Geçen cuma günü, 3 haziran, Nâzım Hikmet’in ölüm yıldönümüydü. Haymana Kapalı Cezaevi’ne, Doç. Fikret Başkaya'yı görmeye o gün gittik Haluk Gerger’in arabasıyla. Haluk Gerger de, Fikret Başkaya gibi, 20 aylık hapis cezasını çekmek için yakında cezaevine, Fikret Başkaya'nın yanına gidecekti.
Arabada, Haluk Gerger'in eşi Rennan Gerger, Varlık Özmenek, Veli Özdemir de vardı. Rennan cezaevi yollarını öğrenmeye geliyordu. Fikret Başkaya ile arkadaşlarına, Çağdaş Gazeteciler Derneği yayını "Uğur Mumcu'ya Armağan"ı da götürmüştük. O gün öğrendik, Varlık Özmenek, yirmi yılı aşkın süredir çalıştığı “ANKA" ajansından ayrılmıştı. İşsizdi ancak, keyfi yerindeydi. Yol boyunca fıkralar anlattı, bizleri gülmekten kırdı geçirdi. ÇGD'nin yönetimine yeniden seçilen Veli Özdemir de, çalıştığı THA'dan ayrılmış, arkadaşı foto muhabiri Muzaffer Evirgen ile birlikte o da işsiz kalmıştı. Muzaffer Evirgenle, 1960'lı yıllarda Milliyet’te birlikte çalışmıştık. Asaf Uçar, Mete'nin fotoğrafçısı gibiydi. Onunla işlere giderdi. Muzaffer daha gençti.
Sana gençlik resimlerini getireceğim abi! diyordu.
Bir ara şapkamı kaptı:
Abi, ne olur şuraya bir imza at, saklayacağım bunu.
-Dur oğlum, bu Süleyman Bey’in şapkası değil, ben sana başka şapka veririm!. dedim de kurtardım şapkamı!
Fikret Başkaya ile arkadaşlarının bir istekleri var: Haymana Kaplıcaları’nın suyu, kapalı cezaevinin yanından geçiyordu. Cezaevindekiler, sıcak kaplıca suyundan yararlanamazlar mıydı? Nâzım, Bursa'da kaplıcalara götürülüyordu. Haymana Belediye Başkanı ANAP'lı Bünyamin Adacı'yla konuştum. Başkan Adacı, eskiden cezaevindekilerin kaplıcalara götürüldüklerini, bunun yine yapılabileceğini, sorunun cumhuriyet savcılığının yetkisinde olduğunu söyledi. Bu insancıl konuya eğilmek çok mu güç, ne bileyim?
ÇGD'nın pazar günü yapılan 12. Olağan Kurultayı'nda, toplantıya gelen konuklardan Adalet Bakanı Seyfi Oktay, ANAP Grup Başkanvekili Hasan Korkmazcan, DİSK Genel Başkanı Kemal Nebioğlu, Hak-İş Genel Sekreteri, Özçelik-İş Genel Başkanı Metin Türker, İHD Genel Başkanı Akın Birdal, Veteriner Hekimler Birliği Başkanı Hasan Metin, İşçi Partisi Başkanlık Kurulu üyesi İlknur Kalan konuşmalar yaptılar.
Türk-İş Salonunda yapılan toplantıda Divan Başkanı Rahmi Yıldırım, gelen iletiler arasında bir telgrafı da okudu. Telgrafı dinleyenler, kimden geldiğini öğrenince uzun uzun alkışladılar. Telgraf Fikret Başkaya’dandı, Haymana Cezaevi'nden çekilmişti. Fikret Başkaya iletisinde şöyle diyordu.
Sayın Divan Başkanı.
Tartışmayı yasaklayan, düşünceyi cezalandıran bir toplum önünü göremez, yolunu bulamaz. Sonuçta da çürüyüp yıkılmaya mahkûmdur. Özgürlüklerin bazılarına karşı olanlar. aslında tüm özgürlüklere karşıdırlar, düşünceyi cezalandırmaya devam eden bir Türkiye, hiçbir zaman çağdaşlık ve demokratlık iddiasında bulunamayacaktır. Böyle bir ortamda demokrasinin kurumlan da içi boş birer kabuk olmaya devam edeceklerdir. Genel kurul çalışmalarınızın düşüncenin suç olmaktan çıkarılması ve ülkenin demokratikleşmesine katkıda bulunması en samımı dileğimizdir.
Sayın Divan Başkanı, genel kurulunuza başarılar diler, tüm delegeleri en sıcak duygularla selamlarım. Saygılarımla.
Doç. Dr. Fikret Başkaya. Haymana Kapalı Cezaevi.
Telgrafın altında "Kontrol edilmiştir" damgası var.
Divan Başkanı Rahmi Yıldırım. Fikret Başkaya'nın iletisini okuduktan sonra, ilk sözü ÇGD üyesi Doç. Dr. Haluk Gerger'e verdi. Konuşması uzun uzun alkışlarla kesilen Haluk Gerger, konuşmasını bitirince İstanbul’a gitmek için ayrıldı.
3 Haziran Nâzım'ın ölüm gününde, akşam Çankaya Halkevi, Maltepe'de Yılmaz Güney Sahnesi’nde, genç kızlarla erkekler Nâzım'ın "Ceviz Ağacı ile Topal Yunusun Hikayesi" şiirini oyunlaştırmışlar, bir bale havasında oynamışlardı. Gençlerin oyunlarını izlerken, çocukluk, gençlik yıllarımın halkevleri geçti gözlerimin önünden; duygulandım.
Nâzım, şiiri 1940 ta Çankırı Hapishanesi’nde yazmış. Şiirin sonu şöyleydi:
Mekansız kurda mekandı/Cevizden konsol yaparlar/ Yarı ağaç yarı insandı./ Sat Yunus cevizini./Çırçıplak cenaze kara uzandı./Cevizden konsol yaparlar. /Kesildi dalları, dallar budandı./Sattı Yunus cevizini.
Varlılar yoksula dokur mu kilim?/Vay cevizin hali vay benim halim.
Sabahın sahibi vardır./Gün daima bulutta kalmaz./Herhal ilerdedir/yaşanacak günlerin/en güzelleri.
Şimdilik sohbetimizde kederi/kesilip/satılmış/bir ceviz ağacının.
ÇGD'nın 12. Kurultayı’nı açarken yaptığım konuşmada, ÇGD'nin bu kurultayının bir savaşım, yani "mücadele" kurultayı olmasını dilemiştim. Önce özeleştiri yapacak, basın kendi kendini denetleyecek; savaşımı ise özgürlükler için verecekti. Cezaevinden iletisini gönderen Doç. Fikret Başkaya’nın telgrafına sığdırdığı çığlığını, başka basın kuruluşlarının herhangi birinin toplantısında izleyebilir miydiniz? Sendikacı Münir Ceylan da, bir yazısından dolayı içeri girdi.
Başkentin yetmiş kilometre ötesinde, bir doçent düşünce suçlusu olarak yatıyor. Bir İsmail Beşikçi, burnumuzun dibinde, Ulucanlar'da Merkez Cezaevi’nde. ..
Nâzım’ın şiiri karanlıklardan çıkışı muştular gibidir.
Sabahın sahibi vardır./Gün daima bulutta kalmaz./Her hal ilerdedir/yaşanacak günlerin/en güzelleri.