Köy Enstitüleri Vakfı: (9) Engin Tonguç: "Gazi Eğitim Çok Önemli"

Aziz Nesin, "Köy Enstitüleri Vakfı" toplantısı ile ilgili olarak. "Ben çok şey öğrendim bu toplantıdan" diyor, konuşmasını şöyle sürdürüyordu:

Genelde konuşmalara çok katılıyorum. Amaçlan da doğru. Yalnız şunu söylemeden geçemeyeceğim. Tonguç'tan çıkmamış­tır; hiçbir şey bizden çıkmamış ki, o çıksın yani. Çıkmış olan bir şey yok bir defa, bu da ayıp değil yani, ayıp tabii, ayıp olmaz olur mu? Ayıp da, bu ayıbı biz çekmeyelim. Tabii, işte bu., kaynağı nereden geldi, nasıl geldi, hangi amaçla geldi? Ama, geldiği gibi yürüme­miş, çok daha olumlu biçimde, çok daha demokrasiye yadım bi­çimde yürüyebilirdi. Ben şeyden geldiğini sanmıyorum., lalan bakan gelmiş de, hani ‘Köy çocuklarını okutalım..' da. böyle, orada burada böyle şeyler her zaman bulunabilir Ama, bir akım, büyük bir akım olarak bunlardan gelmiş değil. Diyelim kİ, bankacılık. Emniyet Sandığı ile başlamıştır, olabilir, ama bunlar hep Batı ‘dan gelmiştir. İslamlık da Doğu 'dan gelmiş, dışarıdan gelmiş. İslam da bizim babamızın malı değil, oradan gelmiş...

Bu Köy Enstitüleri Vakfı'nın asıl uğraşacağı şey, bugünkü duru­mu düzeltemeyiz tabii, elimizde değil, ama savaşım vermek... Kaybettik, biz savaşı aslında kaybettik. Köy Enstitüleri de savaşı kaybetti, ilerici aydınlar da kaybetti Bu savaşımın düzelmesi için ne gerekir? Yani, ilerici tarafların kazanması için ne gerekir? Geri­ye doğru gidiş hiçbir zaman düzeltilip ileriye dönmez. Yani, siz bugün Arapça ezanı Türkçe ezan yapamazsınız. Ses çıkarmadı­nız, ses çıkarmadık, babalarımız de ses çıkarmadı, Arapça ezan gitti bundan sonra. Yalnız Arapça ezan değil, ezan hepiniz biliyor­sunuz ki. hatta her gazetede vardır., hangi saatte okunacağını yazar, ‘sabah ezanı şu saatte okunacak', ‘öğle namazı şu saatte' diye. Akşamları da yazar. Ama, siz minareden ezan dinlerken, bir müezzin bitirir, arkadan öbürü, bir müezzin bitirir, arkadan öbürü. Böyle dalga dalga ezan okunuyor. Niye? Propaganda yapacaklar da. bizi Müslüman yapacaklar Böyle şey olabilir mi? Bunun saati bellidir! Çok teşekkür ederim efendim, çok sağ olun!..

23 Haziran akşamı, Eğit-Der'in, Dikmen'de Sokullu Caddesi’­nde, Ahmed Arif Parkı karşısındaki yerinde konuşmalar yapılmış. Mustafa Gazalcı, Mahmut Makal, Engin Tonguç, Hüsnü Ciritli ko­nuşmuşlar. Biz, Metin Aksoy'la gittiğimizde, konuşmalar bitmiş, Ahmed Arif Parkı’nda halay çekmeler başlamıştı.

Eğit-Der, Dikmen’deki yerinde bir "eğitim müzesi ve arşivi" düzenlemeyi düşünüyormuş. Engin Tonguç, konuşmasında buna değinerek özetle şunları söylemiş.

Arşiv yapıyorsunuz, eğer ukalalık saymazsanız, ben arşiv ko­nusunda iki şey anımsatmak isterim. Birincisi: Türkiye de bu arşiv işi çok sağlam olarak yapılmalı, çok güvenceli yapılmalı. Çünkü, otuz yıldan ben benim en büyük korkum, evdeki belgelerin, fotoğ­rafların vb. Türkiye'deki politik çalkantılar içinde bir kazaya uğra­ması korkusu idi. Bu nedenle, benim bulabildiğim en basit çözüm, en azından belgeleri ve başkalarını iki ayrı yerde toplamak. Yani, bir tanesinin başına bir şey gelirse, ikincisinin kurtulması biçimin­de bir önlemle bu işi yürütmek, örneğin, ben bir zamanlar, 12 Mart’tan önce, bazı kitapları Gazi Eğitim Enstitüsü'ne verdim. Fa­kat 12 Mart olayı olur olmaz, oradakiler geldiler:

Aman, dediler o kitapları geri al! Çünkü, ne olacağı belli değil, bunlar yok olabiliri

Hatta, onların dışında da birtakım şeyleri bize getirdiler koru­mamız için. Birincisi bu, arşiv konusunda.

