Araştırmacı Bir Okur...

Cumhuriyet okuru. Konya'da savunmanlık yapan Lütfi Özçimen’den bir mektup aldım. Özetle şöyle diyor:

“Sayın Mustafa Ekmekçi,

21 Eylül 1995 günlü ‘Ankara Notları' köşenizde, Ruhi Su'nun Çumra'da sürgünde bulunduğu sürede kendisine yardımcı olan Çumra Cumhuriyet Savcısı ile ilgili bilgi bulunamadığı haberi üzerine, yaptığım araştırmayı ve sonucunu saygıyla sunuyorum.

1-Ruhi Su tahminen 1955-56 yıllarında 20 aylık emniyet nezareti cezasının infazı için, mahkûmiyet kararında yazılı bulunan Çumra'ya geliyor. O anda Çumra Cumhuriyet Savcısı Muharrem İlleez'dir. Muharrem İlleez Avanoslu’dur, Avanos müftüsünün oğludur. 1952-1957 yıllarında Çumra'da Cumhuriyet Savcılığı yapmıştır.

Çumra Cumhuriyet Savcısı Muharrem İlleez zamanın ölçülerine göre olabildiğince duyarlı ve yürekli bir kamu görevlisidir. Ruhi Su ile yakından ilgileniyor, cumartesi, pazar günleri Ruhi Su'nun cezaevindeki hükümlü ve tutuklulara saz çalmasını sağlıyor. Kendisi de dinliyor ve saz çalmaya hevesleniyor, fakat işi, yaşı ve başka ilgileri nedeniyle başaramıyor. Aldığı sazı Çumra Cumhuriyet Savcılığı makam odasındaki fona asıyor. Yadırgayıp soran vatandaşlara ve görevlilere fondaki saz için ‘Bu demokrasi' diyor.

Ruhi Su, 20 aylık cezanın yarısı kadarını Çumra 'da tamamladıktan sonra, anılan cumhuriyet savcısının olumlu raporu ve isteği, bakanlığın kabulü ile geri kalan süreyi, aynı cezayı Ankara'da çeken eşi Sıdıka Su'nun yanında, yanı Ankara 'da tamamlıyor.

2-Çumra Cumhuriyet Savcısı Muharrem İlleez, 1957 yılında DP'nin Çumra'daki kaymakamı Mustafa Öner ’le kavgalaşıyor. (Mustafa Öner, daha sonra Sarıkamış, Samsun-Kavak ve İstanbul Beyoğlu Kaymakamı) 1957 seçimlerinde Afyon 'un bir bucağına sulh yargıcı olarak yetki verilip gönderilmek isteniyor. Ancak savcı rapor alıp gitmiyor, oyunu Çumra'da kullanıyor.

Muharrem İlleez, daha sonra Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi üyeliğine atanıyor. Bu görevde iken 1960-61 yıllarında emekli oluyor. Avanos 'a gidip yerleşiyor. 1960 yılından sonra, normal seçimle (atamayla değil) Avanos Belediye Başkanı seçiliyor. Belediye başkanlığından sonra, Avanos'ta restoran çalıştırıyor. 1970’lı yıllarda ölüyor.

Muharrem İlleez, insan ilişkileri yönüyle de özel bir insan. Çocukla çocuk, büyükle büyük. Çevresince sevilen bir insan. İçmeyi seviyor, oyun oynamayı seviyor.

3-Ruhi Su’nun Çumra'da kaldığı sürede arkadaşlık yaptığı iki kişi: a) Ahmet Bursalı, öğretmen, sağ, şu anda İstanbul Avcılar’da oturuyor Emekli olmalı, Çumra’nın Batum Köyü'nden (şimdiki adı Beylerce) Ahmet Bursalı, Rusya'dan Artvin Şavşat'a göçmen gelmiş, Gürcü asıllı; daha sonra Çumra'ya göçmüşler, b) Mevlüt Hatiboğlu, Çumralı, şu anda sağ değil. Saygılarımla sunarım. "

Savunman Lütfi Özçimen, mektubunun sonuna kaynaklarını da yazmış, şöyle anlatıyor bunu da:

