‘Tugayın Komutanı Kim?'

6 temmuzda Kuzey Kıbrıs'ta geceyarısına doğru evinin önünde alçakça öldürülen Gazeteci-Yazar Kutlu Adalı'nın, 16 gündür öldüreni bulunmuş değil. Kutlu Adalı'dan çıkarılan mermiler, incelenmek için Ankara'ya getirildi. Kuzey Kıbrıs'ta yedi ayda yedi kişi öldürüldü. Bunları öldürenler de ortada yok.

Eski Cumhuriyetçi Türk Partisi Genel Başkanı Özker Özgür, Kutlu Adalı'nın öldürülmesinden sonra, “Yenidüzen" gazetesine yazdığı “Saldırı Çok Yönlüdür” başlıklı yazıda, Kıbrıs’ta bazı kuruluşların öldürümü (cinayeti) kınayan açıklamalar yapmamalarına değiniyor, şöyle diyordu:

“Kutlu Adalı'nın düşüncelerinden dolayı vurulduğunu hemen herkes kabul etmektedir. Sağda olsun, solda olsun, siyasal yelpazenin neresinde olursa olsun, bütün kuruluşlar öldürümü (cinayeti) birlikte kınayabilmeliydiler. Meclis'te temsil edilen siyasal partiler o birlikteliği gösterebildiler...

... Cenaze günü dağıtılan bildirinin altında DP ile UBP’nin imzaları neden yoktu?

Madem ki Kutlu'nun düşüncelerinden ötürü öldürüldüğü kabul edilmektedir ve herkes de düşünce ve anlatım özgürlüğünü savunmaktadır, Demokrat ve Birlik gazeteleri bildiriyi neden imzalamadı?"

Özker Özgür, buna ilişkin sorularını sıraladıktan sonra, Kıbrıs'ta yıldırma eylemlerine değiniyor, “Bu tür yıldırma eylemleri geri bıraktırılmış üçüncü dünya ülkelerinin, üçüncü sınıf demokrasilerinde veya diktatörlükle yönetilen ülkelerde yaygındır” diyor.

“Biz böyle bir toplum veya ülke miyiz? "diye soran Özker Özgür, şimdiye değin Kıbrıs içinde, Kıbrıs dışında. Kıbrıslı yurttaşlara yönelik öldürümlerle, öldürme girişimlerinin listesini veriyor. Bunlardan kimileri şöyle:

22 Mayıs 1958'de şimdi Londra'da yaşamakta olan Ahmet Sadi, sol bir sendikada etkindi diye öldürülmek istendi.

24 Mayıs 1958'de Fazıl Önder, dünya görüşü beğenilmediği için öldürüldü. Kendisi “İnkılapçı” gazetesinin sorumlusu idi.

29 Mayıs 1958'de Ahmet Yahya, 30 Haziran 1958'de Ahmet İbrahim dünya görüşlerinden öldürüldüler.

23 Nisan 1962’de Cumhuriyet gazetesinin sahipleri Ayhan Hikmet, Muzaffer Gürkan (gece yataklarında) öldürüldüler.

11 Nisan 1965’te Derviş Kavazoğlu, pusuya düşürülerek öldürüldü.

1976-78 yıllan arasında Türkiye’de öğrenim görmekte olan Özer Elmas, Mehmet Ömer, Muharrem Özdemir, Ercan Turgut, Mustafa Ertan, Sadık Cemilsol görüşlü oldukları için genç yaşta (Türkiye'de) öldürüldüler.

Kıbrıs’ta. “Yenidüzen" gazetesinde salı, perşembe, cumartesi günleri “Mavi Kıbrıs Notları " başlığıyla yazıları yayımlanan Kutlu Adalı, öldürülerek susturuldu.

