Fıkrayı Aşık Veysel anlatmıştı; bir kızı evlendirmişler. Kızın arkadaşları, damadı merak ederlermiş. Görmüşler
Kız, demişler, kocan da pek çirkinmiş!
Olsun, diye yanıtlamış kız, babamın evinde o da yoktu ya!
12 Eylül uzantısı iktidarlardan geliyoruz. Birinci DYP-SHP hükümetinde ‘Baha’nın sözü geçiyordu. Kültür Bakanı Fikri Sağlar’ın uzaklaştırmak istediği, bir eski ‘ırkçı’ danışmanın dosyası kimin çekmecesinde bekliyordu? ‘Baha’nın..
Şimdi bakanlık bekleyen Ayvaz Gökdemir'ler, Baki Tuğ'lar, Meclis’e nasıl, kimin onayıyla girdiler? ‘Baba’nııın!
Bir fıkra daha, bunu çok eskiden ‘Ankara Notları’nda yazmıştım. Köyde bir gelin sayrılanmış (hastalanmış), genç kadını ilçeye sağına (doktora) gönderecekler. Köyün genç bir arabacısı var, o götürecek. Delikanlı götüreceği kişinin genç olduğunu anlamasın diye, gelini sarıp sarmalamışlar, yaşlı kadın süsü vermişler. Geline de:
Yolda arabacıyla sakın konuşma, seni yaşlı bir nine bilsin diye sıkı sıkı tembih etmişler. Arabaya da doktora verilmek üzere üzüm sepetleri yerleştirmişler. Yolda giderlerken, arabanın tekeri bir taşa takılmış, üzüm sepetlerinden biri, arabadan yere yuvarlanmış. Ne yapsın gelin? Seslense olmayacak. Parmağıyla arabacının arkasından dürtmüş. ‘Sepet düştü’ demek istemiş. Genç arabacı:
- Farkındayım, demiş. Şu köşeyi döneyim göstereceğim!
Tansu Çiller’in hükümet programı doğrusu, ikinci DYP-SHP hükümetinin izlencesi (programı) nedense pek beğenilmedi, izlencenin birincisinden pek bir ayırımı yok oysa. Ülkenin koşulları ortada. Bir arkadaşımın deyişiyle 'Kızcağızın başı fena halde dertte!'
Boylerine güç dönemlerde, nasıl başarılı olunur bilinemez. Çok ‘kritik' dönem yaşıyoruz. Bu kritik dönemi atlatabilmek için, doğrusu Çiller hükümetinin başarısız olmasını istemek, içimden gelmiyor.
Bir gazeteci gözüyle. Tansu Çillerle ilgili bilgi toplamaya çalışıyorum. Eşi Özer Uçuran Çillerin bir asker arkadaşıyla konuşuyorum. Tansu Çiller, Afyon'da yedek subaylığını yapan asteğmen eşinin yanma ayda bir gelir, eliyle çamaşır yıkar, kısa bir süre kalır, gidermiş. O zaman da eşinin üzerinde etkisi göze çarpacak biçimdeymiş. Daha da güzel miymiş?
Tansu Çiller’i eleştirirken SHP'nin başkanı, bakanları unutuluyor gibi geliyor bana. Çiller, bir başına değil ki. Erdal Bey, Onur Bey, Seyfi Bey, Tahir Bey, Moğultay, kabinede daha bir dolu ‘deve dişi gibi' adam var. Bu kabineyi olumsuz görmek, onların da ağırına gidebilir. “Biz burada neciyiz" diyebilirler.
Bir de şu var: Bugünkü Meclis'ten, daha iyi bir hükümet ortaklığı, daha iyi bir hükümet çıkabilir mi? Sırada bekleyen ANAP var RP var; nasıl takla atarlar hükümet olmak için iyi bilmek gerekiyor. Prof. Sadun Aren'le konuşuyordum, bir yerde şöyle dedi:
Bu hükümet mutlaka başarılı olmalıdır ki, daha kötü durumlara düşmeyelim. Enflasyon, alımdan kalkılamaz düzeylere ulaşmasın. Ben bu hükümetin başarılı olmasını çok istiyorum...
Peki Hocam, KİT’lerin özelleştirilmesi konusuna ne diyorsunuz?
Ben, Mülkiyeliler Birliği’nde filan konuşmalarımda söyledim: Marksist teoriye göre devlet, burjuvazinin devletidir. Onun denetimindeki KİT’leri, ondan alıp özel sektöre devretmek, o kadar da aykırı bir iş değildir. Çünkü, ikisi de burjuvadır. Birisi organize devlettir, öbürü de şahıslardır...
Hükümet izlencesinde, iki şeyi biraz eksik gördüm: biri eğitime ayrılan bölüm -iş içinde eğitim, köy enstitüleri, köylünün gecekondulunun eğitimi- öbürü de beslenme -domuzun adı bile geçmiyor!-
3 Temmuz 1993, Cumhuriyet