Sineğin Kanatları... (1)

“Devinim" dergisi, İstanbul'a taşındı. Gerçek bir "Atatürkçü' dergi. 1991 'de Cumhuriyetten koptuğumuzda, "Devinim’e bir yazı yazmıştım. Yaşamasını heyecanla beklediğim bir dergi. Ancak, güç koşullar içinde yayımını sürdürüyor. Ağus­tosta çıkmadı. 20 eylülde: ağustos, eylülü birleştirip çıkacak­mış. "Devinim'in yazışma adresi PK. 660, 80075/Beyoğlu- İstanbul Yıllığı 360.000 TL. Altı aylık 200.000 TL. Öğrencilere, bir yıllık 300.000 TL. Posta Çeki Hesap No: 522215, banka he­sap no: TC. Ziraat Bankası Beyoğlu Şubesi'nde 30420- 201168-6 numaralı hesaba sürdürümcü ederi yatırılabilir. He­saba para yatırılırken, "Devinim dergisi, Alptekin Gündüz’ adarının yazılması yararlı olur.

Devinim’in Başyazarı Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu olarak gösteriliyor. Velidedeoğlu Hoca’yı gençler yaşatı­yorlar böylece.

"Devinim "in son sayısında. Prof. Dr. İlhan Arsel'in "Neden Fare Deve Sütü İçmez de Koyun Sütü İçer” başlıklı bir yazısı var. Bir okur, yazının bir kopyasını çıkarıp göndermiş. Okur. İstanbul'da oturduğumu sanarak, mektubu Cumhuriyetin merkezine. İstanbul'a yollamış. Dönüp dolaşıp Ankara'ya gel­di. Düşündüm, okur bunu neden yollamıştı? Belki de:

Ekmekçi uyuma.' Bak, ne yazılar var demek istiyordu.

(İlhan Arsel, yazısının üst başlığında şöyle demişti:

’ 'Aklı dışlayan eğitim sisteminde 'kişi ’nin yaşam ve düşünce tanını şekillendiren kurallar zihinsel, bilimsel, nesnel ve de­neysel bir düşünce mantığına dayalı değildir."

(Ihan Arsel'in bu tümcelerini belki Devinim yöneticileri çı­karmışlardı başlığa

İlhan Arsel, yazısının girişinde de şöyle diyordu:

Diyanet İşleri Başkanlığının yayımlarında yer alan ve din adamlarımız taralından halkımıza eğitim gıdası olarak sunu­lan şeriat verilerinden şu bir iki örneğe göz atalım: 'Beni İs­rail'den bir kavim (mesh olunup) beşer tarihinden silindi, yok oldu...

Ben zannetmem ki. o ümmet fareden başka bir şeye mesh (biçim değiştirme) ve tahvil edilmiş olsun. Çünkü fare (içsin) diye (bir yere) deve sütü konulursa, onu içmez de koyun sütü konulursa onu içer.' (Sahih-i Buhâri Muhtasarı..., Cilt IX, sh. 68-69, hadis no. 1364.)

'Her kim (istinca için — pislikten temizlenme) taş istimal ederse (kullanırsa) adedini tek yapsın (yani üç taş kullansın) (Sahih-i Cilt I, sh. 147, hadis no: 129.)

Esnemeye gelince, şüphesiz o şeytandadır... Biriniz esne­yip (a) diye ağzını ayır(ınca) onun gafletine şeytan güler.' (Sa­hih-i.... XII. sh. 164, hadis no: 2013 ve sh. 165, hadis no: 2014.)

Şeytan her işinizde, hatta yemek yerken dahi yanınızda bu­lunur. Birinizin lokması elinden düşerse onu alıp yesin. Şeyta­na bırakmasın. Sizin biliniz uykusundan uyanıp da abdest aldığında burnundaki nesneyi nefesiyle üç defa dışarıya çıkar­sın, çünkü şeytan uyuyanın genzinde gezer. (Riyazü's Sali- hin... çitti, sh. 59 ve ciltli, sh. 163.)

Tanrı'nın inayetleri (iyilik) çorba kasesinin ortasında değil kenarındadır; kasenin ortasından başlayacak olursanız Tanrı­nın inayetine erişemezsiniz. (Sahih-ı         XII.)

