Mehmet Moğultay'la Söyleşi...

RP’li Şevket Kazan, CHP'nin eski adalet bakanları Seyfi Oktay ile Mehmet Moğultay'ı suçlayan konuşmalarını yapınca, önce CHP'nin son Adalet Bakanı Mehmet Moğultay'ı aradım. Öyle, saldırıp ne etmeden çelebice yanıtlar verdi. Ben de gazeteci olarak onları birbirlerine düşürmeyi değil, sorunun özünü kavramayı, çözüm yollarını düşünüyordum.

Mehmet Bey, ne diyorsunuz?

Günah keçisi yapıyorlar, saldırıyorlar ne yapalım? Bizim zamanımızda ölüm olmadı, muktedirdik. Bunlar tabii... (Konuşmamız cumartesi akşamıydı) Anlaşma olmuş herhalde...

Evet, anlaşma sağlanıyor. Ben şunu öğrenmek istiyorum, gelecekte ne olur?

Şimdi ona bir şey diyemem... Bunlar bizi niye suçluyorlardı? Yok efendim, “Bunlar anlaşma yapmış". Ne anlaşması yaptı kardeşim? Sen kendin dünkü konuşmanda diyorsun ki, “İkna metoduyla olayı çözmeye çalışacağız”. Sen şimdi, “ikna metoduyla.. ” altyapısını oluşturmamışsın, ben ikna yöntemiyle, zamanında bütün olayları çözmüşüm. Ölüm olmamış, ölümle sonuçlanmamış... Yani, hukuku ve insan haklarını zedelememişim. Hukuku zedelemeden, insancıl davranışları da zedelemeden yaklaşımlarla çözüm aramışım, bulmuşum. Sen şimdi kalkıp beni itham ediyorsun. Kendin önce, kan üzerinde, gözyaşı üzerinde, ceset üzerinde politika yapıyorsun'.

Onları bırak, onlar Allahlık!

Canım abiciğim, benden sonra dört bakan değişmiş; ben on aydır ayrılmışım. Açlık grevleri 69 gündür sürüyor; demek ki, geriye daha 180 gün var; ben size bir olay teslim etmemişim kı, güllük gülistanlık bir şey teslim etmişim. Ne yapalım yani, siz o kadar beceriksizseniz, aczinizi bizim üzerimize yıkmaya çalışıyorsanız; olayı çöz kardeşim! Niye onu bunu lekeliyorsun? Değil mı?

Anladım!

Yani, olayı çöz! (Konuya nasıl girebilirim acaba? Benim amacım, molla Şevket Kazan’la yeni bir tartışma kapısı aralamak değil. Mehmet Bey çok dertli, soruyorum.)

Peki, Eskişehir Cezaevi nasıl bir cezaevidir?

Eskişehir Cezaevi, başlangıçta hücre esasına göre yapılmış bir cezaeviydi. Geldiğimde, orası bitmişti. Bir cezaevi haline geldi. Koğuş sistemine dönüştürülmüştü. 68 kişilik koğuşlar halindeydi. Ben tüm bunlara karşın, "Kapatılan bir cezaevini açmam!" dedim, “burası ancak, infaz koruma memurları, bir de cezaevi personeli için eğitim merkezi olur. Bizim hizmet içi eğitimden geçmeyen infaz koruma memurlarımız var, onun için ayırıyorum’ dedim, kapattım orayı. Yazı da var bende. Benden sonra açtılar burayı.

Kim açtı?

Firuz Çilingiroğlu zamanında açıldı sanıyorum. Benim zamanımda açılmadı yani. Şimdi, bunların istedikten nedir? “Eskişehir Cezaevi boşaltılsın!" Eee, boşalttılar o zaman, “Siz teröristlerle anlaşma yaptınız, öyle mi?" Şimdi bana diyorlar ki, "Anlaşma yapmış!" Kardeşim, hayır, teröristlerle sen anlaşma yaptın o zaman! Yani, böyle insanlar karalanır mı?

Mehmet Bey, cezaevlerinin demokratik bir düzene, gerçekten adil bir düzene sokulması gerekmiyor mu?

Değerli ağabeyciğim, çok güzel bir rapor hazırladım, 36 sayfa. Bunu CHP grubuna verdim, her şey var bunda; yani bütün siyasal tutukluların profillerine varıncaya kadar hepsi var. Çok güzel bir rapordur, bunu vereyim ben size.

Lütfedersiniz Aziz Nesin’in şöyle bir huyu vardı yurtdışına gidince, iki şeyi merak ederdi, bir genelevleri, bir de cezaevlerini. İkisini de incelerdi...

Sen de yurtdışına gittiğimde cezaevlerine gittim. Roma’daki cezaevine gittim, gezdim. Yani, Türkiye'deki sistem, suç türlerine ve güvenlik sistemine göre yapılmamış, 1930 yılında. 1721 sayılı "Hapishane ve Tevkifhanelerin İdaresi Hakkında Kanun" çıkarılmış, her il ve ilçe merkezine bir cezaevi yapılacak; yani suç tiplerine, güvenlik sistemlerine göre cezaevi yapılmamış. Gereksinime göre yapılmamış. Verimlilik (rantabilite) aranmamış; yapılmış! İnfaz sistemi de eskimiş. Bu sisteme karşı güven kalmamış. Şimdi, “infaz sistemi” deyince, herkes sanıyor ki, sadece içen girme-dışarı çıkma esası; hayır bu değil. İnfaz sisteminin içerisine Ceza Yasası, Ceza Yargılamaları Usul Yasası, daha başka yasalar da giriyor. Şimdiki sisteme karşı toplumda bir güven kalmamış. Bunun yemden düzeltilmesi gerek.

Bir de, içeri giren adamın topluma kazandırılması sorunu var...

Tabii, ancak tutukluya uygulayamazsınız onu, hükümlüye uygulayacaksınız. Çünkü, tutuklu daha hükümlü mü, değil mi belli değil. Şimdi, infaz sisteminin amacı: 1- Toplumun suçludan korunması, suçlunun da toplumdan uzak tutulması (tecrit), 2- Suçlunun, suçunun kefaretini (karşılığını) ödemiş olması 3- Suçlunun ıslah edilerek topluma kazandırılması. Bu üç ana sistem üzerine oturtuluyor. Bizde şimdi, ıslah edilerek topluma kazandırılmıyor ki. Çünkü 581 tane cezaevi var, bunun 35 tanesi açık ve yarı açık cezaevi, öbürlerinin tümü kapalı cezaevi. Japonya'daki cezaevi sayısı 60 tanedir.

İtalya’da ne kadar?

İtalya’yı bilmiyorum, ama Fransa'da 170 küsur. Japonya’nın nüfusu bizim iki katımız, 60 cezaevi var!

Böyle, bölge cezaevi biçiminde filan mı?

Tabii, bölge cezaevi biçiminde yapılmış; belli orta merkezlere kurulmuş; tam donanımlı, elektronik, hepsi, herşeyi. Herşeyi kontrol içinde. Örneğin orada, hükümlü ve tutuklu sayısı bizimkine eşittir. Bizde 50 bin dolayında hükümlü ve tutuklu var, orada da o kadar. Orada çalışan personel 2000 dolayında, bizde çalışan personel 25.000 dolayında. Orada her şey bilgisayara bağlanmış. Raporumda hepsi var bunların, çok emek verdim!