Adamın biri, Yozgat’ta bir at çalmış, getirmiş Çorum pazarına, satacak!
Biri de Çorum’dan Yozgat'a gitmek için at arıyormuş. Pazara gelmiş, at satana sormuş:
Arkadaş, bu at Yozgat’a gider mı?
Küheylan! demiş satıcı, git, nereye istersen, Sivas'a git, Kars'a git!
Bu at Yozgat’a gider mi?
(Atı okşamış) Küheylan! Git, Mersin 'e git, Hatay'a git!
Bu at, Yozgat'a gider mi?
Küheylan! Git, İzmir'e git, Muğla'ya git!
Bu at, Yozgat a gider mi?..
Satıcı bir türlü Yozgat'ın adını ağzına almak istemiyor; at Yozgat'a bir giderse, foyasının döküleceğini düşünüyor...
Fıkrayı Aslan Başer Kafaoğlu anlatmıştı.
★ ★ ★
CHP'nin Kurultayı bugün bitiyor. Eee, sonra ne olacak? Bu CHP, sosyal demokratları toparlar, kendine gelir mi? Yoksa, çok geçmeden foyalar bir bir dökülür mü? Konuşulan bu.
Türkiye'de, aydınların çoğu, eylülün ilk haftasında, Dikili'den sonra, Torbalı’ya doluşur, buradaki "Gülmece" etkinliklerine katılırdı. Demek, bu da sosyal demokrat belediyelerin, belediye başkanlarının kişisel çabalarına bağlıymış. Bu yıl, ne Dikili'de, ne Torbalı'da böyle bir etkinlik söz konusu. Torbalı Belediye Başkanı Ertan Ünver, başkanlığı DYP'ye kaptırdıktan sonra, boş durmadı; oturdu kitap yazdı. “21. Yüzyıl Teknokitlesel Sosyal Demokrasi Çağı" adlı yapıtı, Ankara'da "Ümit Yayıncılıkla çıktı. (Ümit Yayıncılık. Konur Sk. 27/1, Kızılay Ankara, telefon; 419 38 26-27)
Ertan Ünver, bu Kurultay'a katılmadı, delege de değildi; 40 yıllık CHP'li Ertan Ünver'e, Kurultay'dan önce, bunun sonuçlarının neler olabileceğini sordum. Ertan Ünver, kitap yazalı biraz "kitabi'' mi olmuş ne, satır arasında bir şeyler söylüyor, neler diyor?
"Önce şunu söyleyeyim: Türkiye sosyal demokrasisi derken CHP’den söz ediyorum. Hem demokratik, hem de sol olduğunu belirtip de, sosyal demokrasiyi dışlayan akımı (ne demekse) bir yana bırakıyorum.
O CHP, şimdi Genel Başkanı'nı 'sürekli kılma' kurultayını yapıyor. Doğal siyasal kuralların işlediği, işleyeceği kurultayını... Bu yarış içerikli mi içerikli, nitelikli mi nitelikli geçiyor. (Bu söyleşimiz ‘Ankara Notları’nda çıkınca, beklenen de gerçekleşecek. Daha üç gün var.) O, öyle olacak da, yalnız ayırdına varılamayan başka sosyopolitik bir olgu ortada durup duruyor: Bu Genel Başkanlığın Türkiye 'doğal siyasal kurallarının’ işlediği, işleyeceği ‘Türkiye Kurultayına’ gene, seçime değin süreceği sosyopolitik gerçeği... Öylece, CHP bir ‘doğal ayıklanma’ yaşayacak. Bence bu ayıklanma kaçınılmaz oldu artık. Tarihin diyalektik bilinci, Türkiye'yi ve CHP’yi oraya doğru götürüyor. CHP, seçmeninden, sempatizanından, tabanından ve üyesinden koptukça bu ayıklanmayı başarma olanağından tümüyle yoksun kalmıştı. İster erken seçim olsun, ister az erken seçim; bu doğal ayıklanma, seçim sonunda gerçekleşecek CHP'de...
Bunun böyle olmasına ilişkin çok neden, etmen sıralayabilirim, yalnız uzar konu. Bir tekini belirteyim: yüz yüze değil, TV'den bile görüldüğü ölçüsüyle, gözü keskin bir frenoloğun saptayabileceği gerçeklerin oluşturduğu neden ve etmenler bile yeterlidir bunun böyle olmasına. (Frenolog: kafa biçiminden kimlik ve kişilik saptama bilimcisi...) Şaka şaka! Artık o denli de değil canım!"
Ertancığım, biraz daha açık konuşabilir misin?
Bir ara Mümtaz Hoca’nın da bu cangıla dalacağı gibi havalar esti; ödüm koptu. “Yay" yerinde kalıyordu ve kolay kolay bozulmalar o “yayı" etkileyemezdi; ancak bugün eldeki son ok da öylece cangılın derinliklerinde yitip gidecekti... Sonunda anlaşıldı ki hava bizim İzmir II Başkanı Osman Özgüven'in karadalmasından esmiş. Birkaç kişinin daha... Bilirsin karadalma, güreşte pehlivanın hesapsız-kıtapsız atağına denir. Bereket Mümtaz Hoca, Adnan Keskin'in lehçesiyle “yapacağını yaptı"... Yaptı da sıyrıldı cangıldan, öyle ya, Mümtaz Hoca dünya görüşüne, o görüşünü oluşturan kişilik ve IQ’suna neden “tenzilat" getirsindi? (IQ: Zeka düzeyinin kökleşik ölçütü) Aman, bu ayraç içinde dediklerimi ayraca al, yanlış anlaşılır! (Gülüşmeler)
Peki Ertan Bey. bundan sonra ne olur? Onu söyle!
-1996 'nın bugünlerinde bir seçimli olağanüstü kurultay yapılır mı bilmem... Bu kurultayda seçilen Genel Başkan ve kadrosu, birkaç zaman daha "beyhude" direnirler mi bilmem... Ama, bildiğim şu ki, bu CHP'nin yepyeni bir ortamda, yeniden yapılanarak Türkiye karşısına çıkması, 1997 güzünden önce pek gerçekleşemez. Yabancı değilsin, gününü bile söyleyebilirim: 15 Kasım 1997 Cumartesi... CHP'nin bilmem kaçıncı olağan kurultayının toplanacağı gün!
Eee, sonra?
Yalnız Türkiye Sosyal Demokrasisi’nin bir yanındaki bu doğal ayıklanma da yetmez. Bu arada, tüm sosyal demokrasideki ayıklanmayı da gerçekleştirmek gerekir Yemden yapılanan CHP, 2000yılı genel seçiminde, kendini nadasa çekip kıyıda durmalı; seçime katılmamalı; yalnız DSP olmalı o seçimde ve CHP, DSP'yi desteklemeli. Olacak şey değil doğalında... Ah, birolabilse. İşte, öylece 21. yy'ın gerçekten arınmış-ayıklanmış Türkiye Sosyal Demokrasisi, gerçekleşmiş olacak. Ha, o arada ben de 15 Kasım 1997 CHP Kurultayı'nda Parti Meclisi'ne aday olacağım. Parti üyeliğim sürüyor olursa.. Atılmazsam!
Ertan Bey, bu at Yozgat'a gider mi?
Anlamadım, ne dedin?
-Hiç!
Eşi Ahmet Taner Kışlalı ile birlikte trafik kazası geçiren Nilgün Kışlalı öldü. Ahmet Taner Kışlalı yaralı kurtuldu. Ahmet'e geçmiş olsun der, tüm Kışlalı ailesine başsağlığı dilerim.
10 Eylül 1995, Cumhuriyet