İkincisi: Madem ki arşiv yapıyorsunuz, Köy Enstitüleri ile ilgili bir toplama işine girişiyorsunuz, çok önemli olan iki olay daha var. Türkiye'nin Milli Eğitim tarihinde. Bir tanesi Mustafa Necati döne­mi (1894-1929. Mustafa Kemal in Milli Eğitim bakanlarından), İkin­cisi de Gazi Eğitim Enstitüsü. Mustafa Necati dönemi Türkiye 'de. Milli Eğitim içerisinde çatışacak en nitelikli kadroların bir araya toplandığı ve örgütlendiği dönemdir. Onun için Köy Enstitüleri ola­yının başlangıcı aranırken, kesinlikle Mustafa Necati dönemine değinmek gerekir. Örneğin, orada ‘Mektepler Müzesi Müdürü’ di­ye ikinci, üçüncü derecede bir görev gibi gözüken. Hakkı Tonguç un bulunduğu bölüm.. Çünkü. Tonguç Mustafa Necati'nin bakanlı­ğı döneminde oraya gelmiş ve orada 'Mektepler Müzesi Müdürü'. Yakından incelendiği zaman, böyle bir ikinci, üçüncü derece gibi görünen görevin astında, o donemde, eğitime yeni birtakım yön­temlerin sokulması için çok önem verilen bir kuruluş olduğu anla­şılıyor. örneğin o yıllardaki bakanlık bütçesinin çok önemli bir bölümü o işe. o bölüme ayrılmış. Okullara, işte biraz iş eğitimini sokacaklar, yeni araç gereçlerin kullanılmasını sağlayacaklar, okullara çağaI eğitim yöntemlerini sokacaklar. Yakından bakıldığı zaman, böyle birtakım ilginç şeyler bulunuyor Mustafa Necati dö­neminde.

İkincisi de Gazi Eğitim Enstitüsü: Türkiye de öğretmen yetiştir­mekte çok önemli işler görmüş olan bir kurum. Ve ne yazık ki, son zamanlarda tamamen kenara itilmiş, değeri de iyice ortaya çıkarı­lamamış bir kurum. Orada ilginç bazı şeyler var: örneğin, buna benzer bütün yabancı kuruluşlarda olduğu gibi. Pedagoji bölü­münün, eğitimin kurmaylarını yetiştiren bölüm olması düşünüzlmüş. (Pedagojı bölümünün başında Halil Fikret Kanat var, Kanat, Köy Enstitülerine karşı; o da, öğrencileri de Köy Enstitülerini sü­rekli eleştiriyorlar.) 

Engin Tonguç, anlatmayı sürdürüyor:

Bir kitapta geçiyor, (Hürrem Arman’ın 'Piramidin Tabanı' kita­bı) Gazi Eğitim Enstitüsü'nün en üstünde, böyle el üstünde tutulan Pedagoji bölümü vardı: Hatta, bazen öğrenciler farkında olmadan birtakım kişilere veya bölümlere ad takarlar, farkında olmadan orayı en iyi belirleyen adlar olur onlar. O zaman öğrenciler arasın­da. Resim-tş bölümünün adı da ‘Mukavva fakültesi' imiş' 'Mukav­va fakültesi!' derlermiş. (Resim-İş öğretmeni olan Tonguç da onun başında.) Bir yabancı eğitimci gelmiş Gazı Eğitim Enstitüsü'nü in­celemeye. Gezip inceledikten sonra demiş ki:

Ben çok şaştım, bu gibi kurumların hepsinde, en aktif olan pe­dagojik denemeler, incelemeler, hareketler Pedagoji bölümünde yapılır. Burada daha aktif gözüken Resim-İş bölümü. Orada yapılı­yor bu gibi işler, tuhafıma gitti bu benim!

Gazı Eğitim Enstitüsü, bugüne değin, tarihi yazılmamış, içeriği, değeri henüz ortaya çıkarılmamış bir kurumdur. Onunla ilgili bel­geleri de toplarsanız, çok büyük hizmet etmiş olursunuz. Arşiv konusunda, benim söyleyeceklerim aşağı yukarı bunlar...