 'da sol birikim, saçmalama katsayısı en düşük olan sol birikimdir. Franko karşısında, İkinci Dünya Savaşı’ndan önce Kurtuluş Savaşı'nı vermiş, yani solun insanlık savaşı verilmiş İspanya'da. Ondan, kolay kolay yitmez. Yani, Türkiye'deki gibi, İspanya'da sol sokakta bulunmadı. Biz, sokakta bulduk. Birçok ülkede sokakta bulundu sol da, ondan böyle çarpık gidiyor. Şimdi, onun bununla ne ilgisi var? Yani, Erdal Bey'in istifasının...
Evet!
Bu, genel belirsizlik, Türkiye'deki belirsizlik, oyların bu kadar dağınık olduğu bir ortam; DYP'nin kongresine bir hafta kala, yerel seçimlere doğru giderken.. Yani, Erdal Bey yönünden çok ilginç bir zamanlama yapıldı. Yani, GS'lı Hakan, final maçında böyle ilginç bir örnek geliştirdim kafamda, iki oyuncu değiştirme hakkını GS kullanmışken, “Ben oynamıyorum!" diyor. Bu kadar ilginç. Acayip! Anlamlı bir olay.
-Hıh hıh...
Ben, “politikacının değişmesi gerektiği” gibi, böyle saçma şeylere katılmıyorum. Hem, bir politikacı, 150 yıl da politika yapmalı! Yapabiliyorsa. Kaplumbağa gibi! Gençleşmeymiş, efendim değişimmiş, böyle saçma sapan şeylere ben inanmıyorum. E, bir adam resim yapıyor; iki yüz yıl yapsın efendim; yapamaz ki! Mustafa Ekmekçi, şimdi yazı yazıyor; herkes okuyor yazıyor. Haa, "Çok yazmış Mustafa Ekmekçi, bıraksın gitsin şimdi!” Olur mu öyle saçma şeyi Okunuyor. Okunmazsa, yazamazsa, zaten onu doğa gönderecek! Her şeye tamam da, her şeye evet de, her üretene “Allah daha nice yıl Cenab-ı Rabbil  lemin nasip etsin!" bilmem ne, radyolardan, televizyonlardan; işte eleştirilere, köşe yazılarına kadar öyle de, politikacıya geldi mi "Yapmasın efendim fazla, yapmasın olmaz, değişsin. Hadi gitsin şimdi bu! Başka biri..." Neden bu? Haa, bu şuna benziyor: Ortadoğu toplamlarında değişim ihtiyacı, Önce nikâh defterinden başlıyor; o sahte belge, bir yıl, birbuçuk yıl sonra değerini kaybediyor. Yani, insanlar önce karıyı değiştirmek istiyor, Ortadoğu toplumlarında. Yukarı doğru çıkınca, enlemler 5O'ye 60’a doğru çıkınca, bu üç yıla, beş yıla, on yıla filan çıkıyor. Demek ki, bizim toplumumuzda, böyle bir hareketlilik var; nereye vuruluyor? Nereye saldırılıyor? En çok göz önünde olan politikacıya. Karıyı değiştiremiyor adam, politikacı değişsin istiyor. Politikacı değişmeli, tabii değişecek, değişsin. Asılıyor bile icabında fazla değişmiyor diye. Politikayla uğraşan üç tane genç asılıyor falan, hiçbir adam öldürmedikleri halde, intikam olsun diye. Değiştirmeyi zaten bazı kuvvetler yapıyorlar, on yılda bir falan, psikolojik olarak o ayrı konu. Ama, dansöz değişmezken... Ben anımsıyorum dansöz Nana'yı, 24 yıl seyrettim. Nana'yı ben 10 yaşımdan 35 yaşıma kadar seyrettim. Geçen gün bir haber duydum, İtalya 'da hâlâ mesleği üzerinde yetiştiriyormuş, çalışıyormuş. Sağmış. O değişmeyecek, politikacı değişecek. Değişiyor zaten, birçok politikacı değişiyor, yürütemeyen değişiyor...