Tugay Komutanı Konuştu!

Olaylar sırasında Sivas’ta tugay komutanı olan emekli tuğgeneral Ahmet Yücetürk'ten 11.7.1996 günlü, faksla yollanmış bir açıklama aldım. Ahmet Yücetürk, perşembe günü saat 16.54’te yolladığı faks mektubunda şöyle diyor:

“Sayın Mustafa Ekmekçi, 9 Temmuz 1996 tarihli Cumhuriyet gazetesindeki köşenizde yazınızı 'Sivas olaylarının önlenememesinin püf noktası belki buradaydı' şeklinde tamamlıyorsunuz.

Danıştay İkinci Dairesi’nce 25.1.1994 gün ve 1994/73 sayılı kararla Sivas Valisi’nin (o zamanki) yeterli önlem almadığı gerekçesiyle bakanlıkça mahkemeye verme isteminin ret edilmesini hayretle karşıladım.

Danıştay'a gönderilen dosyanın içeriğini bilemiyorum. Ancak, kararda yer alan ve yazınızda açıkladığınız bilgiler tamamen gerçek dışıdır.

Öyle anlaşılıyor ki İçişleri Bakanlığı, Danıştay'a gönderdiği dosyaya yeterli bilgi ve belgeleri göndermemiş.

Yazınızda bahsettiğiniz gibi bugüne kadar hiçbir açıklama yapmadım. Gazeteciler konuşmak istedi, ancak konu mahkemelere intikal etmiş olduğundan uygun bulmadım. Nedeni bu.

Bugün ise, hakkımda yazılan noksan ve yanlı beyanları tekzip etmek maksadıyla cevap vermek istedim.

Sayın Erdal İnönü'nün 'Benim ordum mu var' ifadeleri doğru. Zira Erdal Bey'in ordusu yok. Türk milletinin ordusu var. O ordu büyük önder Atatürk 'ün cumhuriyetinin teminatıdır.

12 Temmuz 1993 tarihinde Sivas olaylarını yerinde incelemek maksadıyla Sivas a gelen Meclis Araştırma Komisyonu, 13 temmuz günü saat 16.30'da Tug. K.lığı'nın bilgisine başvurmak için makamıma geldiler.

Toplam 12 milletvekilinden 9’u teşrif ettiler. 2'si SHP'ye, 1 'i CHP'ye mensup üç milletvekili gelmediler.

Sorduğumda 'Bu üç milletvekilinin Ankara'dan ayrılmadan önce genel başkanlarından talimat aldıklarını, olay nedeniyle valinin yeterince yıprandığını, biraz da Tugay'a ihale edilmesini istediğini' ifade ettiler.

Kendileri ile bir daha da karşılaşmadım.

Buna rağmen bildiklerimi ve gerçekleri komisyon üyelerine anlattım. O günlerde müşahade ettiğim birşey var. O da muhtelif siyasi görüşe mensup milletvekillerinin, olayı kendilerine göre yorumlamak suretiyle algıladıklarıdır.

Sayın Ekmekçi,

Kanunsuz gösterinin başladığı saat 13.30’da zamanın valisi Tug. Kh.dan ayrıldı. 13.35'te telefon ile asker talep etti. 13.40 'ta üç şok mangası (1 Yzb. 21 er) ve yarım saat sonra 1 tb. (500 kişi) ile başlayan askeri birlik takviyesi saat 20.05'te 4500 kişiyi buldu. Bu bilgiler sefer ve önemli toplumsal olaylarda başvurulan Harp Ceridesinde kayıtlıdır. Bir kopyası da GnKur. Bşk. lığı arşivlerindedir.

Askeri birlikler, 5442 sayılı H İdaresi Kanunu'nun ilgili md.leri'ne uygun olarak zamanında ve yerinde kademeli olarak kullanılmıştır.

Nitekim olay gününün ertesi günü 03 Temmuz 1993 tarihinde, zamanın Gnkur Bşk./, KKK'ı. Hv. Kuv. K.ı ve MSB'na Tug. Kh.'da konu hk.da brifing verdim. Aynı gün KKK'dan gelen Hak. Alb. başkanlığında diğer bir komisyon Tug. K. hakkında idari tahkikat yapmıştır.

Bütün bunların sonucunda Gnkur. Bşk. lığı bir açıklama yapmış ve basında yer almıştır. Okumuş olmanız gerekir. Hatırladığım kadarı ile, 'Tug. K.lığı ilgili yasaya uygun olarak hareket etmiş, herhangi gecikme, ihmal yoktur' şeklindedir.

Asker seyirci kalmamıştır. Bakın size Meclis Araştırma Komisyonu'nun hazırladığı raporun 369.ncu sayfasından aynen aktarıyorum: ‘Emniyet Md.' ‘saat 19.00’a kadar hiçbir güçlüğümüz yoktu' dediğine göre bu zamana kadar Tug. K.'nın Vali'den talep ettiği (üç kez tekrarlanmıştır) zor kullanarak eylemcilerin elebaşlarını gözaltına alarak, eylemcilerin dağıtılması imkân dahilindedir’ denmektedir.

Gnkur. Bşk. inin, Vali'nin odasında bana telefon ile verdiği emirle. Tug'da eli silah tutan acemi dahil yaklaşık 4500 Mehmetçik ve onun sb. ve astsb.ları başlarında olmak üzere verilen emirleri, zamanında ve yerinde yapmıştır.

Şehirde muhtemel yağmalama olayları önlenmiş, kundaklama olayına müdahale ile yaralılar tahliye edilmiş ve muhtemel mezhep çatışmasına karşı önlemler alınmıştır. Ölenler, herkes gibi tugay personelinin de en büyük üzüntüsü olmuştur. Nedenleri, buraya sığmayacak kadar uzun ve düşündürücüdür.

Olay olmadan haber verilse, tedbirler alınarak, koordine edilebilseydi kanaatimce bu acı olay yaşanmazdı. Sonuçta hiç kimse sorumsuzluğunu bir diğer kişiye kurum ve kuruluşa ihale ederek tarihi sorumluluktan kurtulamaz. Saygılarımla."

Sivas Tugay Komutanı Emekli General Ahmet Yücetürk’ün üç yıl sonra, bir açıklamayla da olsa, konuşması ilginçtir. Komutan, 4.500 askerin olay yerine yığıldığını söylüyor. Ne zaman? Madımak Oteli yanmaya başladıktan sonra! (Sezdiğim kadarıyla Ahmet Yücetürk bir Cumhuriyet okuru değil!)

Komutanın suçladığı Sivas Valisi Ahmet Karabilgin'e ne diyeceğini sordum; şu karşılığı verdi:

‘Sayın Ekmekçi, bu destek, istenilen boyutta ve sayıda olmadı. Sayı çok yetersiz oldu.

Gelen asker sayısı ne kadardı?

Saat 14.00’ten sonra, asker 20-20 geldi. Toplam 40 tane falan geldi, saat 16.00'ya doğru 40 tane falan geldi. Yani, hepsi bu. Yangın başlayana kadar gelen askerin hepsi budur. Bu, emniyetin telsiz kayıtlarında da vardır. 4500 asker, yangın başladıktan sonra geldi...