Çoktandır Erdal Bey'e "Hinthorozu" demiyordum; Başdanışmanlarından Fikret Ünlü sormuş bir gün:
Efendim, Ekmekçi'yi okuyor musunuz?
Okuyorum, demiş Erdal Bey, bana verdiği unvanı geri almak istiyor gibi!
Meclis Başkanı Cindoruk'un, 1 Eylül akşamı Meclis bahçesinde verdiği -dönerli- kokteylde, Erdal Bey’i görünce:
Erdal Bey, bütün çağrılarınızı aldım, SHP'nin yeni binasının açılışına ilişkin olanını da, öbürlerini de; ancak hiçbirine katılamadım, Ankara’da yoktum, dedim.
-Zararı yok, zararı yok.. diye karşılık verdi. Ben yazılarını okuyorum.
Efendim, "Ekmekçi bana verdiği unvanı geri mi alıyor ne?” demişsiniz. Öyle birşey yok. Ben almak istemiyorum!
Güldü
Alma, alma! dedi.
İki gün sonraki kurultayda genel başkanlığa adaylığını koymayacağını açıklaması, bunu sonuna dek sürdürmesi bile, "Hinthorozu"na yakışan bir davranıştı. En demokratça davranış, bir örnek...
Torbalı Belediye Başkanı Ertan Ünver’in, ağır eleştirilerini "Ankara Notları”nda yayımladığım zaman; kızanlar bile olmuş, takılanlar:
Ertan Ünver öyle sert eleştirebilir, onları olduğu gibi yazmak zorunda mıydınn? diyorlardı. Yazıyı yazan, konuşanın sözlerini aktarırken onları -şöyle ya da böyle- paylaşmış da sayılır!
Erdal Bey, danışmanlarından Selahattin Balta, "Efendim, eleştirileri okudunuz mu?" diye sorunca:
Başkan haklı! demiş. Ertan haklı!
2 eylül akşamı Devlet Konukevi'nde, eski Ankara Palas'ta, Cüneyt Arcayürek'in ayrılışı, Mustafa Balbay’ın Cumhuriyetin Ankara temsilciliğine atanması kokteyli vardı. Artık orada ev sahibi sayılırdık; konukları karşılayacak, ağırlayacaktık. O akşam da hoş geçti. Dostlarla söyleştik. Bülent Tanla İstanbul'dan gelmişti, onu çok kişiye tanıştırdım. Ali Kaymak, Hollanda’dan gelmişti, benim arkadaşım; Turan Dursun'un oğlu Abit Dursun, Ayla Adıgüzel, Saniye Başer benim çağrılımdılar. Cumhuriyetin kokteylinde sakarlıklar da yaptım, Cumhurbaşkanı Süleyman Bey’e, "Başbakan” dedim! Adamın başbakanlığına öyle alışmışız ki, cumhurbaşkanlığına alışamadım bir türlü! Dilim kayıveriyor, ne yapayım...
Süleyman Bey kokteylden dışarı çıkıyormuş. "Ben gidiyorum" demiş ama, kolay mı çıkması? Yolunu bir sürü insan kesmiş. Onları atlatıp çıkarken, biz de Emre Kongar, Ali Kaymak, daha birkaç arkadaş sardırmış, konuşuyoruz. Emre Kongar’ın kolu, benim omuzuma dolanmış, o sırada Süleyman Bey tam bizim oraya gelmiş. Emre Kongar'a.
Bakıyorum, kolunu omuzuna dolamışsın Ekmekçi'nin. Dostluğunuzu kıskandım!
Süleyman Bey'i sesinden tanıdım, daha yüzüne bakmadan:
Ooo, Sayın Başbakan!
Bir kez dedim, artık geçti, düzeltsem de olmaz!
Emre Kongar düzeltmek mi istedi ne?
Efendim, Sayın Ekmekçi, hem başbakanımız, hem cumhurbaşkanımız demek istedi!
Emre'nin de özrü kabahatinden büyük mü oldu, ne oldu? Süleyman Bey:
O senin dediğin anayasaya aykırı! dedi.
Sayın Cumhurbaşkanım, Mustafa Ekmekçi'nin kendisi anayasaya aykırı!
4 eylül, "Torbalı Güz Etkinlikleri"nin son günüydü, İlhan Selçuk'la birlikte Torbalı’ya gidecektik. Uçakla İzmir’e, oradan Torbalı’ya. 3 eylül cuma akşamı üstü Esenboğa yolunda bir serüveni de yaşadık. Esenboğa'ya on-onbeş kilometre kala, bir trafik kazasında 16 yaşında bir genç ölmüş; köylüler, yolu kapatmışlar, protesto ediyorlar, trafiği de yönetimi de.
Başbakan gelsin! diyorlar.
Arabada İlhan Selçuk, Attila Coşkun, Serdar Kızık oturmuş, bekleşiyoruz, bir yandan gazeteyle konuşuyor, haberi ulaştırıyoruz. "Sivas'ta olduğu gibi, devlet burada da yok!" diyoruz. İki saat sonra yol açılıyor; uçaklar kalkamamış, yolcusuz nereye kalksın? O yöredekiler "üstgeçit’’ istiyorlar; bir daha böyle kaza olmaması için.
Bir polis görevlisi şöyle mi demiş:
Üst geçit yapılsa siz yine alttan geçersiniz!
"Torbalı Güz Etkinlikleri"nin beşincisi bu. Dört yıldır sürer, taa 1989'dan beri. Hiçbir şey olmaz. Sivas olaylarından sonra, yönetimlerin bir "toplantıları yasaklama” sayrılığı mı tuttu ne? Ya erteliyor ya yasaklıyorlar. Ertelemek de yasaklama demek değil mi? Gününde yapılmayan toplantı neye yarar?
"Demokrasi ve Gülmece" konulu açıkoturum, "iptal" edilmişti ama, konuşmacılardan Aziz Nesin, toplantıdan üç gün önce Torbalı'ya gitmişti. Yanında oğlu Ali Nesin’le arkadaşı Ayben Kop da vardı. Sivas olaylarından beri, Aziz Nesin ilk kez bir etkinliğe çağrılıyordu. Sivas olaylarının sorumlusu Aziz Nesinmiş gibi ortalığa bir yılgı salınmıştı. Torbalı’da bu yılgınlık kırıldı. "Tercüman”ın kışkırtıcı yayınları boşa gitti! Açıkoturum yerine. "Beşikçioğlu"nda basın toplantısı yapıldı.
Yılmaz Güney'in ölüm yıldönümü geçti. Samim Kocagöz öldü, dün Söke’de toprağa verildi. Mahmut Dikerdem, sayrıevinde yatıyor.
9 Eylül 1993, Cumhuriyet