Köy Enstitüleri Filmi Nerede?

Adnan Kahveci, başbakanlık başdanışmanı olduğu yıllarda, -1980'lerde-bir gün şöyle demişti:

Köy Enstitülerinin en büyük eksiği televizyondu (uzgöreç). Biz, şimdi köyün sorunlarını televizyondan yansıtacağız!

Uzgöreçler aracılığı ile, köylülerle konuşmaları, köylüye verilen araç-gereç, donanımları duyuracaklardı. İmrendim, ama içimden ‘ı-ıh!' dedim, ‘yapamazlar’. 'Çünkü. Köy Enstitüleri döneminde uzgöreç ne yoktu, ama o enstitüleri kuranlarda yürek vardı Şimdi nerdeee?

Gerçekten de olmadı; Adnan Kahveci, bir daha sözünü etmedi olayın.

Uzgöreçlerde, zaman zaman belgeseller gösteriliyor, çok da iyi oluyor Mengü Ertel’in yönettiği “Cumhuriyete Kanat Gerenler" bunlardan biri; Feride Bilgin-Teoman Bilgin, Sinan Turan, Nurhayat Ağdaş, Kurtuluş Yağmurdereli'nin düzenledikleri, Murat Karasu'nun ise sunuculuğunu yaptığı “Merhaba Çağdaş Türkiye" bir başkası. Topluluk şimdi. “Yurttaşlık Yasası" belgeselini gündeme getirmeye çalışıyor. Bir Köy Enstitüleri filmi yapmayı düşünen ise yok gibi. Belki de var, ben bilmiyorum. 1997 yılı. UNESCO'da Hasan Âli Yücel yılı olarak benimsendi. Filmciler, ne yüzle çıkacaklar ortalığa göreceğiz. Burada. Köy Enstitülü yazarlara da görev düşüyor; onca öykü, roman yazılıyor, bir film senaryosu yazılamaz mı? Aradan yıllar geçtikten sonra, bugün yaşayanlar da kalmayacak. Belgeler bir bir yok olacak. Hayırlı oğul Engin Tonguç, İsmail Hakkı Tonguç’un yaşamöyküsü ile ilgili çalışmasını bitirmekte. Engin Tonguç’un çalışması, 1300 sayfayı bulmuş. Daha sonra, sıra belgelere gelecekmiş. Bugün Tonguç’un ölümsüzlüğe kavuşmasının 36 yılı. Tonguç'u, Köy Enstitülerine emek verenleri yürekten anıyorum...

Dün, Foça'da önemli bir toplantı vardı. İsmail Hakkı Tonguç’un. Köy Enstitüleri çalışmalarında sağ kolu. Ferit Oğuz Bayır’ın üç villasını. Köy Enstitüleri Vakfı’na armağan edişinin törensel toplantısı. Foça’nın Belediye Başkanı Nihat Dirim, Ferit Oğuz Bayır’la ilgili çalışmalara büyük ilgi gösteriyor

Fent Oğuz Bayır, Tonguç’un en yakınında bulunmuş, güvenini kazanmış, çalışkan bir devrimci!

1934 yılında, İlköğretim Genel Müdürü Reşat Şemsettin Sirer’dir. İsmail Hakkı Tonguç ise okul müzesi müdürü. Sirer, ilköğretim genel müdürlüğünden ayrılırken, gelenekte olduğu gibi, yerine gelebileceklerin bir listesini de verir. Sirer, Tonguç'u dokuzuncu, sonuncu aday olarak yazar Köy Enstitüleri kurulmaya yakın ne kıskançlık da dönmüş. Sirer, bakan olunca, Tonguç'u ilköğretim genel müdürlüğünden alacaktır.

İsmail Hakkı Tonguç, meslek eğitiminin ilkelerinde Alman eğitimcisi Kerschensteiner’i kaynak sayar. Çevirdiği kitaplarla yazılarda, bu eğitimciyi, Türk eğitbilim çevresine sokmuştur Hakkı Tonguç. 1946’da ilköğretim genel müdürlüğünden uzaklaştırıldıktan sonra. Ferit Oğuz Bayır'a:

Kerschensteıner'in akıbeti de benim akıbetime benziyor! diyerek teselli bulur.

