Çocukken, kurtla kuzu masalı anlatmayı çok severmişim. Masalımda kurt, kuzuyu hiçbir zaman yiyemezmiş.
Bitir artık şu masalı! deseler de ı-ıh..
Kurt, kuzuya "Suyumu bulandırıyorsun.'" mu ne demiş, yemek için üstüne yürümüş ya, kuzuyla kurdun kovalamacası da. işte o zaman başlamış. Kurt kovalıyor, kuzu hemen kayanın arkasına saklanıveriyor. Kurt, dili bir karış uzamış, kayanın arkasındaki kuzuyu yakalamak için sessizce yaklaşıyor, ama o ne? Kuzu, pıt pıt pıt, bir başka kayanın arkasına saklanıveriyor. Masalımı anlatırken, kimi gülüyor, Emin Amcam tanısını koyuyor:
Belki ben görmem, bu çocuk yazar olacak!
Evde konuşulanlara kulak kesilir, kaçırmamaya çalışırdım. Babamın anlattıkları, bugün gibi Kulağımdadır. Anlatırdı:
Adamın biri lağım işçisiymiş. İşini bitirip evine giderken, kendi kendine: ‘Seni boktan boka sokarım! diye söylenirmiş. Yanından geçen biri, bu sözleri duymuş:
Niye öyle konuşuyorsun? Zaten şimdi lağımdan çıkmadın mı? diye sormuş.
Hıh, diye karşılık vermiş adam, o bir şey mi? Ben şimdi evime gider, bir güzel yıkanır, temizlenirim. Demem o değil: ciğeri beş para etmez bir adam gelir, olmadık bir laf eder, asıl boktan boka girmek odur!
Her şey usuma gelirdi de, gömütlükte “gâvur eziyeti" gelmezdi.
27 Mart seçimlerinde, şapşal solculara oyları bölmeleri sonucu işbaşına gelen Ankara Belediye Başkanı, eski MHP'li, şimdi RP'li M.G., 27 Mart seçimleri öncesinde Karşıyaka gömütlüğünde (mezarlık) çalışan sol eğilimli kişileri Cebeci gömütlüğüne sürdü. Eski MHP'li, şimdi RP’li M.G., 27 Mart seçimleri öncesinde Karşıyaka Gömütlüğüne yakın Mermerciler Sitesinde yaptığı bir konuşmada:
Alnı secdeye gelmeyen insanları ben, Mezarlıklar Şube Müdürlüğü'nde tutmayacağım! mı ne demişti? Diyelim, Karşıyaka gömütlüğünde çalışan işçilerin, kamu görevlilerinin kimi Alevi, solcu kişiler. Bunlar yıllardan ben düşüncelerim, eğilimlerini saklamamış, söyleyegelmişler.
27 Mart seçimlerinde, yapılmayan kalmamış gibi miydi? Koltuk altlarında çok hacıların “Haç “ı çıkağı gibi, kimi çarşaftı da oy hırsızlığı yapmış mıydı? Neden olmasın? Kim çarşafını açıp bakabildi onun? SHP’liler de sandıklarına sahip çıkmadılar, gericilerin bir güzel oyunlarına geldiler. Neyse, yaranın o yanını deşmeyelim. Şimdi, DSP, CHP'den adaylık koyup, sola seçimleri yitirttikten sonra bir şey olmamış gibi gezinmelerine şaşıyorum. Ben olsam, utanırdım!
Yerel seçimlerden sonra, Ankara Belediyesi'nde de kıyımlar başladı. Üst düzeylerde kim varsa, görevlerinden alındı, demokrat nitelikli insanların tümünü zor işlere dağıtmaya başladılar. Kimisine de "Çalışmıyorsun!" diye. “Suyumu bulandırıyorsun!" gibisinden saçma sapan soruşturmalar başlatıldı. Efendim, gömütlükte verilen işler yapılmıyordu. Gömütlükte işler ne mi olabilir? Süpürge, çapa, gömütlükteki otlan dışarı götürme, oranın temizliği...
