Geçen hafta sonu, Ankara'da çok dolu geçti. Onbinlerce çalışan, Ankara'da Kızılay yöresini iki gün boyunca doldurdu. Grevli, toplusözleşmeli sendika hakkı istiyorlardı. Bu haklarının anayasa değişirken anayasaya konmasını istiyorlardı. Onlar, Kızılay'da çığlıklarının duyulmasını isterlerken. Bakanlıkların önünde yüzlerce, belki binlerce polis ellerinde kurt köpekleri hazır bekliyorlardı.
Geçen aylarda, yine Kızılay'da Sakarya Caddesi’nde küçük bir gösteri ile hak arama yoluna giden çalışanların başlarına gelmeyen kalmadığını unutmadım.
Bu kez öyle olmadı. Kurt köpekleri, durdukları yerde kaldılar, polisler tasmalarını bırakmadı. Yüz bini aşkın çalışanın, oyunlara gelmeden, iki gün boyunca isteklerini bağıra çağıra söyleyerek, olaysız dağılmaları bir olgunluk örneğiydi. Başbakan Yardımcısı Hikmet Çetin, onlarla görüştü, ancak Başbakan Tansu Çiller’le görüşme olanağı bulamadılar. Bir DYP örgütünden gelselerdi, görüşürlerdi.
Haftanın bir başka olayı, Birleşik Sosyalist Parti’nin Birinci Olağanüstü Kurultayı'ydı. Cuma günkü toplantıya gittim. Sadun Bey'i dinledim. Gençler, örgüte sahip çıkmışlar. Sadun Bey, genel başkanlığa seçildi. Sol için bir umut. Ancak, usuma takılan bir şey var: Sadun Aren'in BSP'si, Doğu Perinçek in İP'iyle neden birleşmiyor? Birleşseler, etkili bir güç olmazlar mı?
“68”liler Vakfı “nın düzenlediği “Ali Yüce ile Ahmed Arif’ten Şiirler" toplantısı güzel oldu. Ali Yüce, yaşam öyküsünü anlattıktan sonra, şiirlerini okudu. Ahmed Arif’in şiirlerini Ömer Can sundu. “68’liler Vakfı "nın yeri de değişti. Vakıf, Meşrutiyet’te Hatay Sokak 6/27'ye taşındı. Orada da bir “kokteyl" verdi.
Ali Yüce’nin, Karaman Belediyesi’nin “Dil Bayramı "dolayısıyla yayımladığı dergide yer alan "Sömürgeci Namusu" başlıklı şiiri, Karaman’daki tutucuların tepkisine yol açmış. Ali Yüce, şiiri “Körfez savaşı" sırasında yazmıştı. Şiir şöyleydi:
“Çamaşır yıkar gibi/ Sıcak su ve sabunla/ Yıkadım namus sözcüğünü/ Kaynattım fokur fokur/ Bana mısın demedi/ Günlerce tokaçladım/ Çıkmadı kirleri.
Bu savaş bizim değil/ Söyleyin gökteki eniştenize/ Cinsel organlarınıza/ Komut vereceğine/ İniversin gökten yere / Kurtarsın sömürgeci namusumuzu/ Bakire Meryem'le/ Gerdeğe girmeden önce/ Savaşıversin bir zahmet."
“Karaman" dergisine şiir, Mehmed Kemal'in “Dilin Tadı Var" adlı yazısından alınmış. Tutturmuşlar:
Vay efendim, bu ne biçim şiir? Allah’a nasıl enişte der?
Ali Yüce de diyor ki:
Yahu, bu sizinki değil. Hıristiyanların tanrısı!
Anlatabilirsen anlat artık gencilere...
Benim, Karaman da Emin Özdemir, Sevgi Özel’le birlikte yaptığımız açık oturumda, söylediklerim, “Türkçe ezan" isteği, ezanın sesyükseltirden (hoparlörden değil, ezgisiyle, güzel sesli kişilerce söylenmesine ilişkin sözlerim unutulmuş. Tam unutulmamış elbette, camide cuma günü, veryansın edilmiş; ne demekmiş, ezanın Türkçe okunması?
Cumartesi öğleden sonra Mülkiyeliler Birliği’nde Prof. Alpaslan Işıklı’nın, "Saidi Nursi ile Şerit Mardin" konulu konuşması vardı; bunu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği düzenlemişti. Buna bir gün değineceğim.
Cumartesi akşamı, Küçük Tiyatro'da, Denizli'nin Kayabaşı Köyü İlkokulu öğrencilerinin oynadıkları “Kemal Paşa'nın Emri" oyununu izledik. Öğrenciler, başlarında öğretmenleri Ali Karlık’la birlikte, babaları da yanlarında, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin konuğu olarak Ankara’ya geldiler. O gün Ankara'da olaylar çok yoğundu.
Çocuklar Anıtgömüt'e gittiler, saygı duruşunda bulundular Atatürk'e. Ancak, çelenk olmadığı gerekçesiyle, bando mızıka çalınmadı, özel deften de imzalayamadılar. Öğrenciler, ilk gün evlerde kaldılar. Somel'ler çocuklardan üçünü konuk ettiler. İkinci gece, Mülkiyeliler Oteli'nde kalındı.
Kayabaşı İlkokulu öğrencileri, iki yıldır “Kayabaşı’nın Sesi" adında bir gazete çıkarıyorlar. Ayda bir çıkıyor. Ederi olarak şöyle deniyor:
Çocuklarımızın geleceği!
Gazeteye çok kimse yardımda bulunuyor. Yardımlar için TC Ziraat Bankası Denizli/Kale Şubesi Hesap No: 30459-4578-1 veriliyor.
Gazetenin sağ ait köşesinde "Gözlem" köşesi var. Bu. Cumhuriyet'te Uğur Mumcu nun köşesinin başlığı. öğrenciler Ankara'ya gelir gelmez. Uğur Mumcu'nun gömütüne gidip saygı duruşunda bulunmuşlar.
"Kemal Paşa 'nın Emri” oyunu, izleyenleri çok duygulandırdı. Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Başkanı Suphi Gürsoytrak, güzel bir konuşma yaptı. Konuşurken gözleri yaşardı.
Oyunda, “Fadime Nine’ rolünü başarıyla oynayan öğrenci Raziye Kuru oğlan, oyun sonunda yaptığı konuşmada özetle şöyle dedi:
“Değerli büyüklerim.. Ben ve üç arkadaşım, bugün, burada okul yaşamımızın en son sayfasını kapatıyoruz. Bundan sonra bizi, herhangi bir ilimizin merkezinde veya ilçesinde öğrenci olarak göremeyeceksiniz. Gelecekte de herhangi bir devlet kademesinde memur olarak bulamayacaksınız.
Bizi Pazartesi gününden itibaren tütün tarlasında bir işçi; 5-6 yıl sonra, beş altı çocuklu bir baba veya anne olarak göreceksiniz. Neden mi? Çünkü bin nüfuslu köyümüzde ilkokuldan başka okul yok. Bize en yakın yer, ilçemiz Kale. Okumak için oraya gitmek zorundayız... Kısaca: Okumak istiyoruz, okumak istiyoruz, okumak istiyoruz."
23 Haziran Hakkı Tonguç'un ölüm yıldönümü. Köy Enstitüleri’nin kurucusu, emekçisi Hakkı Tonguç'un. Onun “Canlandırılacak Köy”ünü okuyorum. Tüylerim diken diken. Köy Enstitüleri’ni kapatanlara ileniler (lanetler) yağdırarak.
20 Haziran 1995, Cumhuriyet