İstanbul’da öldürülen Evrensel gazetesi muhabiri Metin Göktepe (1968-9 Ocak 1996), ozan Hasan Hüseyin’in kentlisi. İkisi de Sivas’ın Gürün’ünden. Metin, Gürün’ün yakın köyünden. Hasan Hüseyin (1927-26 Şubat 1984), sağ olaydı, Metin için kimbilir neler yazardı?
Ben Hasan Hüseyin’in “Koca bebek"ini anımsadım. Azime Korkmazgil onu ezbere bilir. Dizeleri şöyle:
“bu demir divriği dağlarından/ben söktüm ulan ben söktüm/bu namlu divriği demirinden/ben döktüm ulan ben döktüm/bu ak bileklerde bu kapkara kelepçe/ben dövdüm ulan ben dövdüm/ben dövdüm ateşlerde bu kelepçeyi/bu biçimi bu demire ben verdim
şimdi kaysı çiçekleri tozutur geçer/şimdi şarap düşer kızgın bağlara/şimdi sevdiğimi alır giderler/güz oturur gözlerime dağlar uy!/varalım diyelim ki heeey diyelim/nakışcana duralım korolarla diyelim/heeeey diyelim heeeey/yıkılır bu düzmeceler yıkılır/köprüler kurulur aydınlıklara/gelir birgün kaşla göz arasında/en gizli tomurcukların ucunda gelir/ekmeksiz evin yalnızlığında/kınasız parmakların bakışlarında/uykusuz gecelerin ardında gelir/gelir ulan gelir işte, bal gibi gelir/halaylarla çıkalım korolarla duralım/heeeey diyelim heeeey/bu namlu divriği dağlarından/bu candarma benim kapıbir komşum/bu türkü benim türküm çoğalır kanayarak/kelepçemin karasında bir ak güvercin/ustam kessin ellerimi benim çocuk ellerimi/dağlar uy!
uy dağlar!" (Kavel, Bilgi Yayınevi).
Metin Göktepe’nin Evrensel gazetesi önünde töreninin yapılacağı geçen perşembe günü İstanbul’a gidecektim. Cumhuriyetin yazarlar toplantısına Yakup Kepenekle birlikte gidecektik. Evrenselin önü de içi de ana-baba günüydü. Üst katta, Eşber Yağmurdereli’nin yanına oturdum. İpek Çalışlar, Oral Çalışlar, Ataol Behramoğlu, Celal Başlangıç, Aydın Ilgaz, Sennur Sezer, Adnan Özyalçıner, Gülsen Tuncer, Engin Ayça, Kemal Özer, Gülsüm Akyüz, Musa Ağacık, Bilgesu Erenus, İngiliz Manchester Guardian’dan Marie Ryan ile yardımcısı Yaşar İsmailoğlu oradaydılar. Ben görmedim, Sunay Akın ile Grup Kızılırmak’ın, Grup Yorum’un üyeleri, Hasan Ocak’ın babası, Atilay Ayçin, Ferhat Tunç oradaydılar.
Evrensel’in bulunduğu hanın kapısında karşılaşıp el sıkıştığımız gözleri yaşlı Refika Bezirci’yi bile tanıyamadım heyecandan. Asım Bezirci’nin eşi Refika Bezirci’nin elinde çiçeği de vardı. Refika Bezirci, Galatasaray’da “Evrensel Kültür"de, Asım Bezirci kitaplığını açmış. Hemen hemen sürekli kitaplığın başındaymış. Acılılar bir aradaydılar. Metin Göktepe’nin son haberlerinden birinin kahramanı olan Tomris Özden, çelenk yollamış!
O sabah, ilk konuşmayı ÇGD Başkanı diye, benim yapmamı istediler. Bu hiç usumda yoktu. Konuştum. Sonra Yakup Kepenek’le otelimize gittik.
İlk günden beri, kafamı Metin Göktepe’yi kimin öldürdüğü değil, kimlerin öldürttüğü kurcalıyordu.
Metin’in haberleri, yazıları gülle gibiydi. 20 Aralık 1995 Çarşamba günü, Evrenselin üçüncü sayfasında bir haberi çıkmış. Haberin başlığı şöyle: “İstanbul İl Kültür Müdürü'nün dokunulmayan icraatları, İstanbul İl Kültür Müdürü Rahmi Çubukçu'nun müdürlüğe bağlı kurumlarda çalışanlara sarkıntılık yaptığı öğrenildi. Çubukçu’nun yaptığı yolsuzluk ve diğer ‘icraatlarını’ CHP’li kültür bakanlarının bilmelerine karşın, görevden alamadığı iddia edildi."
Haber, ikinci paragraftan başlıyor, şöyle deniyor.
“ANAP döneminin Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek tarafından İl Kültür Müdürlüğü 'ne getirilen Çubukçu, o dönem kendisini çevresindeki kişilere bazen koyu bir MHP'Iİ bazen de ANAP'lı olarak tanıttı. 1991'de yapılan seçimlerden sonra DYP-SHP koalisyon hükümetinin kurulmasıyla ve Kültür Bakanlığı'nın SHP'ye verilmesiyle birlikte, koltuğunu kaybetmek istemeyen Çubukçu, SHP'li olduğunu söylemeye başladı.
Değişen hükümetlere karşın aynı koltukta yedi yıl kalmayı başaran Çubukçu, memur maaşıyla önce kendisine, ardından kardeşine, daha sonra da nereye gitse yanından ayırmadığı ve birlikte yaşadığı sekreteri N.K.’ye (adını ben yazmadım, Metin yazmış) Maltepe'de birer daire aldı.
Bunların yanı sıra Çubukçu'nun altında son model birde Renault Concorde marka otomobil bulunuyor...'
Metin Göktepe’nin haberinde çok ayrıntılı bilgiler var. Bir yerde şöyle yazıyor Metin Göktepe:
“Çubukçu'nun kendilerine kötü davranması ve sarkıntılık yapmasına dayanamayan bazı kadınların da görevlerinden istifa ettiği öğrenildi. Daha önce Cihangir Çocuk Kütüphanesi'nde çalışan İ.Ç., Çubukçu hakkında Zeytinburnu Cumhuriyet Savcılığı’na şikâyette bulununca tehdit edildi ve zorla istifa ettirildi. Yine M.R., C.K. sarkıntılıktan, M.Y. de kendisine yönelik baskılardan dolayı istifa etmek zorunda kaldı..." (Adları ben kısalttım. M.E.)
Metin Göktepe, haberinin sonunda, “Hakkında ortaya atılan iddialara ilişkin olarak görüşmek istediğimiz Çubukçu, bizi tehdit etti. Çubukçu, bazı kurumları da arayarak haberi yapmamamız için aracı olmalarını istedi" diyor. Yöneticiye gel, yöneticiye!
Yedi yıldır, yerini korumayı beceren İstanbul İl Kültür Müdürü, Metin Göktepe’ye gözdağı verdi mi? Çevresine, “Onu yaşatmayacağım " dedi mi? Tanıdığı güvenlik görevlilerine, polislere bir şeyler dedi mi, demedi mi? Onun yakından tanıdığı polisler kimler? Kimler “insafsız avcı"ya hizmet etmiş? Sormak gerek:
Metin'i kim öldürttü ulan?
16 Ocak 1996, Cumhuriyet