Ferit Oğuz Bayır, Tonguç’un “ilköğretim şube müdürü"dür. Hakkı Tonguç, 24 Mart 1938 günlü mektubunda, Ferit Oğuz Bayır'a şunları yazar özetle:

“Kardeşim Ferit,

İstediğim nitelikte iş arkadaşım azdır. Bunu sana itiraf edebilirim. Birçok kimseleri, yeni ve kuvvetli işler için yetiştirmeyi gaye bilerek sahneye çıkarıyorum. Fakat randıman azdır. Bu işler mutavassıt (orta) adamın sökebileceği işler değil. İşte; bu sebeplerden dolayı düşündüm, taşındım. Hiç olmazsa kitap vasıtasıyla belki 5-10 kişi kazarım diyerek; herkesin balolarda, gazinolarda, pastanelerde eğlendiği saatlerde, bunlara hiç imrenmeyerek, gece yarılarına kadar oturarak kitabı yazdım. İstediğime yüzde yüz muvaffak olamadım. Ama yine oldukça orijinal bir şey meydana geldiğim sanıyorum.

Bu mesaide (çalışmada) en büyük, hiçbir zaman heyecanını, kutsiyetini unutamayacağım yardımı ilkokul öğretmenlerinden gördüm. Kitap da onların iç duyuşlarının bir ifadesi oldu... Ferit, bu memlekette iş görmek isteyenlerin çoğunun başı, realist olmamalarından yenmiş. Eğitmen yetiştirme işinin azametini, ne kadar ağır bir yük olduğunu bütün ince noktalarına kadar hesaplıyorum... Aradığımız adamları, hayatta kurslarda yoğurmak suretiyle elde edebileceğiz. Henüz hamur yoğurma devrindeyiz..." (“Köyün Gücü" Ferit Oğuz Bayır, s 138-139).

Köy Enstitülerinin kurucuları, emekçileri, 1946'dan sonra bir bir görevlerinden alınırlar, sürüm sürüm süründürülmek istenirler. Bu kıyımlar, onların umurlarında bile değildir. Hakkı Tonguç, 5.6.1950'de. Ankara'dan, Ferit Oğuz'un sürgün olduğu Bolu'ya “dört arkadaş" imzalı şu mektubu yazar:

"Ferit,

Bu akşam senin şerefine Samanpazarı'ndaki şaraphanede şarabı çektikten sonra sizin evde kahvelerimizi içtik. Seni andık... Andık."

Mektup, Ferit Oğuz Bayır’ın Bolu’dan, yeniden Ankara'ya, yayın müdürlüğündeki kızak göreve döndürülüşünün bir çeşit muştusuydu! 1950’de DP’nin ilk Milli Eğitim Bakanı Avni Başman, Nafi Atuf Kansu ile Hakkı Tonguç’un uğraşmaları sonucu. Ferit Oğuz Bayır’ı, Orhan Veli ile Melih Cevdet’in çalıştıkları “yayın müdürlüğü" odasına geri döndürmüştü.

Dün Foça'da yapılan toplantılara katılanlardan saptayabildiklerim şöyle: Ferit Oğuz Bayır, Mustafa Gazalcı, Zeki Sarıhan, Tahir Hatipoğlu, Bülent Tanık, Osman Özgüven, Dursun Utku, Nihat Dirim, Şener Erol, Mehmet Başaran, Birsen Başaran, Vedat Günyol, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı yöneticileri Ali Yılmaz, Naci Tataroğlu, Mustafa Aydoğan (genel yazman), Mehmet Yiğit, Mustafa Gökkaya, Veli Görmez, Nadir Gezer, Dursun Kut, Galip Candoğan, Mustafa Şanlı, Talip Apaydın, M. Ali Şengül, İhsan Güvenç ile sağın Engin Tonguç... Foça'ya çokları eşleriyle gelip katılmışlar.