Kutlu Adalı'nın 7 Mayıs 1996 günü çıkan bir yazısı çok ilginçti. 24 yıl önce adaletsiz bir yargı sonucu asılan Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan’lara değiniyor, gözgüsünü (aynasını) Türkiye’ye çeviriyor, özetle şöyle diyordu:

"Aradan 24 yıl geçti. Ne terör durdu, ne pahalılık son buldu, ne faili meçhul cinayetlerin sonu geldi, ne olağanüstü önlemler kalktı, ne adalet adilleşti, ne insan hakları yerine getirildi, ne asayiş berkemal oldu, ne Türkiye borçtan kurtuldu, ne de 1 Mayıslar kansız kutlanır oldu.

... Türkiye kaynıyor. Bombalar her yerde patlıyor. Her yerde ölüm kol geziyor, işyerleri, dükkânlar, bankalar araçlar tahrip ediliyor...

Laiklik düşmanları, Atatürk düşmanları, cumhuriyet düşmanları, demokrasi düşmanları, insan hakları düşmanları, barış düşmanları, çağdaşlık düşmanları, Türkiye'nin kalkınıp gelişmesini istemeyen bütün gericiler, yobazlar, tutucular, şeriatçılar el ele vermişler, parlamentosuyla, milletvekiliyle, siyasal partisiyle, basınıyla, TV’siyle, komşu ülkeleriyle, dış güçleriyle Türkiye’yi çökertmek istiyorlar.

Boyunları kravatlı yobazlar, en üst devlet görevlisinden, en alt devlet görevlisine kadar camilerden, dualardan, imam-hatip okullarından medet umuyorlar.

Çankaya'nın Ezankaya olmasına şunun şurasında ne kaldı ki?

... Türkiye bunlarla kalkınamaz. Türkiye bunlarla gelişemez. Türkiye bunlarla çağdaş olamaz. Türkiye bunlarla demokrat olamaz.

Bu gidiş Türkiye’yi çökertir, uçuruma sürükler.

... Türkiye çalkalandıkça Kıbrıs Türkleri alabora oluyor. Silahlı, bombalı tehditlerin sahipleri Kıbrıs'ta da desteklenip kollanıyor. Karanlık güçler, Kıbrıs 'ta da aydınlığı boğmak istiyor. Bu tutucu, yobaz, ülkücü, gerici güçler demokrasiyi, Türkiye'de olduğu gibi Kıbrıs’ta da çökertmek istiyorlar... Ülkemizde 35 bin garantör Türk askeri, can güvenliğimizi korumak için görev yaptığı halde, ‘Özgürlükçü Türk Tugayı' adı altında, can ve mal güvenliğimizi tehdit ediyorlar. Bellerinde tabanca, ellerinde bomba, ceplerinde dinamit lokumu, evlerinde cephanelik üzerimize yürüyorlar. Dağıttıkları bildirilerle, yasadışı yeraltı eylemleriyle Kıbrıs Türkünü hainlerden kurtarma terörüne girişiyorlar. Bu Özgürlükçü Türk Tugayı'nın komutanı kimdir? Subayları, erleri kimlerdir, karargâhları nerededir? Güçlen, cephanelikleri nerelerde gizlenmektedir? Nerede eğitiliyorlar? Parasal desteği kimlerden görüyorlar? Bunların gerçek amaç ve niyetleri nedir? Kardeş kavgası çıkartmak, kardeş kanı döktürmek için aramıza kimler tarafından sokulmaktadırlar? Kardeş kavgası, Türkiye 'ye ve Kıbrıs Türklerine ne kazandıracaktır?"

Kutlu Adalı’nın yazısının başlığı "Tugayın Komutanı Kim?"di...

Kutlu Adalı’nın buna benzer yazıları, belki de ölümünü hazırlayan öğelerden oldu. Kıbrıs'ta demokrasinin “d”si var mıydı? Kıbrıs'ta “d "yok ki!

* **

DYP’nin kurultayı neyin son perdesiydi? Bu düzende başka türlüsü olamaz mıydı? Bunun başlıca sorumlusu da Çankaya’da oturmakta mıydı? Yağmur yağıp, boynuz kulağı geçince böyle mi olurdu?