Tunus uyruklu Riyad Mahluf’un Kırklareli Asliye Ceza Mahkemesi’nde duruşması geçtiğimiz hafta salı günü yapılmıştı. Duruşmaya, Riyad Mahlutun savunmanlarından Burhan Apaydın, Nilgün Çerçi Çevik, Kemal Keleşoğlu girdiler. Duruşmaya dinleyici, gözlemci olarak Birleşmiş Milletler Hukuk Bürosu'ndan Savunman Nedim Yüca da katılmıştı. Salonu 150 kişilik bir dinleyici kitlesi doldurmuştu. Kırklareli’nde SHP’liler olaya ilgi göstermişler; kamu çalışanları sendikalarından aydınlar. Kırklareli Köy-Koop üyeleri duruşmayı dikkatle izliyorlardı. Duruşma bir buçuk saat sürdü. Duruşma salonunda sinek uçsa duyulurdu. Savunman olarak, dinleyiciler arasında SHP Merkez İlçe Başkanı Cavit Çağlayan göze çarpıyordu, öbür hukukçuların duruşmayı izlememeleri kendileri açısından büyük bir kayıp olmalıydı.
Duruşma Yargıcı Mustafa Ersin, ilk sözü sanık Riyad Mahlut’a verdi. Tunus Devlet Başkanı Zeynel Abidin Bin Ali, nicedir Mahluf’un Tunus’a geri verilmesini Türkiye'den istemekteydi. Riyad Mahluf’un, Tunus makamlarına göre "adi suçlu" olduğunu ileri süren kabarık bir dosya, Yargıç Mustafa Ersin'in önündeydi. Ancak, köprülerin altından çoook sular akmış, Riyad Mahluf’un savunmanları mahkemeye yeni belgeler, Fransa'dan gelmiş bir tanığı da sunmuşlardı. Kendisine söz verilen Riyad Mahluf, özetle şunları söyledi:
Önünüzdeki dosya benim “adi suçlu” olduğumu belirtiyor, bu doğru değildir. Benim bu suçu işlememdeki amaç siyasidir. Bu nedenle, bu dosyadaki iddiaları kabul etmiyorum. Ancak, bu örgüt, sosyal-demokrat nitelik taşıyan bir örgüttür. Ancak, adını açıklayamam. İslamla hiçbir ilgisi yok. Eğer ben bu örgütün mahiyetini ve kişileri kendimi savunmak için anlatırsam, bu onlar için kötü olacak. Bu bakımdan onları açıklayamam.
Daha sonra Yargıç Mustafa Ersin, Savunman Burhan Apaydın'a söz verdi. Burhan Apaydın, uzun bir savunma yaptı. Apaydın, savunmasında “basının, basın özgürlüğünün bütün özgürlüklerin ve savunma hakkının güvencesi” olduğunu söyledi. Burhan Apaydın ayrıca, "Riyad Mahluf’un bu davasını kamuoyuna ileten, kamuoyuna benimseten, o yolla kamuoyunu aydınlatan kimdir? Basındır. Basın olmasa, bu aleni duruşma olmasa, bizim savunmamız güvence altında olur mu?" biçiminde konuştu. Burhan Apaydın, müvekkili olan sanık Riyad Mahluf’un örgütünü açıklamasının, kendisi açısından sakıncalı olacağını yineledi. "Bu savunmasını biz de yeterli buluyoruz" dedi. Burhan Apaydın, Riyad Mahluf’un gözlemci olarak katıldığı bir toplantı ile ilgili olarak şöyle dedi:
Müvekkilim, gözlemci olarak Cezayir'le Tunus arasında bulunan bir yerde siyasi karakterli bir toplantıya bir günlüğüne gidip katılarak geriye dönmüştür. Bu, pasaportta tarih olarak belirtilmiştir. Bu toplantıya müvekkilim gözlemci olarak katılmıştır. Tunus rejimi de, müvekkilimin bu hareketini rejimi devirmek amacıyla yaptığını saptamış, bu şekilde yorumlamıştır. Bu nedenle müvekkilimi kendi memleketine tekrar almak amacıyla, "adi suçlu” ispatında bulunmuştur. Müvekkilim “adi suçlu” değildir. Buna ait Fransa'da çıkan Le Monde gazetesini ve pasaport örneğini sunuyorum.
Riyad Mahluf, adi suçlu olmadığını, eğer suçluysa siyasi suçlu olduğunu söyledi. "Türkiye bir hukuk devletidir. Türk adaletine güveniyorum, beni Tunus'a gönderip ölüme terk etmeyecektir" dedi.
Yine Savunman Burhan Apaydın, savunman arkadaşları adına konuşarak, Riyad Mahluf’un, Tunus'un ileri sürdüğü gibi bir adi suçlu olmadığını, bir cunta mahkemesinin verdiği kararla 20 yıl hapis cezasına çarptırıldığını, bu kararın da Riyad’ın ifadesi alınmadan gıyabında verildiğini anımsattı, özetle şöyle dedi:
Bir cunta mahkemesinin verdiği karara demokratik Türk mahkemelerinin uymaması lazımdır. Tunus'la yapılan anlaşma da 12 Eylül döneminde yapılmıştır. İki cunta arasında imzalanmıştır. Bu anlaşmaya göre de Riyad Mahluf’un Tunus'a geri verilmesi söz konusu olmamalıdır.
Apaydın, 9 aydır Kırklareli Cezaevi'nde tutuklu olarak bulunan müvekkilinin tutuksuz yargılanması gerektiğini bildirdi ve Riyad Mahluf’un salıverilmesini istedi. Apaydın, şöyle dedi:
Yine bu yüce ve şerefli hakimlerimizin, savcılarımızın verecekleri kararla Mahluf, serbest bırakılacak ve Tunus’a iade edilmeyecektir. Buna inancım sonsuzdur.
Yargıç Mustafa Ersin, C. Savcısı Ümit Koçal’ın görüşünü sordu. O da, Riyad Mahluf’un tutuksuz yargılanması yönünde görüş bildirdi. Bunun üzerine Yargıç Mustafa Ersin, Riyad Mahluf’un salıverilmesine karar verdi.
Riyad Mahluf, dokuz aydır süren tutukluluğundan sonra, Cumhuriyetten Halil Nebiler’in "Türk vatandaşlığına geçerseniz Türkiye'de yaşayacaksınız demektir. Pekiyi, Tunus’taki demokrasi mücadelesi ne olacak?" sorusuna şu karşılığı veriyordu:
Ben siyasi mücadeleme devam edeceğim. Türkiye'den bunu yapabilirim. Aslında şu cezaevine girmem bile siyasi mücadeleye bir katkıdır. Türkiye'de insanlar Tunus hakkında bilgi sahibi değildi. Şimdi orada bir diktatörlük olduğunu bu dava sayesinde biliyorlar. Siyasi mücadele damla damla, nokta nokta yürür.
10 ağustos günü salıverilen Riyad Mahluf hakkında 3 günlük özgürlükten sonra yeniden tutuklama kararı verildi. Anlaşılan oydu ki, Zeynel Abidin Bin-Ali. Riyad Mahluf un yakasını bırakmayacaktı...
17 Ağustos 1993, Cumhuriyet