Cuma akşamı,Onur Kumbaracıbaşı'nın, İller Bankası'nın 60. yılı nedeniyle verdiği yemekte gördüm Erdal Bey'i. Tedirgin gibi göründü... Bakanlar, rektörler bir masada oturuyorlar. Bakanlar: Ekrem Ceyhun. Sümer Oral, Mehmet Kahraman. İbrahim Tez, rektörleri pek tanımıyor muyum? Erdal Bey’i konuşturabilir miyim, derdim o. Arkasından yaklaştım:
Efendim şerefinize!
Ooo, Ekmekçi hurdaymış, haydi senin şerefine! Buradaki bakanların şerefine! (Onur Kumbaracıbaşı araya giriyor:)
Rektörler de var efendim!
Rektörlerin şerefine!
I-ıhh, pek soru soracak ortam yok gibi. Bekleyeyim bari. “Efendim, ben gideyim” deyip ayrılıyorum. “Gitme, kal!” demiyor.
Gidip, rakımın yanına biraz kiraz alıyorum. Ayrılırken eşim Aldoğan, Erdal Bey'e:
Ben sizi kutluyorum! diyor.
Ben de sizi kutluyorum! yanıtını alıyor...
Arkadaşlarla, Muzaffer, Alaattin Beylerle, Ayla, Şaziye Hanımlar ayrı bir masada oturuyoruz. Kafam, Erdal Bey'in masasında. Yaradana sığınıp bir daha gidiyorum, bu kez pasta kesiliyor. Erdal Bey kesiyor 60. yıl pastasını. ("Şu işler bitse de gitsem" der gibi bir hali var.)
Oooo, Sayın Ekmekçi'ye de pasta verin! Kumbaracıbaşı, ona verdikten sonra bana da veriyor. Yerine otururken arkasından yaklaşıyorum. (Erdal Bey'in koruması ensemde, yaklaştırmak istemiyor, oralı olmuyorum)
Efendim, boğazınızda bırakmak gibi olmasın (eeee) sizin kararınıza çok tepki geliyor, benim izlenimim, ne diyorsunuz ona? (Teybi önüne koyuveriyorum)
Sayın Ekmekçi, şimdi yeni genel başkana yeni bir isim bulur, mesele kalmaz! (“Hinthorozu"nu kastediyor, kahkahalar atıyorum, ama benden başka pek gülen yok)
Ama, siz o isimden memnun değil misiniz’
Memnunum, memnunum! Onun için güzel bir isim gene, yeni genel başkan her kim olursa, kadın veya erkek, öyle bir isim bulursun. (Gülüşmeler başkalarından).
Ama, biz memnunuz sizin mücadelenizden, demokratik mücadelenizden...
Ben de memnunum canım, memnun olmadığım birşey yok.
Ama, tabii bu, kavgadan ayrılıp gitmek anlamına gelmiyor değil mi?
Yok, kavga her zaman var o. Kavgayı başka biçimde yapacağım. Genel başkan olarak değil, sen kavga yapmıyor musun? Gerçi Çağdaş Gazetecilerin başkanısın ama... Her zaman öyle değildir yani. Onun için...
O zaman, ben de bırakacağım başkanlığı (!)
Yok, öyle bir şey yok. Bu, genel kural değil. Bu, özel davranış. Pasta çok güzel! (Erdal Bey'in koruması yine ensemde, beni uzaklaştırmak istiyor, kimi kimden koruyacağını bilmiyor, kimbilir kim?)
Engel oluyorlar Erdal Bey!
Basın özgürlüğünü engelliyorlar! (İsteksiz konuşuyor.)
Evet! (Korumacı yakamı bırakır gibi oluyor. Erdal Bey, sözü önünde açık çalışan teybe getiriyor)
Bu kaset iyi de, bazen söz yanlış anlaşılıyor. Geçen gün gördüm, benimle ilgili bir yazında, o şeydeki, basın toplantısındaki konuşmamı, hemen bütünüyle almışsın, teşekkür ederim, ama orada bir şey tam tersi anlamda çıkmıştı...
Hangisi? Düzeltirdik.
Yok, hayır. Değmez de, bakayım neydi? Ben başka bir şey diyordum, o başka bir şey, hiçbir şey filan böyle bir şekilde çıkmış. Tamamıyla anlamı değiştiren. Herhalde tam anlaşılmamış kasette...
Bazen sözcükler anlaşılmıyor!
Anlaşılmayınca, işte o zaman yakıştırılan şey tam tersi oluveriyor.
Anladım!
Ben, “Konu önemlidir, bu başka bir şeydir” diyordum, "hiçbir şey" gibi, tam tersi bir anlam çıkıyor. Hiç önemsiz gibi.. Halbuki, tam tersini söylemiştim ben. Neyse, zararı yok yani. Mürettip hatası gibi bir şey bu! Eskiden bilinen "mürettip hatası" dediğimiz, şimdi "kaset anlama hatası" oluyor. Oluyor.
Efendim, ben sizi rahatsız etmeyeyim, çok teşekkür ediyorum, başarılar diliyorum!
Ben de sana, güzel yazılar...
Torbalı Belediye Başkanı Ertan Ünver'in "Ankara Notları"na yaptığı açıklamaların, geniş yankılar yaratacağını seziyordum. Son olarak, Erdal Bey'in ayrılma kararının SHP ve sosyal demokrasi açısından değerlendirmesini yapıyor, şöyle diyordu:
Çok önemli şeyler de olmaz. Bunu, çok önemli bir hareket sanıp da, kamuoyu biraz oy verir, o bakımdan faydası oldu. İşte yaptığı bir tek fayda bu. SHP kendine çözüm bulur, bulur. Kavgayla döğüşle bulur. Hükümet kurulur, Türkiye batmaz. Atatürk de öldü, bir şey olmadı, Türkiye'ye. Ama, daha önemlisi ikisinin toplamı var, bileşke. Hükümet- İnönü ve SHP üçgeninde, belirgin ve anlamsız gelişmeler olursa, fatura Erdal Bey'e çıkacak...
15 Haziran 1993, Cumhuriyet