Karşıyaka gömütlüğü 990 dönümlük bir yerken, sonradan İvedik Köyü’ne doğru eklenen bölümle birlikte 2200 dönüme çıkmıştı. Buranın 6-10 kişiyle temizlenmesi olanaksızdı. Daha önce, aynı yerde masada çalışanları “temizlik işçisi" yaptılar. Büroda çalışanlar, etlerinde süpürge, çapa, kürek, gömütlüğü temizlemeye, süpürmeye başladılar. Bu kürek cezası gibi bir ceza mıydı? M.G. bir sabah saat 06.00'da geliyor
Niye buralar pis?
Başbuğ ün eski adamı ya, cart curt etmeyi sever mi ne bileyim? ikide bir demeç verir:
Yirmi, yirmi beş kişiyi mezarlıktan atacağım!
İşçiler, görevlerinden alınıp temizlik işçisi yapılanlar bekleşiyorlar:
Acaba bizi ne zaman işten atacak? diye. Soruşturmalar onun için “Suyu bulandırdın!" soruşturmaları. "Sokakların süpürülmediği, mezarlığın bakımsız olduğu anlaşılmıştır. Sokakların neden temiz olmadığı konusunda savunmanızı..."
Gömütlüklerin de sokakları varmış, yeni öğrendim.
Oysa, sürülenlerin ne yetkileri olabilir? Onların başında yöneticileri, şefleri, çavuşları yok mu? Neden onlara sorulmuyor? 27 Mart seçimlerinden önce böyle değildi, işyerlerinde bir denge vardı. Gömütlüklerde de, sağcısı, solcusu, Alevısi, Sünnisi, Kürdü, Lazı bir arada çalışırlardı. M.G. geldikten sonra başladı kamplaştırma. Cebeci gömütlüğündeki sağ görünümlüler Karşıyaka'ya verildiler. Aleviler, sol eğilimliler de Cebeci'ye. Karşıyaka'ya gidenler MHP’ye, RP'ye. ANAP'a oy vermiş olanlar. Çaycıya dek gitti mi? Bunlar yeni işe girmiş olanlar. Sol görüşlüleri de oradan atıp Cebeci gömütlüğüne.. Hem de "Çalışmıyorsunuz" diye kulplar takarak.
Cebeci'ye sürülenler, Genel-İş Sendikası’na üye işçiler. Genel-İş, DİSK'e bağlı. Sendika henüz yetkiyi almadı, 17 Ağustos'ta yetkili olup olmadığı belli olacak. İşçiler ise, ne olacaklarının tasasında. Çoluk çocukları var. M.G- bunları da işlerinden atıp, MHP eğilimleri mi işe almak istiyor? Ocutup (rahatsız edip) istifaya mı zorluyor? Belediye’de çalışan MHP İı militanlar, parklarda, bahçelerde kebap yapıyorlar!
Gömütlükte, zulüm yapılıyor insanlara, "gavur eziyeti “yapılıyor. Düşüncelerine, inançlarına göre ayrılıyor insanlar. Buna M.G.'nin gücü yeter mi? Yetmez, insanlara, düşünceleri ayrı olsa da, “Sen şu yana, sen şu yana" denmemeli. Onlar, bir saygı bir sevgiyle birbirlerine yaklaşabilmeli.
"Gâvur eziyeti“ne bir örnek: örneğin, Cebeci gömütlüğünde temizlik yapılıyor. Rüzgâr bir yandan esiyor, işçiler rüzgarı arkalarına alarak süpürmeye başlasalar, toz yutmayacaklar. Başlarındakini uyarıyorlar
Sokağın karşısından başlasak toz yutmayız!
Hayır, buradan başlanacak. Rüzgâra karşı süpüreceksiniz. Ben öyle emir aldım!
Çapa yapılıyor. Öğleden önce şurası, öğleden sonra burası çapalanışa, güneşte kalınmayacak. Ağaçların gölgesinden yararlanılabilecek..
Hayır, diyor çavuşlar; belli, kasıtlı bir eziyet çabası var.
Yirmi-otuz yıldır çalışanlar, böyle eziyet görmemişler. (Not: Yazıda geçen “Gâvur eziyeti“ deyimiyle “Hıristiyanlığın" bir ilgisi yok, burada “acımasız" anlamında kullanıldı.)
***
Gül İlbay’a: Ali Yüce, size istediğiniz kitapları bıraktı, Cumhuriyet bürosundan alabilirsiniz. M.E.