"Yukarıda sunduğum bilgi dışında başka bilgi gerekiyorsa araştıracağım. Verdiğim bilgilerde ciddi yanlışlıklar yoktur. Çok küçük yanlışlıklar olabilir. Bilgi kaynakları şunlardır:

1-Seyit Mehmet Hatiboğlu, Çumralı, Konya Adliyesi’nden emekli başkâtip Ruhi Su'yu 1952 de İstanbul 1. Ordu Askeri Mahkemesi’ndeki yargılamalardan tanıyor. Bu yargılama sırasında yargılamayı yapan değil de, bir başka mahkemenin yazıcısı. O mahkemede yargılananları ilgiyle izliyor. Ruhi Su, yukarıda anılan sürgün uygulaması için Çumra ’ya gelince karşılaşıyorlar

2-Sorutabilecek herhangi bir bilgi için: Hacı Ali İlleez, Avanos'ta ticaretle uğraşıyor. Çumra Savcısı Muharrem İlleez'in yakını.

Tekrar sevgi ve saygılarımı sunarım. L.Ö."

Lütfi Özçimen, öyle titiz bir araştırmacı ki, Avanos'taki Hacı Ali İlleez'in telefonuna varıncaya dek saptamış. Hacı Ali İlleez'den, yola çıkıp Muharrem İlleez'in yeğeni Zekeriya İlleez’e, oradan da Muharrem İlleez'in oğlu, İzmir'de yaşayan emekli hava albayı Çetin İlleez'e ulaşmak güç olmadı. Çetin İlleez’in eşi Nuran İlleez, ilk bilgileri verdi:

Kendisi Ruhi Su’dan saz çalmayı öğrenmiş, bize anlatırdı!

Gözlerim parladı; eşi Çetin İlleez'in iş telefonunu verdi. Aradım, ikimiz de heyecanlandık. Çetin İlleez, Konya'da savunman olan Lütiı Özçimen gibi, Cumhuriyet okuruydu. Kendisine sordum:

O dönemdeki olayı biraz anlatır mısınız9

1956-57 yılları, ben ortaokul birinci sınıf öğrencisiyim. Babam o yıllar 35-40 yaşlarında oluyor. Ruhi Su'dan saz dersi bile aldı, curaya heveslenmişti. Çok duygulandım Mustafa Bey, bende babamın bir dosyası var; rahmetli olduktan sonra sakladım onu, biraz badirelerde atlattı: doğrunun başına gelenler geldi babamın da başına, çok şeyler geldi. Ama, doğrudan şaşmadı, yılmadı. 1950-60 arasında savaşımını verdi. Yazılar yazdı, sıkıntılarda çekti. Ama, onuruyla yaşadı...

*

Uğur Mumcu buğun 54 yaşında! Üç yıl önce, onu öldürenler ise ortada yok. Uğur'u öldürenler sanki bilinmiyor mu? 148 Erbakan’ın gerçekten bilgisi yok mudur, bir açıklama yapsa ya. Uğur Mumcu düşmanlarının eğitildiği İran'a gittiğinde, yetkililere Uğur Mumcu’yu öldürenleri sordu mu, sormadı mı? Sormadıysa, nasıl da ayıp etmiştir. Yazık!

Araştırmacı yazarımız Uğur'u sevgiyle anıyorum!

*

Kendisini de, ikizini de tanımadığım Hüseyin Hatemi'den salı günü çıkan “düzeltme”ye bir açıklama geldi. Domuz eti ile ilgili yazılara ikizlerden birinin bir konuşmada çattığını Uğur söylemişti. Ben sözcük konusunda Hüseyin Hatemi ile ikizini karıştırmışım. Açıklamada şöyle diyor:

"Sayın Mustafa Ekmekçi, Cumhuriyet Gazetesi-Ankara

Üslubunuzu dert edinmiş değilim. Herhalde beni ikiz kardeşim ile karıştırdınız. Önem verirseniz düzeltirsiniz. Düzeltmeseniz de umurum da değil! esenlikler-Hüseyin Hatemi."