Deli Dana Olayının İçyüzü-2

Türkiye'de 10-15 Olay Var!
Mikrobiyolog Yardımcı Doçent Dr. Tanıl Kocagöz’le söyleşiyoruz. “Deli dana" sayrılığı ile ilgili merakımı giderecek sorular sormaya çalışıyorum:
Tanıl Bey, kaç yılından beri var bu sayrılık, başlangıç yeri olan Papua Gine'de? Mikrobu bulan kim? Nasıl başlıyor bu sayrılık?
Bu kendi kendine milyonda bir görülen bir sayrılık (hastalık). Yani insanlarda zaman zaman genlerdeki değişim (mutasyon) dediğimiz, bir değişiklikle ortaya çıkabiliyor bu durum. Bunu ilk tanımlayanlar Creutzfeld ile Jacob. Biri 1920'de, biri de 1921’de iki olay tanılıyorlar (teşhis ediyorlar) Tamamen klinik olarak tanılıyorlar. Kısa surede ve genç yaşta bunamaya neden olan, sinir sisteminde yozlaşmaya, bozulmaya yol açan bir sayrılık. Bugün biliyoruz ki Creutzfeld ile Jacob'un tanıladıkları sayrılık bu sayrılık. Sayrılığı yapan "prion" dediğimiz, proteinlere "prion" diyoruz, sayrılığı yapan, onunla ilgili.
Peki, Türkiye'de var mı bu?
Türkiye'de, Creutzfeld-Jacob denen olaylar var. Sanırım birkaç yıl içinde, 10-15 kadar olay bildirilmiş. Eminim bu çok daha yaygın aslında. Fakat bunları ortaya çıkarıp kanıtlamak, çok zor. O nedenle rapor edilmesi çok güç. Bizde “Hiçbir nedeni yoktu”, “Bunadı", “Erken bunama oldu", “Biryıl içinde gitti" falan diye söylenen bir sürü sayrı vardır. Tabii, bunların ne olduğu, niye öldüğü ortaya çıkarılamıyor.
Hoca, Prof. Şemsettin Ustaçelebi “Bu domuzlarda olmuyor” ya da “Domuzlarda daha az" gibi bir açıklama yaptı mı?
Domuzlarda gösterilmemiş bugüne değin, bildiğim kadarıyla. Ama bu aslında yaygın bir olay sanırım; insanda olduğu gibi, çeşitli hayvanlarda da kendiliğinden olabiliyor. Ama en yaygın görüldüğü şey koyunlar. Fakat bugüne değin de koyunda bu denli yaygın olmasına karşın, koyundan insana bulaştığına ilişkin bir olay yok, örneğin tanımlanan.
İşin ilginç yanı, bunun koyunlardan ineklere bulaşması, inekten yeniden insana gelmesi. İngiltere'de tanımlanan (teşhis edilen) 12 tane olay var sanırım sayrılıkla bağlantısı kurulan. Fakat bunların da halen kesin kanıtı yok. Hâlâ belli değil. "Gerçekten bu, ineklerden mi geçti insana?" diye. Çünkü yaklaşık milyonda bir oluyor diyorlar kendiliğinden insanlarda görülmesi. İngiltere'de toplam 50 tane olay var tanısı yapılmış. Zaten İngiltere'nin nüfusu 50-55 milyon. Yani bu insanların dikkatini çekti de bu olaylar ortaya çıkarıldı, ondan mı? Yoksa gerçekten böyle, ineklerle bağlantısı var mı? Onu söylemek zor. Herhalde bir yıl bekleyip gerçekten bu olaylarda artış var mı, onu görmek gerekir.
Şimdi siz, bunun üzerinde inceleme yapabiliyor musunuz?
İnceleme yapmak çok güç. Sayrılığı tek gösterme yöntemi, sayrı öldükten sonra beyninden örnek alıp patolojik olarak onu mikroskop altında incelemek; orada göstermek bu cisimleri. Çünkü neyi yapabileceğiz? Bir kan testi var, hani başka sayrılıklarda, kanda antikor dediğimiz moleküller oluşuyor, incelemelerle bunlara bakabiliyoruz, ama bu sayrılıkta böyle gelişen bir ankitor da yok. O biçimde göstermemiz olanaklı değil. Tabii, yaşayan bir kimseye de “Beyninden bir parça alalım bakalım" demek olanaksız bunu göstermek için. Onun için tek tanı (teşhis) yolu, genellikle klinik bulgulara bakarak "Bu olabilir" demek. Kesin tanı da sayrı öldükten sonra, ancak otopside çıkıyor yanıtı.
Peki bu sayrılığın belirtileri nedir?
Belirtisi (arazı) şöyle; Genellikle bunama dediğimiz sayrılık. Yani çok yaşlılarda olabiliyor, başka nedenlerle. Bu sayrılıkta ise 40 yaş dolayı, erken bunama oluyor İngiltere'de görülen son olayların yaş ortalaması 27 sanıyorum. Biraz da ürkü (panik) bundan kaynaklandı. "Bu kadar erken yaşta olduğuna göre acaba bir bulaşma yolu mu var?" diye bakıyorlar.
Önce titremeler olabiliyor sayrıda. Çok hızla giden düşünce bozukluğu ve bunama oluyor. Sayrılarda bu oldukça hızlı ilerliyor. Sayrılık başladıktan sonra 1.5 yıl içinde sayrı yüzde yüz kaybediliyor. Oldukça hızlı seyirli diyebiliriz, bu tür sayrılıklar içinde.
Kimileri de diyor ki: Bu ABD ile İngiltere arasında bir savaştır ABD radyasyonlu etlerini satmak ister. Onu satamayınca İngiltere'yi "deli dana" etleriyle suçluyor.
Bilmiyorum, ama niyetleri buysa başarılı oldular diyebilirim! Çünkü et satışı çok büyük ölçüde baltalanmış durumda.
ABD’nin radyasyonlu etleri varmış, öyle mi?
Onu bilmiyorum. ABD'de şöyle yanlış bir olay vardı: Önceki yıl, biz oradaydık araştırma için. O sırada orada epeyi bir olay oldu toplumda; şöyle bir şey: Orada sebzelerin, meyvelerin, etlerin zaman zaman bozulmasını önlemek, daha uzun zaman saklayabilmek için radyasyondan, Gama ışınından geçiriyorlar. Aslında bunun insan sağlığına bir zararı yok, çünkü kalıcı bir radyasyon değil. Fakat bizdeki gibi orada da büyütüldü olay. Hani sanki "Radyasyondan geçiyor, radyoaktif maddeler taşıyor bu yiyecekler" gibi tartışma çıktı, büyük ürkü (panik) oldu tabii orada da. Epeyi bir süre, halkı ikna etmeye çalıştılar. “Bir zararı yoktur" diye. Ama bir kez böyle bir laf çıktı mı, bizdeki deli dana sayrılığında olduğu gibi. Şimdi kurban bayramı falan da geliyor. Birçok insan korkuyor et almaktan.
Koyunlarda da var diyorsunuz...
Koyunlarda var, ama koyunlardan insana geçtiği hiç görülmemiş bugüne değin. Ama koyunlarda çok yaygın olabilen bir sayrılık. Bizde biliyorsunuz, insanlar hayvanı gayet iyi tanırlar. Hayvan en ufak bir sayrılık belirtisi gösterse, ekonomik kaybı göze almaz, hemen kestirir satar hayvanını genelde. Herhalde son evreye bile gelmiyor sayrı hayvanlar...
***
BBC'de domuz eti ile gericilik tartışması bu akşam saat 21.00'de...