İkiyüzlülük!

Tunuslu Riyad Mahlut. 29 Ocak 1993’ten beri tutuklu olarak yattığı Kırklareli Cezaevi'nde, özellikle son günlerde bunalıma girdi. Kaldığı on kişilik koğuşun, tek siyasal suçlusu. Koğuşunda, cinayetten 36 yıla hüküm giymiş hükümlüler, adi suçlular var. Riyad Mahlut, sigara içmiyor, buna karşılık koğuşta sürekli sigara içiliyor, "Emmoğlu" şarkısı çalınıyor. Koğuşun kitap, gazete okuyan tek tutuklusu, Riyad Mahluf. Savunmanlarından Nilgün (Çerçi) Çevik:
Son duruşmadan çıktıktan sonra çok iyiydi; adalete güveni artmıştı. Ancak karar duruşmasının yapılacağı salı günü yaklaşırken, morali çok bozulmaya başladı; "Düşünmeyi unuttum!" diyor. Bir an önce kararın verilmesini bekliyor, daha fazla tutukluluk haline dayanamayacağını söylüyor! dedi.
Riyad Mahluf, savunmanına, siyasal suçlu olduğu saptanıp salıverilirse Türkiye'de kalacağını söylemiş. Nilgün Çevik:
Bunca çektiklerinden sonra, yine de Türkiye'de kalmak istiyor! dedi
Riyad Mahlut, tutuklu kaldığı koğuşta, bir ara cezaevi müdürüne başvurarak, tek kişilik hücreye nakledilmesini istemeyi düşündü. Tek kişilik hücrelere çok ağır suçlular yatırılıyor. Koğuş arkadaşları ona kötü şakalar yapıyorlar:
Senin yatağına cereyan bağlayıp, seni öldüreceğiz! diyorlarmış. Türkçeyi çat pat konuşan Riyad Mahluf, espri bile olsa, böyle soğuk şakaları anlayamıyor, üzülüyormuş. Kimi hükümlüler de:
Sen zenginmişsin, giderken arabanı bize bırak! diyorlarmış. Her an ölüm korkusuyla yaşamak, erinçsizleştiriyormuş onu.
Riyad Mahluf'un savunmanlarından Kemal Keleşoğlu, çarşamba günü cezaevine giderek. Riyad Mahluf’la görüştü. Kemal Keleşoğlu ile birlikte ceazevine giden, Riyad Mahluf'un ablası Raxa'yı ise, jandarma teğmeni, savcılıktan görüş izni almadığı gerekçesiyle kardeşiyle görüştürmedi. Riyad Mahluf'un salı günkü duruşmasına, savunman Burhan Apaydın girecek.
Geçen duruşmada savunman Burhan Apaydın, yargıca şöyle demişti:
"Tunus'ta dikta rejimi vardır. Bütün bankalar devlet bankasıdır. Özel banka yoktur. Bu nedenle soyulan, devlet bankasıdır. Ayrıca müvekkilim, savunması alınmadan Tunus ta gıyabında yapılan sorgulama sonunda mahkûm edilmiş olup, bizim ceza sistemimize göre savunması alınmayan şahsın cezalandırılması mümkün değildir, kamu düzenine aykırıdır. Bu hususun da nazarı; itibara alınmasını ve müvekkilimin iade talebinin reddini talep ederim."
Riyad Mahluf'un Tunus'a gönderilmesini isteyen Tunus Devlet Başkanı Zeynelabidin Bin Ali, Fransa'nın isteğine karşın on yıl hapis cezasına çarptırılmış olan kardeşi Münsif Bin Ali’yi, Fransa'ya vermedi. Munsif Bin Ali, Fransa’da uyuşturucu olayına karıştığı gerekçesiyle on yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Haberi Le Monde gazetesi yazdı. Münsif Bin Ali, Fransa'da tutuklanacağı sırada, Fransız CMUK’undan yararlanarak, kendisini otuz dakika bekleyen Tunus uçağına binip yurduna uçtu...
Mahkemenin kararına karışamam. Ancak Çiller hükümetinin alacağı karara, demokrasiye inanmış herkes karışabilir, bu konuda düşüncesini söyleyebilir. Dünyamızda demokrasilerin gelişmesi de buna çok bağlıdır, "O, bir devlet, demokrat olmasa da olur; ben onunla iyi geçinmeye bakayım, istediğini de vereyim" dediniz mi, demokrasiye ihanet ettiğinizi belki düşünmemişsinizdir, ama öyledir. Onun için dünyada demokrasiler, kör topal yürümektedir. Laiklik de böyledir. Ortaçağ karanlığında yüzen bir Müslüman ülkeye laik olduğunuzu sezdirmemeye çalışırsanız, ikiyüzlülük etmiş olursunuz. Onların sizden, Atatürk Cumhuriyeti’nin hükümetlerinden alacağı dersler olmalıdır, sizin onlardan değil.
Tunus’taki diktatör rejim, Türkiye'nin alacağı her kararda göz önünde tutulmak zorundadır.
***
Avustralya'da Melbourne'da SBS radyosunda çalışan Bülent İbrişim, eşi Nilgün, oğulları Ozan'la birlikte, Türkiye'ye dinlenmeye, sevdiklerini görmeye gelmişlerdi. Avustralya'ya dönecekleri sırada, bir olay dünyayı onlara zindan etti Bülent İbrişim’in bacanağı mimar Tamer Özlü (46) bu hafta başında salı günü. Tarım Bakanlığı'nın orada Akay Yokuşu başında karşıdan karşıya geçerken, Küçükesat yönünden gelen bir belediye otobüsü' nün çarpması sonucu komaya girdi. Durumu çok ağır, Numune Sayrıevi'nde yatıyor. Nilgün İbrişim'in kardeşi Nesrin Özlü, neye uğradığını şaşırdı. Bülent İbrişim'i arayıp "geçmiş olsun" demek istedim. İbrişim, şöyle dedi:
Bakın size bir şey anlatayım; olaydan önce de sonra da trafik konusunda son derece hassasım. Şu anda Hoşdere Caddesi'nde oturuyoruz. Hoşdere Caddesi'nden gece saat 03.00'e kadar sanki bir araba yarışındaymışsınız izlenimini verecek gürültüyle, en az 120 km. hızla geçen araçlar var. Bu Ankara'nın göbeğinde hiç mi bir ekip, o saatte hız denetimi yapmıyor. Gece saat 03.00'te arabalar kornalarla geçiyorlar. Caddede, karşıya geçmek için en az 3.5-4 dakika beklemeniz gerekiyor. Ben şimdi dönüyorum, ama hep Türkiye'de, hangi sevdiğim ne zaman bir trafik kazasında yaralanacak ya da ölecek diye korkuyla yaşayacağım!