Merkep, şeytan görmedikçe anırmaz. Merkep anırınca siz (Tanrı'nın adını) zikredin, bana da salavat getiriniz. (Sahih-i... 1,sh. 68.)

Hani şu gümüş kaptan bir şey içen kişi yok mu? Muhakkako kişi karnına cehennem ateşini (çupçurpdiye) içerek gönderir' (Sahıb-i... XII, sh. 56, H. 1904.)

Sizden biriniz içeceği (ve yiyeceği) içine sinek düştüğü za­man. o kişi onun (her tarafını) batırsın, sonra çıkarsın (atsın) Çünkü sineğin iki kanadının birisinde hastalık, öbürüsünde de şifa (sağalma, sayrılıktan kurtulma) vardır. (Sahih-i... cilt IX, sh. 71, hadis no. 1365.)"

Bu örnekleri verdikten sonra, Prof. İlhan Arsel, yazısını şöy­le sürdürüyor:

Bu yukarda belirtilen hükümler Müslüman kişilerin eğiti­mini sağlayan sayısız uygulamalardan sadece birkaç örnektir ki aklı başında olan her insanı yerinde sıçratmaya yeter. Ne yazık ki şeriat eğitimi tümüyle gökten inme ve aklı dışlayan bu tür verilerin öğreniminden ibaret olup her yönüyle insan deni­len varlığı düşünemez hale getirme amacını içerir. Bununla da yetinmez, fakat aynı zamanda 'bilimsel mantık' diye bir şey olamayacağı bilincini yerleştirir. Su nedenle ki 'sebep' ve 'il­let' arasındaki ilişkiler, akılcı mantık' veya 'deney' usulleriyle değil, fakat 'iman' ve 'inanç' öğeleriyle anlatılmak istenmiştir: ’Tanrı inayetleri’, 'cennetler', cehennemler', şeytanlar', 'cin­ler' vs. gibi hususlar ve özellikle batıl inanışlar kişinin tek dü­şün ölçeği yapılmıştır, örneğin yukardaki örneklerde farenin deve sütü içmeyip koyun sütü içmesi konusundaki hadis, güya günahkar bir Yahudi kavminin vaktiyle Tanrı tarafından fare cinsine dönüştürülmüş olmasıyla ilgilidir. Diyanet'in İslam kaynaklarından naklen söylemesine göre güya vaktiyle Yahu­di kavimlerinden biri, günahkar olduğu için Tanrı taralından fare şekline dönüştürülmüştür. Ancak bu Yahudi kabilesi deve sütü içmez olduğu için fareler de öyle olmuşlardır. Diyanet'in açıklaması aynen şöyle: 'Mesh, günahkâr bir kavmin Allah ta­rafından toptan maymun, hınzır (domuz) gibi bir hayvan cinsi­ne kalb-ü tahvil edilmesidir ki, geçmiş ümmetler arasında vuku bulmuştur. Hadiste haber verilen hadise de onlardan bi­ridir. Fare deve sütü içmez de, koyun sütü içer fıkrası Beni İs­rail’den olan o kavmin fareye tahvil olunduğunun delilidir. Şöyle ki devenin eti, sütü Beni İsrail'e Allah tarafından haram kılınmıştı. Kat'iyyen Beni İsrail (israiloğullan) deve sütü içmez­lerdi. Fare'nin de içmemesi, onları bir yerde toplayan nokta oluyor. (Bkz. Sahih-i.... Cilt, IX, sh. 68-69.)

Domuz eti. Yahudilerde de Müslümanlarda da "haram!." O nasıl oluyor? Çocukluğumuzda, okulda ne öğrendiğimizi me­rak edenler, bilgisiz kadınlar sorarlardı:

Söyle bakalım bir mi çok, bin mi çok!

Elbette bin çok!

Bilemedin, derlerdi, bir çok! Bir Allah da, bin şeytan! Kafa­mız iyice karışırdı. Çoğunluk sistemi, dincilere göre değil...

Prof. İlhan Arsel'in "Devinim"e yazdığı yazı daha bitmedi, pazar günü çıkacak "Ankara Notları"nda sürdüreceğim. O gün, Turan Dursun’un öldürülüşünün yıldönümü, onu da ana­cağım!