70 Kişilik Koğuşta Kalıyor...
Yıllardır cezaevlerinde yatan yazar İsmail Beşikçi’nin neden hâlâ cezaevinde olduğunu hemen herkes merak ediyor. Türkiye'de olduğu gibi dünya kamuoyunda da bu merakın yoğun olduğunu biliyorum. Terörle Mücadele Yasası’nda değişiklik yapılınca, bu değişiklikte bir eksiklik olduğu ortadaydı. Cezaevinden geçici de olsa, dışarı çıkan yayımcı Ünsal Öztürk’le konuşunca, kafamdaki sorulara da yanıt aramak istiyordum. Ünsal Öztürk'e sordum:
Ünsal, sen şimdi ne kadar dışarıda kalıyorsun?
Ben şimdi, Yargıtay aşamasına kadar dışardayım. Yani 2 ay, 3 ay diyelim, Yargıtay aşamasına değin. Şimdi, bana diyecekler ki: “Senin cezan iki milyar, bunu öde!" Nasıl ödeyeceğim? Kaldı ki, benim yayımladığım kitaplar toplatıldı, çıkar çıkmaz toplatılmış. Zaten cezaevine konulmuşuz, hiçbir kitabımızı satamamışız. İşin burada şöyle bir yönü de var: Örneğin, bir yazara, Beşikçi’ye diyorlar ki: "Sana bir yıl ceza verdik, hapis cezası. 100 milyon da para cezası verdik, cezaevine koyduk. "İsmail Beşikçi, bu parayı nereden bulacak? Kazancı ne? Cezaevinde para mı kazanılıyor? Yasa koyucu yasa yapıyor, düşüncelerini söyleyen kişiye 100 milyon lira para cezası verilmesini istiyor. Onun birimi nedir? Hangi ölçüye göre bu cezayı verebiliyor? Bir de şöyle bir durum var: Diyelim ki İsmail Beşikçi kitabını getirdi: “Bir Aydın, Bir Örgütle Kürt Sorunu" kitabını. "Bunu basar mısın?" dedi, anlaştık. Dedim ki, “Ben size yüzde 10 telif ücreti veririm". Ama kitap yayımlanır yayımlanmaz toplatıldı; yazar cezaevine konuldu, yayımcı cezaevine konuldu. Kitap hiç satışa sunulmadı. Uygulamanın sonunda şöyle bir durum ortaya çıkıyor: Yazara 100 milyon lira para cezası veriyorlar, yayımcıya 50 milyon! Şimdi, parayı kazanan benim, gerçi burada kazanç söz konusu değil ya, kitaplar satılmamış. Ama, normal olarak satıp, parayı kazanan benim. Yüzde 90 ben kazanıyorum parayı, yüzde 10'unu yazara veriyorum. Ama, para cezasında, hocama 100 milyon TL. para cezası veriyorlar, bana 50 milyon! Bunun gerekçesi, mantığı nedir? Tabii, bunu yasama organına sormak gerekir!
Sen ne kadar ceza almış durumdasın?
Benim daha önce para cezalarıyla birlikte 50 yılı geçiyordu.
Para cezası olarak şimdi?
Şimdi sanıyorum iki milyar lirayı filan bulacak.
İki milyarı verebilecek misin?
Ben veremem, cezaevinde kalacağım! Çünkü, benim 36 tane kitabım hüküm giymiş durumda Mustafa Abi. Dünyada böyle bir olay yok. Yabancılar duyunca çığlık atıyorlar!
Yabancılarla, gazetecilerle görüşebiliyor musunuz?
Cezaevinde asla izin vermiyorlar. Cezaevine girmeden önce birkaç kez geldiler. Cezaevinden çıktıktan sonra karşılaşmadım.
İsmail Beşikçi'nin sağlık durumu nasıl? Sayrı diye haberler geliyor. (On üç yıl yatan bir kişi sağlıklı olabilir mi?)
Hayır hayır, böyle bir sorun yok!
Peki, ne yiyor ne içiyor? Nereden geliyor yiyecekleri?
Bizim yataklarımız yan yanaydı. Aynı masayı paylaşıyorduk. Koğuşta kapıya yakın bir yerde kalıyorduk.
Anladım, kaç kişilik koğuş?
Koğuş, zaman zaman 100 kişiye kadar çıkıyordu. Büyük bir salon düşünün, kenarlarına altlı üstlü ranzalar koymuşlar; 70 kişiyle 100 kişi arasında değişen bir koğuş. Orada yemek yiyorsunuz, orada yatıyorsunuz...
Yemekler nereden geliyor?
İdare veriyor yemekleri.
Yemeklerde neler var? Nasıldı yemekler?
Fasulye var, nohut var, çorba var, pilav var. Karavana gibi.
Yemekler bir şeye benziyor mu?
Yemekler, örneğin makatna getiriliyor, o makarna yenmiyor. Arkadaşlar ayrıca tekrar sudan geçiriyorlar. Üzerine sos filan yapmaya çalışıyorlar.
Koğuşun temizliği nasıl oluyor?
Nöbet cetveli var, her gün iki arkadaş nöbetçi oluyor, temizlik işiyle, çay pişirmeyle uğraşıyorlar.
Kimi geliyor İsmail Beşikçi’nin, eşi geliyor değil mi?
Eşi geliyor; ama, öbür arkadaşlara gelen ziyaretçilerde hocamın doğal ziyaretçileri. Gelen insan onu soruyor.
Siyasal hükümlü olarak başka kimse var mı?
Örgütlerden insanlar var. PKK, TİKB, yani usunuza gelebilecek sol örgütlerden insanlar var. Aynı koğuşta kaldık onlarla. Düşünce suçlusu olarak hocamla ben varız. HADEP Ankara İI Başkanı İmam Canpolat vardı.
Çıktı mı İmam Canpolat?
Çıktı evet...
Ünsal, sana son bir soru: Beşikçi Kürtçe biliyor mu?
Hayır! Birkaç sözcük...
Yabancı dil biliyor mu? (Biraz Fransızca biliyormuş.)
Beşikçi'yi çıkarmalı oradan.
17 Aralık 1995, Cumhuriyet